YARATILIŞ GAYEMİZ
Yazma Eserlerin İzinde: 20 Mayıs 2012’de, Alâeddin Keykubat’ın hz. Mevlâna ve Ailesini Konya’ya Davet Mektubu Bulundu
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
AKŞAM OLMAKTA
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Ekonomide yeni şeyler söyleme zamanı
İlk Yarıdaki Coşkulu Oyunla
MAÇKA YOLLARI
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÖNCE BİZ ŞIMARDIK
ÖZBEKİSTAN’DA GENÇLER İÇİN MİLLİ RUH VE MİLLİ TARİH ÇALIŞMALARI
RED ETME
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
Antalya Güneşi, Konya Rüzgârı
Gelecek İnfaz Edildi
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
"Herkes kendi kapısının önünü süpürse, caddeler, sokaklar, evler tertemiz olur”, "Sen seni bil, sen seni. Sen seni bilmezsen patlatırlar enseni”, "Kendisi yardıma muhtaç bir geda, nerde kaldı gayrıya himmet ede”, "nefsini bilen, Rabbini bilir”, "kendin için istediğini başkası için de iste”, "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”, "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin”…
En çok yanıldığımız, en fazla vebale girdiğimiz ve her zaman içimizi yakan bir ateş durumunda olan yukarıda sıraladığım hususlardır. Bir meselede kesinlikle kendimizi, yaptıklarımızı, hatalarımızı, kusurlarımızı ele almadan, çalakalem, rast gele, hiç düşünmeden
insanlar hakkında hüküm veriyoruz. Sözümüzün önünü, sonunu hiç hesaba katmıyoruz. Bir de üstelik zeytinyağı misali üste çıkmaya, kendimizi haklı göstermeye çalışıyoruz.
Ön yargı, peşin hüküm, yargısız infaz…ne dersek diyelim, hiçbir haklılık yönü yoktur bu tavırların. Hatta bunlara; "cemiyet hastalığı” deniyor. Gerçekten öyle! Söz ağızdan çıkmadan önce söz kendin mahkûmun, söz ağızdan çıktıktan sonra sen o sözün mahkûmu olursun.
Şöyle bir düşünelim neden kulak iki, göz iki de ağız bir? Büyükler derler ki; "boğaz dokuz boğum”. Hemen söyleyivermek kolay ama sonrası? Sonrası önemli. Bizim İmam Hatip Okulunda bir hocamız vardı devamlı; "Evladım, Hatice'yi değil, neticeyi düşünün” derdi.
Baktığımız zaman kendimizi eleştiriye tabi tutmamanın altında; Ben hata yapmam, beni kimse eleştiremez, ben eleştiriye kapalıyım, kimse bana hesap soramaz, her şeyi ben bilirim, ben varsam olur değilse dünya yıkılsa umurumda değil… hamakatı, kibri, cehaleti yatmaktadır. Böyle bir tabiata sahip olanlar, makamlarını tehdit, şantaj, korkutma aracı olarak kullanmaktan zevk alır. Bunlar toplumda sevilmez.
Toprak gönüllü olanların itibarı önce Rabbimiz nezdinde, sonra insanlar nezdinde değerlidir. Asıl olan da bu değil mi? Şu fani dünyada insan biriktirmenin yollarını aramak lazım. Yüce kitabımız bunları öğütler. Sevgili peygamberimizin tavrı bu yöndedir. Gönül sultanları bu hususu hayat ilkesi yapmışlardır. Onun için gönüllerde yer etmişlerdir.
Sözün özü; samimi olmak, maskesiz tavır sergilemek, kibri, tepeden bakmacılığı, ben bilirim ahmaklığını, incitici tutumdan kaçınmak insan olmanın şartıdır.
Az Bulunuyor!
Gezsen kâinatı bulurum diye,
Ruhu temiz duran az bulunuyor,
Sohbetle derdini alırım diye,
Gönüllere giren az bulunuyor!
Hakka ibadettir halka hizmetler,
Kur'an içindeki nice hikmetler,
Allah'ın lütfudur güzel nimetler,
Gerçekleri gören az bulunuyor!
Kılık ve kıyafet adam etmiyor,
Şölen ve ziyafet lezzet katmıyor,
Maskeli tavırlar özde tutmuyor,
Sevdiğini saran az bulunuyor!
Rabtan uzak kalan tefekkür bilmez,
Masivaya dalan tezekkür bilmez,
Kula nankör olan teşekkür bilmez,
Kalbi Hakka varan az bulunuyor!
Leyla'yı bulanlar Mecnunu bilir,
Müslüman olanlar mahbubu bulur,
Nefsini bilenler Rabbini bilir,
Hakikate eren az bulunuyor!
Bulamayabilirsin!
Vefadan bîhaber dost, üzme canı bu darda,
Hasbi olan kulları bulamayabilirsin,
Hıçkırıklar içinde bir gün gelir arar da,
O aydınlık yolları bulamayabilirsin!
Dillerini har edip kalbe batırma sakın,
Ağyarları yar edip dostu bitirme sakın,
Nurlarını nar edip kana yatırma sakın,
Muhabbetli dilleri bulamayabilirsin!
Canlar canlara muhtaç tek başına olamaz,
Eller ellerden üstün bir kenarda kalamaz,
Hak sevgisi ebedi hiçbir fani alamaz,
Cennet gibi illeri bulamayabilirsin!
Güllerini güzel tut dikeni batmasın hiç,
Gülistana sevgi kat kokusu gitmesin hiç,
Gönül dostlarımızla muhabbet bitmesin hiç,
Sevgi dolu halleri bulamayabilirsin!
Yedi bölge dört iklim bir bedendir tek bir baş,
Aynı yolun yolcusu her birimiz arkadaş,
Davaya baş koymuşuz vatan için tüm sırdaş,
O samimi elleri bulamayabilirsin!
Kaybettik!
Hoş kahveler içtik, dost hanesinden,
Telve dilde kaldı, nazı kaybettik,
Muhabbete daldık, şahanesinden,
Dost mazide kaldı, özü kaybettik!
Çok yakılar sardık, dert gitsin diye,
Merhemlerden sürdük, berkitsin diye,
Onulmaz yarayı, terk etsin diye,
Güzel temenniyi, sözü kaybettik!
Eğlendik ve güldük, safiyane hep,
Canana göz olduk, sahiyane hep,
Ahbaba can bulduk, dahiyane hep,
Sabırlarımızı, nazı kaybettik!
Gülmeyi kâr kıldık, mutlu gün için,
Maskeyi yar bildik, kutlu gün için,
Dostla bahar bulduk, tatlı gün için,
Sevinç tasa oldu, bizi kaybettik!
Kalp sevgiyi sildi, tekliyor şimdi,
Sevgi rafta kaldı, bekliyor şimdi,
Nadide yerinde saklıyor şimdi,
Hasretler içinde, sizi kaybettik!
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?
DOSTLUĞUMUZ NE KADAR SAMİMİ?
İSLAM BARIŞ DİNİDİR
ÖMER DİNÇER KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİNDE İSRAİL’İ KONUŞTUK
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
ÇANAKKALE’Yİ HATIRLAMAK
SORU İÇİNDE SORU!