Ekonomik sorunların kaynağı sadece talep artışı değildir
Ramazan’ın Gölgesinde Soru ve Birkaç Teklif -8-
Özbekistan’da Gelişen Nevâyî Vilayeti ve Nevâyî Üniversitesi
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
İran Çetin Ceviz Çıktı
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
KİRLİ OYUNA DİKKAT!
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
SAYGIYI KAYBEDEN TOPLUMUN GELECEĞİ OLUR MU?
SEÇİMİM BENİM
BU FUTBOL DEĞİL, ADALET TARTIŞMASI
Müzebzeb
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Kuvvetlice el sıkıştılar. Pazarın orta yerinde, meraklıların yerlerini almasıyla daha da iştahlanan bir pazarlık yaşanıyordu. Küçükbaş elli kadar koyunun sahibi olan adam elini müşteri olan adamın elinden çekmeden hayvanlarını göstererek bağırdı "Vallahi, kazanmıyorum. Yemleri, ilaçları, bakımları bu parayı geçiyor. Ama mübarek gün hadi dönme, yoksa mümkün değil vallahi”
Müşteri gözüne kestirdiği koça bir daha baktı. Nasıl da kostak duruyordu... Tam çoluk çocuğun sevineceği bir kurban diye düşündü... Pazarlığa bir daha iştahlandı
Eller kuvvetle inip-kalkarken devam eden bu pazarlık; çevreden seyredenlerin şahitliğinde devam ederken; kalabalığın içinden biri; ses tonuna biraz abi! edası vererek öne atıldı. Müşteri ile pazarcının ellerini kuvvetle tutup; "Durun hele... hadi işi tatlıya bağlayalım; Madem sen 1300 dedin, sen de 1500... ikinizin dediği de olmayacak... Şu mübarek gün de birbirimizi üzmeyelim... Kardeşim; sen hele az daha ver, sen' de biraz zorla bakalım; az kazanıver... Ben 1400'e olsun diyorum; Hadi bitirin bakalım, hadi oldu, oldu...
İki tarafında beklediği oldu sanki; "ya olur mu abi" sözleri havada uçuşa dursun. "Olur olur hadi nazlanmayın da tatlıya bağlayalım" cümleleriyle pazarlık sonlandı. İki tarafta mutlu mesut... Müşteri koçunu alıp giderken, pazarcı yeni bir müşteri beklemeye koyuldu...
Bense olduğum yere çakılmıştım. Olayın başından beri iki tarafından ağzından ne çok yemin dökülmüştü... "Vallahi ve billahi bir kuruş aşağı olmaz” diyen pazarcıya; "Vallahi bir kuruş fazla vermem” diyen müşteri güzelleme yapmış... Ama ikisinin de yeminleri güya arayı tatlıya bağlayan abinin elinde eriyip gitmişti...
İkisinin yeminleri de dakikalar için de bozulmuştu...
Hiç farkında değillerdi ama 10 kişiyi doyurma (bir günlük) ya da giydirme cezası kazanarak pazarlığı bitirmişlerdi.
Allah adına, Allah'ı şahit tutarak kolayca ne çok yemin ediyoruz. Ve burada olduğu gibi küçücük dünya menfaatlerine onları nasıl da harcıyoruz... "Vallahi kazanmıyorum” diyen tüccar; "Vallahi başka param yok bu fiyata verirsen alırım” diyen müşteri, "vallahi yakalarsam seni öldüreceğim" diye evladını korkutan anne, "vallahi ders çalışıyordum, anne" diye yalan söyleyerek bunu da yeminiyle taçlandıran oysa oyun salonundan gelen çocuk...
Allah'ı şahit tuttuğumuz bunca sözün arkasında durabilecek miyiz? Çünkü; Allah' da bize sesleniyor...
"Allah sizi yeminlerinizde bilmeyerek yaptıklarınızdan dolayı (öyle olduğunu zannederek) sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcı, çok halimdir.”
Hayatımızı berraklaştıran bir düstur daha... Dilimizi yeminden temizleyelim....
ACİZLİK
MAYA
BAŞARI
İYİLİK GÜNEŞİ
BELÂ
SIZI
HASTA ZİYARETİ
MUCİZE
Küçük Dağlar
ATOMLARIMIZ 2