Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Recep Öğütçü
Recep Öğütçü
recepogutcu@yenikonya.com.tr

Kadın Cinayetleri Niçin Artıyor?

31 Ağustos 2019, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:

Son yıllarda kadınlara karşı şiddet ve cinayet olaylarının arttığı bir gerçek. Her gün yeni bir kadın cinayeti duyuyoruz. Hatta çocuğunun gözü önünde, sokak ortasında işlenen cinayetler kan dondurucu nitelikte. Normal insanın aklı almıyor, yıllarca koynuna girip yattığı, birlikte yastık paylaştığı, kaderde ve kıvançta ortak olduğu, nice sıkıntıları ve badireleri birlikte omuz omuza vererek atlattığı bir kadını, bir masum, güçsüz, savunmasız canı, insan, nasıl hunharca öldürebilir. Burada belli ki psikolojik bir sorun var, belli ki, cani kendi halinde değildir, cinnet geçirmektedir. Pekiyi bir erkeği o cinnet haline sokan sebepler nedir, işte bu sebepler sorgulanmalı, araştırılmalı ve önlem alınmalı.

Evet, normal bir erkek bir yastığa baş koyduğu, her türlü sırrı paylaştığı eşini- hanımını öldüremez, ona eli kalkmaz, ona zarar veremez. Zira hanım, erkeğin bir parçasıdır, ona gelen bir acı kendi organına gelmiş kadar acı verir. O halde cinayet işleyen bir erkek şok halindedir, cinnete girmiştir, ne yaptığını bilmemektedir veya evlilik yapamayacak şekilde psikopattır, ruh hastasıdır. 1-Başta bu tür psikopat erkeklere evlilik izni verilmemeli, tedavisi mümkünse tedavi edilmeli, sonra evlendirilmeli. 2-Aile içi şiddetin sebebi yokluk ve işsizlik ise, öncelikle erkeğe iş verilmeli, kadın çalışıp erkek kahvehane köşelerinde pineklememelidir. Devletin kadın istihdamına önem vermesiyle beraber çok kadın çalışıyor, erkek işsiz. İşte bu durum evde huzursuzluğa yol açmaktadır. "Ben çalışıyorum, sen yiyorsun” diyerek kadın erkeğin başının etini yemekte, sonuçta bunalan erkek şiddete başvurmaktadır. 3-Son yıllarda internet, sosyal medya ve akıllı telefonların yayılmasıyla kadınlarda ve erkeklerde dışarıya karşı özenti başlamış, huzuru ve tatmini dışarıda arar olmuşlardır. Akıllı telefonlar zina ve fuhuş olaylarını körüklemektedir. Dört duvar arasında kalması gereken olaylar, mahremiyetler dışarıyla paylaşılıyor, mahremiyet sınırı kalkıyor, herkes her şeyini yabancıya açıyor. Bu da ahlaksızlığa, edep yozlaşmasına yol açıyor. Sonuçta boşanmalar, ayrı yaşamalar, evden kaçmalar, kaçırılmalar artmıştır. Çaresiz kalan ve nasihatle sorunu çözemeyen bazı psikopat erkekler, şiddete başvurarak, kaba kuvvetle, korkutarak kadınını veya kızını evde tutma yoluna gitmektedir. Halbuki çözüm şiddette, zorlamada değildir, şiddet aksine sorunu büyütmektedir. Çözüm olarak, evlenmeler de, boşanmalar da kolaylaştırılmalıdır. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerin de açtığı boşanma davaları kolaylaştırılmalı, ağır tazminatlar, ömür boyu süren nafakalar kaldırılmalı, makul bir seviyede olmalıdır. Evet, ağır nafaka ödemeleri şiddete yol açmakta, cinayetleri beraberinde getirmektedir. Uzun süren boşanma davalarından dolayı evlenemeyen ve ağır nafakalar ödeyen erkekler bunalıma girmekte ve işi cinayete kadar götürmektedir.

Pekiyi, başka ne yapılmalıdır? 4- Nafakalar belli yıllarla sınırlı olmalı. Evlilikte bir yılı doldurmayanların, henüz çocuğu da olmayanların nafakası da üç ayı geçmemeli, diğerleri de iki yılla sınırlanmalıdır. Kadınlar nafakaya güvenerek şımarmamalı, erkeğine ceza verme yoluna gitmemelidir. 5-Okullarda müfredat gözden geçirilmeli, ortaokullardan itibaren evlilik dersleri, kadın ve erkek eşitliği, kadın ve erkek hakları gibi dersler konulmalıdır. 6-Evlilik yapacak bireyler için ehliyetler getirilmeli, evlilik kursu açılmalıdır. 7-İstanbul sözleşmesindeki "kadının beyanı esastır” kuralı kaldırılmalı, şahitlendirilmeyen şiddet olayları için erkek evden uzaklaştırılmamalı, aksine kadın sığınma evine alınmalıdır. Sokakta kalan bir erkek artık evine-ailesine güvenmez ve her türlü şiddete açık olur. Hasılı evlilikle ilgili düzenlemeler yapılırken geleneklerimiz, dinimiz, inancımız, kadın ve erkeğin psikolojileri, yerleşik adetler dikkate alınmalı.

Bu yazı 404 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ