NUR TOPU GİBİ!
Dün gece vakarlı Müslümanlar mumla arandı.
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
ÖZGÜR ÖZEL FETVA VERİRSE…
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
YILBAŞI KUTLANABİLİR Mİ?
Yüksek faiz maliyetleri ekonomik bir kâbus haline geldi
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
KÜRESEL GÜÇLERİN ELİNDEKİ SİHİRLİ GÜÇ, BİLİM
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
SEVDALISIYIZ
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Musluktan Akan Yalanlar, Akmayan Sular
İnsanoğluna verilen en büyük nimetlerden biri, belki de en büyüğü iradedir. Çünkü irade, insanı meleklerden de hayvanlardan da ayıran temel özelliktir. Meleklerin iradesi vardır, ama onlar yalnızca Allah'ın emrettiğini eksiksiz yerine getirirler. Hayvanların iradesi yoktur, onlar da içgüdüleriyle hareket eder. İnsana ise iki yoldan birini seçme imkânı verilmiştir. İşte bu imkân, hem büyük bir lütuf, hem de ağır bir imtihantır. Allah Teâlâ Kur'an'da buyuruyor ki: Biz ona yolu gösterdik, ister şükredici olur, ister nankör. (İnsan, 3)
Bu ayet, iradenin bir lütuf olduğunun ilanıdır. İnsan, akıl ve kalp terazisinde önüne konulan seçeneklerden birini seçme hakkına sahiptir. İşte bu seçme gücü, özgürlüklerin en büyüğüdür. Çünkü irade, insana ,seçme hakkını verir, onu sorumlu, iradeli, şahsiyet sahibi bir varlık kılar.
Kul olduğunu bilen ve bunun şuuruna eren insan, kendi cüz'i iradesini Rabbinin küllî iradesine tâbi kılar. Yâni, O neden razı oluyorsa onu yapar,neye rızası yoksa ondan kaçar. Cenâb-ı Hak bu irade imtihanını başarabilen kullarını ebedî cennetle lütuflandıracaktır.
İrade aynı zamanda ağır bir imtihandır. Çünkü seçtiğimiz her şey, bizden hesaba çekilecektir. Kur'an-ı Kerim buyuruyor. Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür, kim de zerre kadar şer işlerse onu görür. (Zilzâl, 7-8)
İnsanın attığı her adım, kullandığı her kelime, iradesinin bir sonucudur. Kimi bu iradeyi ibadete, hayra, iyiliğe yöneltir, kimi de günaha, nefsin arzularına, şeytanın tuzaklarına. İşte bu yüzden irade, cennetle cehennemin anahtarıdır. İrade, nefisle imtihanın merkezindedir. Nefis sürekli kötülüğü fısıldar. Çünkü nefis daima kötülüğü emreder. (Yusuf, 53)
İşte burada irade devreye girer. Kimi iradesini nefsin kölesi yapar, onun her isteğini yerine getirir. Bu kişi özgür olduğunu sanır ama aslında en büyük esareti yaşar. Kimi de iradesini Allah'a teslim eder, nefsini dizginler, hevasını susturur. İşte gerçek özgürlük budur.
İrade, kas gibidir, çalıştırıldıkça güçlenir. Oruç, sabrın ve iradenin en güzel eğitimidir. Namaz, nefse karşı bir disiplin eğitimidir. Zekât, mal sevgisini kıran bir irade imtihanıdır. Cihad, canı uğruna feda etmeyi göze alan bir irade göstergesidir. Bir insan sabrederek, azmederek, nefsiyle mücadele ederek iradesini terbiye ederse, sadece kendini değil, çevresini de aydınlatır.
Burada ince bir nokta vardır. Biz seçeriz, ama sonuç Allah'ın kudretiyle gerçekleşir. İnsan, iradesiyle yönünü belirler, hayrı seçerse Allah hayra ulaştırır, şerri seçerse kendi eliyle helake sürüklenir. İşte bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. Kuvvetli mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlıdır. Her ikisinde de hayır vardır. Sana faydalı olan şeye gayret et, Allah'tan yardım dile ve asla aciz olma. (Müslim, Kader, 34)
Demek ki kul iradesini kullanacak, gayret edecek, sonra da neticeyi Allah'a bırakacaktır. İşte teslimiyetin özü budur.Bugün çağımızın en büyük yarası, irade zaafıdır. Teknoloji bağımlılığı, sosyal medya esareti, tüketim çılgınlığı, öfke patlamaları. Bunların hepsi, irade terbiyesinden geçmemiş bireylerin eseridir. İradesini nefsine kaptıran, başkasının algısına hapsolan, kendi hayatının kaptanı olamaz.
İrade, Allah'ın insana verdiği en kıymetli hediyedir. Hem lütuftur çünkü bizi insan kılar, özgürleştirir. Hem imtihandır çünkü bizi sorumlu tutar. İrade, insanın hem en büyük şerefi, hem de en ağır yüküdür.
Can kardeşlerim, irademizi Allah'ın rızasına yöneltelim. Çünkü irade, insanın kalemi gibidir, her gün kader defterimize yeni satırlar yazıyoruz. Bu satırlar ya bizi cennete götürecek nurdan cümleler olur ya da cehenneme sürükleyecek karanlık lekeler. İnsan hayatı, aslında bir kilitli kapı gibidir. O kapının iki tarafı vardır. Biri cennetin bahçelerine açılır, diğeri cehennemin karanlığına. Anahtar ise bizim elimizdedir. Evet, cennetle cehennemin anahtarı kalbimizin ve dilimizin derinliklerinde gizlidir.
İman, takva, güzel ahlâk ve salih ameller o anahtarı cennetin kapısına çevirir. Küçük bir iyilik, içten bir dua, kalpten gelen bir istiğfar, o anahtarın cennetin kapısında dönmesine vesile olur. Bir tebessüm, bir yetimin başını okşamak, bir gönlü kırmamaktır bazen o anahtar.
Fakat aynı anahtar, yanlış ellerde cehennemin kapısını da açabilir. Kibir, haset, kul hakkı, günah ısrarı. İnsan, kalbini kararttığında ve dilini kirlettiğinde, elindeki anahtarı farkında olmadan cehennemin kapısına çevirir. İşte o anda açılan kapı, karanlık ve ateş dolu olur.
Rabbimiz bize, tercih hakkı verdi. İnsanın en büyük imtihanı da bu tercihte gizlidir. Hangi kapıyı açacağız? Hangi yöne çevireceğiz o anahtarı? Cennet mi, cehennem mi? İşte bütün mesele budur.
O halde! Elindeki anahtarı kaybetme. Onu kirli ellerde değil, tertemiz kalpte tut. Her nefeste, her adımda, her sözde, hangi kapıya doğru yürüdüğünü düşün.İrade, insanın hem imzası, hem imtihanıdır. Kim onu Hakk'ın rızasına yöneltirse, Allah cc hu'nun rızasını kazanır, Kim iradesini Hakk'a teslim ederse, yolu rahmete çıkar, nurlu aydınlığa mühür vurur, kim nefsine teslim ederse, uçuruma sürüklenir, karanlığa mühür vurur. Unutma can kardeşim. Cennet de cehennem de bir tercihtir.
Ve o tercihin adı, iradedir.
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
BU NAMAZLA ALAY EDEN NESİL Mİ, SESSİZ KALAN TOPLUM MU? BU ÜLKEDE BAŞKA DİNLERLE ALAY EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
REĞÂİB GECESİ BİR GECE DEĞİL BİR YÖN TAYİNİ
SOKAKLARIMIZ YABANCI, TABELALARIMIZ SUSKUN, KULAKLARIMIZ ESİR
Hazreti Pîr Mevlânâ’nın Şeb-i Arûsu, Bizim de Şeb-i Arûsumuz Olsun
Hz.Şems-i Tebrizi,Hz. Mevlânâ sema ve Biz
ŞEMS ve MEVLÂNÂ’NIN KARŞILAŞMASI
O Geliyor Konya’nın Kalbine Düşen Bir Nefes
Kadın istihdamımı? Aile istihdamı mı?
Modern Çağın Tuzakları