YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kıştan, kışın soğuğundan ve sosyal hayata etkilerinden bahseden şiirler genellikle "der vasf-ı şitâ, kasîde-i şitâiyye der hakk-ı ...” gibi başlıklar taşıdığından şitâiyye olarak anılmıştır. Bu tür şiirler bilhassa XVI. yüzyıldan itibaren yaygınlık kazanmış, özellikle ramazan veya bayramların kışa rastladığı yıllarda şairlerin itibar ettiği manzumeler arasına girmiştir.
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
(Bâkî)
(Yine bâd-ı havadan yeryüzüne çok akçe düştü; akçeler, ovanın eteklerini ve dağların ceplerini doldurdu.)
Kış mevsimi Divan şairleri için yaşadıkları dönem itibarıyla da farklı değerlendirilmiştir. 16. asır, Osmanlının her bakımdan zirvede olduğu bir zamandır. Zamanın sultan-ı şuarası (şairler sultanı) Bâkî, Osmanlı Devletine çeşitli ülkelerden gelen vergileri, hediyeleri kastediyordu bu sonbahar tasvirinin derununda. Kışı tasvir ederken de benzer bir teşbihe başvuruyor:
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
Yine bâd-ı havadan yeryüzüne çok akçe düştü; ovanın eteklerini ve dağların ceplerini doldurdu.
Kar yağışı o denli şiddetlidir ki gökten inen kar taneleri ile göz gözü görmemektedir. Yağan karla ovanın etekleri, dağların cepleri/gedikleri tamamen dolmuştur.
Bâd-ı hevâ; hem havadan/gökyüzünden hem de bedavadan anlamında. Akçe kelimesi ile hem gümüş hem de kar taneleri kastedilmiştir.
Dâmen-i sahra; ova eteği anlamına geldiği gibi devlet hazinesi anlamında kullanılmış ve dağ heybeti taşıyan Osmanlı Devleti de dağa benzetilmiştir.
Dağın gedik kalan kısımları cebe benzetilmiş. Buralar dahi karla dolmuş yani gümüş akçelerle zenginliğine zenginlik katılmıştır.
Bâkî, bize kıştan haber verirken, Osmanlı devletinin tarihinden kayıtlar düşmeyi de ihmal etmemiştir.
Gerçek sanatkâr için olaylar, mekânlar ve zamanlar normal değildir. Onların bakış açılarında farklılık ve estetik değer daima ön planda olmuştur. Hele Divan şairleri için bu durum daha da farklıdır. Onlar yazdıkları bir beyte, bir mısraa aynı zamanda şifre bilgiler de eklemeyi asla ihmal etmemişlerdir.
Şitaiyye. Kış nağmeleri. Kışa övgü şiirleri. Ama Cenap Şehabettin ondan şikâyetçidir. Ama benzetme müthiş: Karın uçuşu ve eşini kaybeden kuşun uçuşu.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Kış soğuktur; adıyla, hissedilmesiyle. Kış ile beraberliği, zaman aynılığı olan kar ise kış kadar soğuk, ürpertici değildir.
Kar, beyazlığın; kar, temizliğin timsali. Kar için "ak” değil "beyaz” renk ismi kullanılır. Süt için "beyaz” değil "ak” kelimesi kullanılır.
Alnımızın temizliği için "ak” der, "beyaz” demeyiz. Genel anlamda "ak” hem renk hem de temizlik, paklık anlamında kullanılır. Kar da öyledir. O, temizliğin, beyazlığın sembolüdür. Ama rengi "ak” değil "beyaz”dır.
Hayatın kendi şartlarını, kendi içinde değerlendirmek, düşünmek gerekir. Kışın şartlarını Anadolu coğrafyasının değişik bölgelerine göre düşünmeliyiz. ”Yağmur duasına Batı Anadolu'da çıkılabilir ama kar duası olmaz. Doğu ve İç Anadolu'da hem yağmur hem kar duasına çıkılabilir.
Karın temizleyici özelliği ile ve soğukla kırılan hastalık yapan mikroplar da yok olur. Karın temizleyici özelliği ile toprak temizlenir. Toprağın zararlı maddeleri iner gider aşağılara doğru. Toprağı suya gark eder onu suya doyurur. Çok karlı geçen kışın arkasından toprak su fışkırır. Kaynaklar daha yoğun ve uzun süre akar. Bu yüzden kar berekettir.
Azer Yaran şöyle diyor:
Kar fazlalıkları gideriyor, bütünlüyor noksanlıkları;
Kar ağrıları dindiriyor, ülke uyuyor kardan bir yorganda
Pürüzsüz--teline dokunamazsınız!
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ
KUR’AN’A UYSAYDIK, BU BADİRELER GİRMEZDİK!
NEDEN BU HALE GELDİK?