Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Kıştan, kışın soğuğundan ve sosyal hayata etkilerinden bahseden şiirler genellikle "der vasf-ı şitâ, kasîde-i şitâiyye der hakk-ı ...” gibi başlıklar taşıdığından şitâiyye olarak anılmıştır. Bu tür şiirler bilhassa XVI. yüzyıldan itibaren yaygınlık kazanmış, özellikle ramazan veya bayramların kışa rastladığı yıllarda şairlerin itibar ettiği manzumeler arasına girmiştir.
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
(Bâkî)
(Yine bâd-ı havadan yeryüzüne çok akçe düştü; akçeler, ovanın eteklerini ve dağların ceplerini doldurdu.)
Kış mevsimi Divan şairleri için yaşadıkları dönem itibarıyla da farklı değerlendirilmiştir. 16. asır, Osmanlının her bakımdan zirvede olduğu bir zamandır. Zamanın sultan-ı şuarası (şairler sultanı) Bâkî, Osmanlı Devletine çeşitli ülkelerden gelen vergileri, hediyeleri kastediyordu bu sonbahar tasvirinin derununda. Kışı tasvir ederken de benzer bir teşbihe başvuruyor:
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
Yine bâd-ı havadan yeryüzüne çok akçe düştü; ovanın eteklerini ve dağların ceplerini doldurdu.
Kar yağışı o denli şiddetlidir ki gökten inen kar taneleri ile göz gözü görmemektedir. Yağan karla ovanın etekleri, dağların cepleri/gedikleri tamamen dolmuştur.
Bâd-ı hevâ; hem havadan/gökyüzünden hem de bedavadan anlamında. Akçe kelimesi ile hem gümüş hem de kar taneleri kastedilmiştir.
Dâmen-i sahra; ova eteği anlamına geldiği gibi devlet hazinesi anlamında kullanılmış ve dağ heybeti taşıyan Osmanlı Devleti de dağa benzetilmiştir.
Dağın gedik kalan kısımları cebe benzetilmiş. Buralar dahi karla dolmuş yani gümüş akçelerle zenginliğine zenginlik katılmıştır.
Bâkî, bize kıştan haber verirken, Osmanlı devletinin tarihinden kayıtlar düşmeyi de ihmal etmemiştir.
Gerçek sanatkâr için olaylar, mekânlar ve zamanlar normal değildir. Onların bakış açılarında farklılık ve estetik değer daima ön planda olmuştur. Hele Divan şairleri için bu durum daha da farklıdır. Onlar yazdıkları bir beyte, bir mısraa aynı zamanda şifre bilgiler de eklemeyi asla ihmal etmemişlerdir.
Şitaiyye. Kış nağmeleri. Kışa övgü şiirleri. Ama Cenap Şehabettin ondan şikâyetçidir. Ama benzetme müthiş: Karın uçuşu ve eşini kaybeden kuşun uçuşu.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Kış soğuktur; adıyla, hissedilmesiyle. Kış ile beraberliği, zaman aynılığı olan kar ise kış kadar soğuk, ürpertici değildir.
Kar, beyazlığın; kar, temizliğin timsali. Kar için "ak” değil "beyaz” renk ismi kullanılır. Süt için "beyaz” değil "ak” kelimesi kullanılır.
Alnımızın temizliği için "ak” der, "beyaz” demeyiz. Genel anlamda "ak” hem renk hem de temizlik, paklık anlamında kullanılır. Kar da öyledir. O, temizliğin, beyazlığın sembolüdür. Ama rengi "ak” değil "beyaz”dır.
Hayatın kendi şartlarını, kendi içinde değerlendirmek, düşünmek gerekir. Kışın şartlarını Anadolu coğrafyasının değişik bölgelerine göre düşünmeliyiz. ”Yağmur duasına Batı Anadolu'da çıkılabilir ama kar duası olmaz. Doğu ve İç Anadolu'da hem yağmur hem kar duasına çıkılabilir.
Karın temizleyici özelliği ile ve soğukla kırılan hastalık yapan mikroplar da yok olur. Karın temizleyici özelliği ile toprak temizlenir. Toprağın zararlı maddeleri iner gider aşağılara doğru. Toprağı suya gark eder onu suya doyurur. Çok karlı geçen kışın arkasından toprak su fışkırır. Kaynaklar daha yoğun ve uzun süre akar. Bu yüzden kar berekettir.
Azer Yaran şöyle diyor:
Kar fazlalıkları gideriyor, bütünlüyor noksanlıkları;
Kar ağrıları dindiriyor, ülke uyuyor kardan bir yorganda
Pürüzsüz--teline dokunamazsınız!
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ