DOLAR
44,12
EURO
51,37
STERLİN
59,47
GRAM
7.477,53
ÇEYREK
12.346,55
YARIM ALTIN
24.610,79
CUMHURİYET ALTINI
49.012,06
Gurbet Miran
Gurbet Miran
gurbetmiran@yenikonya.com.tr
09 Mart 2026 Pazartesi günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

SAYGIYI KAYBEDEN TOPLUMUN GELECEĞİ OLUR MU?

 

 

Artık "dur” demenin zamanı gelmedi mi?

Bu gençlik ne yapıyor, gerçekten farkında mıyız?

Bir yanda ahlaklı, üretken, becerikli gençler…

Diğer yanda başıboşluğun özgürlük sanıldığı, saygısızlığın "hak aramak” zannedildiği bir başka tablo…

Peki sorun kimde?

Bu çocuklar mı kötü, yoksa biz mi onları yanlış yetiştiriyoruz?

Rabbim insanı tertemiz yaratıyor. Duru bir su gibi…

Fakat o suyu bulandıran da, balçığa çeviren de bizler oluyoruz.

Üstelik yaptığımız hatalara alkış tutarak.

Yanlışa "aferin” dedikçe, çocuk kendini cesur sanıyor.

Sınırı olmayan özgürlüğü hak zannediyor.

Uyarıyı baskı, disiplini düşmanlık olarak görüyor.

Bugün öğretmenine kafa tutan, arkadaşını zorbalayan, eline kesici alet alacak kadar öfkesini kontrol edemeyen gençler görüyorsak;

Bu tabloyu sadece çocuklara yükleyebilir miyiz?

Her fırsatta "psikolojileri bozulur” diyerek sorumluluktan kaçan bizler değil miyiz?

Evet, zaman değişti.

Ama değerler değişmek zorunda mı?

Eskiden de zorluk vardı.

Okula yürüyerek gidilirdi. Çantayı anne baba değil, çocuk taşırdı.

Kar, çamur, yokuş… Hepsi hayatın parçasıydı.

Ama o zorlukların içinde sabır vardı, saygı vardı, emek vardı.

Öğretmenini okul dışında gören öğrenci, ceketini iliklerdi.

Bugün ise okul bahçesinden çıkar çıkmaz sigarasını yakıp nöbetçi öğretmenin gözünün içine alayla bakabiliyor.

Bu değişim sadece teknolojinin eseri mi?

Yoksa otoritenin, saygının ve sorumluluğun sistemli biçimde aşınmasının sonucu mu?

Şiddetin hiçbir türü kabul edilemez.

Ne fiziksel, ne sözlü, ne dijital…

Bir çocuğun başka bir çocuğu dövüp bunu video çekerek "marifet” gibi paylaşması, yalnızca bireysel bir problem değildir.

Bu, toplumsal bir alarmdır.

Öğretmenin, polisin  itibarı yerle bir edilirse;

Gençler  karşısındaki otoriteyi değil, sadece gücü görmeye başlar.

Oysa otorite korku değil; düzen ve güven demektir.

Elbette çözüm sadece ceza değildir.

Ama cezasızlık da çözüm değildir.

Disiplin suçları ciddiye alınmalı.

Aile, okul ve toplum aynı dili konuşmalı.

Ve en önemlisi, çocuklarımıza doğru iletişimi öğretmeliyiz.

Etki–tepki sarmalına kapılmadan konuşabilmeyi…

Öfkeyi yönetmeyi…

Sınırın sevgisizlik değil, güvenlik olduğunu anlatabilmeyi…

Saygıyı öğrenmezsek, sevgiyi zaten koruyamayız.

Ve eğer insan insana iyi gelmezse;

Yarın daha kaç öğretmeni, kaç öğrenciyi, kaç polisi, kaç genci kaybedeceğimizi kim bilebilir?

Sorun gençlik değil.

Sorun, gençliğe bıraktığımız miras.

Dur demek için daha neyi bekliyoruz...

****

KALK FATMA NUR OĞLUN AĞLIYOR

Okurken insanın bedeni titriyor

Her bir uzuv ayrı ağlıyor.

Kimi yürek yakıyor

Kimi içi söküp alıyor.

 

Yüreklerdeki ateş kül oluyor

Rüzgâra karıştıkça kora dönüyor.

 

Bulut yanıyor

Güneş ağlıyor.

 

Ay yıldızsız kalmış

Yetim, öksüz bakıyor

 

Kalk Fatma Nur…

İstanbul yanıyor.

Alevler Konya'yı sarıyor.

 

Kalk Fatma Nur…

Oğlun ağlıyor.

 

              Gurbet MİRAN


Yazarın Diğer Yazıları