KİMSEYE MUHTAÇ OLMAYALIM!

2 yıl evde hapis hayatı gibi yaşamaktan, kimseyle görüşememekten, omuz omuza saf tutamamaktan, sevdiklerimizle şöyle candan sarılışlar yapamadan geçirdik. Ne büyük nimetmiş değil mi? Telefon, internet olsa da, herkes le canlı bağlantılarla görüşsek te tadı olmadı. İllaki dünya gözüyle görüp o canım sohbetler yüz yüze yapılmalı. Çok şükür geride bırakıyoruz tüm sıkıntıları derken bu seferde Dünya'da yaşanan bir ekonomik daralma ister istemez bizleri de etkiledi. Üstüne birde Rusya – Ukrayna savaşı tuz biber oldu. Tüm bu sıkıntılı süreçlerden aslına bakarsanız ders alacak o kadar çok konu var ki. Mesela sağlık sektörümüz ciddi bir sınavdan geçti ve Dünya'da en başarılı ülkelerden biri olduk. Mutlaka sıkıntılar yaşandı ancak hastane kapasitelerimizden, sağlıkçı kadromuza, teknik imkânlardan ilaç tedarikine kadar birçok alanda iyiydik. Yine bu süreçte sosyal yardımlar, desteklemeler vs. milleti azda olsa rahatlattı. Millette geçti bu sınavı. Yardımlaşarak, ekseriyetle kurallara uyarak, ekonomik sıkıntılara rağmen yine de üretime destek vererek iyi bir süreç yaşandı. Şimdi ise son yaşanan süreçte yaşanan gıda sorunları bize tarım politikamızı tekrar gözden geçirmemizi sağlamalı. Temel gıda maddelerinde kendi kendimize yetecek seviye de olmak zorundayız. Şeker, ayçiçeği, un gibi. Ayçiçeği hariç diğerlerinde ciddi bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum. Ancak Ayçiçeği üretimi desteklenmeli. Pahalı da olsa o Ayçiçek yağı tezgâhlarda olmalı mutlaka. Çünkü bunu üretecek toprağımız da, üreticimizde var çok şükür. Kimseye fırsatçılık vermemeliyiz. Yoksa biri çıkar sorumsuzca "yağ stoklarımız az kaldı” der sonra oluşan kuyruklar karşımıza çıkar. Tabi kazanan o zatı muhteremler Olur! Bunlara mahal vermeden tarım politikamızın yol haritasını tarımcılarla, çiftçilerle bir olup yeniden oluşturmak gerek. Kimseye muhtaç olmayalım. Evet yaşadığımız her zorlu süreçlerden ders alıp daha güçlü yol alıyoruz. Üretimde üst üste rekorların kırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ekonomide ki dolar ve enflasyon kıskacını kırdığımız anda bu ülkede tarımdan sanayine çok güzel şeyler yaşanacak. Biraz sabır, biraz umut, biraz destek. Her şey çok daha hayırlı olacak.

****************************************

Konya'mızın görünen yüzü, dışarıya açılan kapısı, turizmi, tarihi, kimliği olan Hz. Mevlana'nın Türbesinde yıllarca yenileme çalışları yapıldı. Son olarak 1,5 yıl süren yenileme çalışmaları sonrası Yeşil Türbe geçtiğimiz yıl 17 Aralık Şeb-i Arus'ta misafirlerini bu kez turkuaz rengi ve yeni görünümüyle ağırlamaya başlamıştı. 60 yıl sonra yapılan bu çalışma öyle titizlikle yapıldı ki çinilerin ebat ve adedine kadar hesaplanmıştı. Geçtiğimiz hafta o çinilerin tek tek döküldüğüne şahit olduk. Gerekçe soğuk havalar olsa da bu açıkçası bizleri çok tatmin etmedi. Bunca ince hesaplar yapılırken soğuk, sıcak dengeleri de hesaplanması gerekmez miydi? Ne kadara mal olduğu ile ilgilenmiyorum. Sadece bu kadar süre içinde yapılan çalışmaların sonucunda böyle bir sorun yaşanmasına üzülüyorum. Yoksa telafisi mutlaka yapılır. Yeniden gözden geçirilir, daha iyisi de yapılır. Ancak daha yılını doldurmayan bir çalışmanın çökmesi olmadı. Bu türbeyi yenileme işini alan firma yetkililerine diyorum ki; ecdadın yapılarını inceleyin, nasıl malzeme kullandıklarını, nelere dikkat ettiklerini bir araştırın. Sonra bu yenileme işine girin olmaz mı? Eyvallah…


Yazarın Diğer Yazıları