SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Hz. Peygamber:
‘Şiir, Arapların vurgulu sözlerinden bir sözdür ve onlar, toplantılarında bununla konuşur ve aralarındaki kinleri onunla açığa vururlar' buyurduktan sonra eski şiirden bir dörtlük okudu.
Hz. Peygamber'den bu yönde yapılan ve İslamî Arap şiirinin fikrî altyapısı olarak değerlendirilmesi gereken diğer bazı rivayetler ise şöyledir:
"Şiir, ifadeleştirilmiş bir sözden başka bir şey olmayıp hakka uygun olanı güzeldir. Hakka uygun olmayanında ise hiçbir hayır yoktur.”
"Şiir de, bir sözden başka bir şey değildir. Sözün ise bazısı kötü, bazısı da iyidir.”
"Kimi şiir vardır ki, hikmettir.”
Hz. Peygamberimizin şiire ve şaire bakışı bu doğrultuda olunca onun şairlerinden söz etmekte yarar görüyorum. Peygamberimizin 3 tane meşhur şairi vardı: Ka'b Bin Züheyr, Hassan bin Sabit, Abdullah bin Revaha.
Bu konuda ortaya konulan en mükemmel örnek, özellikle Hz. Peygamber'e vurgu yapan bazı beyitlerine yer verilecek olan Ka‘b b. Zuheyr'in 59 beyitlik Kasîde-i Burde'sidir. Bilindiği üzere, Ka‘b, Müslüman olan kardeşi Buceyr'e hitaben yazdığı hicviye sebebiyle Hz. Peygamber, hakkında ölüm emri vermiştir. Ancak kardeşinin bu emirle ilgili olarak kendisini uyarması üzerine pişmanlık duymuş ve bir hayli çabadan sonra Hz. Peygamber'in huzuruna gelerek adı geçen ünlü kasidesini söylemiştir.
Aslında Hz. Peygamberi öven beyit sayısı onu geçmeyen bu kasidenin esas önemi, bu konuda çığır açan ve zengin bir İslamî Arap şiiri koleksiyonunun oluşmasına zemin hazırlayan ilk eser olmasıdır.
Bu kaside, müsteşriklerin öncülüğünde ilk kez 1748'de basılmış, daha sonraki yıllarda ise, aslının yanı sıra, Latince, Fransızca, Polonca, Almanca, İngilizce, İtalyanca, Farsça ve Türkçe gibi çeşitli dünya dillerine yapılan çevirilerinin de baskıları yapılmıştır.
Kaside-i Bürde'den bölümler…
Selem ağaçlarının bulunduğu yerdeki,
Peygamber dostlarını yâd mı ağlatan seni?
Medîne rüzgârı mı¸ söyle seni ağlatan?
Gece çakan şimşek mi yoksa İdem Dağından?
Gözlerine ne oldu¸ dur dedikçe akmakta,
Kendine gel dedikçe¸ kalbin coşup yanmakta
…………..
Hazret-i Muhammedin¸ kerem yağmurlarından,
Bir damla almak ister¸ bilcümle peygamberân
Zâhirî ve bâtınî¸ rûhânî ve cismânî
Varlıkların hepsinden Odur Hakka sevgili
Hudutsuzdur zâtının fazîlet ve kemâli,
Mümkün değil anlatmak¸ dil ile kemâlini
Eğer Resûlullahın cümle mûcizeleri
Büyüklüğünü dile¸ getirebilse idi
Mübârek isimleri¸ anıldığı zamanda
Hep çürümüş kemikler dirilirdi bir anda
Tâkatımız üstünde bize yük yüklemedi,
Baş ve göz üzeredir¸ emir ve nehiyleri
Hakîkî değerini anlatmaktan âciziz
Bu yönüyle övmekten yeğdir sükût etmemiz
……………
Peygamber efendimiz¸ güneş gibidir bilin,
Ondan ziyâ bulmakta nücûmu resûllerin
Allah Onu ahlâkta¸ tezyin edip yarattı,
Güzel huy¸ güler yüzle¸ bezemiştir zâtını
Latîf yaradılmıştır¸ gül ve çiçek misâli,
Parlak ve şereflidir¸ ayın on dördü gibi
Himmetli ve gayretli¸ o nebî zaman kadar
Onun cömertliğinde¸ damladır okyanuslar
Mübârek bedenini kucaklayan toprağın,
Kokusu misk ü amber gibi hoştur¸ inanın
Ne mutlu o toprağı koklayıp öpenlere,
O mübârek kokuyu sineye çekenlere
Arab olan¸ olmayan bilcümle insanların,
Efendisidir¸ hem de yüzü suyudur cihânın.
Kötülüğü yasaklar¸ emreder iyiliği,
Bir ilâhî emirdir emir ve nehiyleri
O Server Rabbimizin¸ öyle bir kuludur ki,
Her tehlike ânında umulur şefâati
O öyle bir Resûl ki¸ Allaha ibâdete, çağırır insanları¸
Ona uyun elbette
Hiç kopmayan¸ sağlam bir ipe yapışmış gibi,
Emniyette hisseder¸ râhat bulur kendini
İlâhî izin ver de âl ü eshâbına da,
Onlara tâbi olan ehl-i takvâlara da
Rahmet bulutlarının akması dâim olsun,
Halîm ve kerîm kullar¸ rahmetine kavuşsun
Yâ Rab¸ sabâ rüzgârı esip esip durdukça,
Ban ağacı dalları sabâyla sallandıkça
Kervanbaşı o tatlı tatlı nağmeleriyle,
Develerini aşka getirdiği müddetçe
Fahr-i kâinât ile hem âl ü eshâbına,
Gönder rahmet bulutu¸ tâbi olanlarınaSELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ