ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
Cezayir Laghouat’ta Sûfî Semâ ve Konya’nın Sessiz Diplomasisi
ÇEVRE VE EKOLOJİ
Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
KARAMAN 6. KİTAP GÜNLERİ
ÖZBEKİSTAN: YAŞAYAN EDEBİYAT, YAŞAYAN MİLLET
Kripto Paralar Alarm Veriyor
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İstanbul Fatih'te yaşanan olay…
Bir çocuğun elleri ve ayakları bağlanıyor, ağzı bantlanıyor. Ardından akranları tarafından acımasızca dövülüyor.
Yetmiyor, bu vahşet videoya çekiliyor ve utanmadan, sıkılmadan sosyal medyada paylaşılıyor.
Bir an durup düşünmek gerekiyor:
Ne oluyor bize? Nereye gidiyoruz?
Artık çocuk, genç, kadın, erkek demeden bu zorbalıkların önüne geçmemiz gerekiyor. Bir toplum olarak yeniden insan olmayı hatırlamamız gerekiyor.
Bugün bir çocuk bağlanıp dövülüyorsa, yarın bir başkası aynı kaderi yaşayabilir. Çünkü kanunlar yetersiz kaldığında, uygulamalar etkisiz olduğunda, adalet geciktiğinde kötülük cesaret bulur.
Allah rızası için artık birileri bu gidişe "dur” desin.
Kime hangi ceza gerekiyorsa verilsin.
Ahmet mi, Mehmet mi, Ayşe mi, Fatma mı olduğu fark etmemeli.
Ne yazık ki bu ülkede başı sıkışan herkes bir "dayı” arıyor. Bulamayan eşten dosttan bir dayı buluyor. Sonra meseleler halının altına süpürülüyor, perde arkasına kapatılıyor.
Ama bu yaşananlar ne bir film sahnesi ne de bir tiyatro oyunu.
Bu, gerçek hayat.
Ve bu hadsizlik nereye kadar sürecek?
Birileri canileşirken, edepli insanlar edebinden susuyor.
Ama susmak artık çözüm değil.
Doyduk…
Vallahi de billahi de doyduk.
Senin çocuğun, benim çocuğum, onun çocuğu fark etmez.
Biz birbirimize neden bu zulmü yapıyoruz?
Yoksa gerçekten insan değil de kendimizi insan mı sanıyoruz?
Her böyle olayda canımız acıyor. Vicdanımız sızlıyor. İnsan bazen öyle hissediyor ki; sanki eti kemiğinden ayrılıyor, kemikleri kırılıp bir yığın hâline geliyor.
Artık birileri bu meseleye el atsın.
Kadın, erkek, çocuk, genç fark etmeksizin kim suçluysa gereken cezayı alsın.
Unutmayalım:
Biz bu dünyada bir imtihanın içindeyiz. Ama ne yazık ki çoğu zaman Rabbimizi de unutuyoruz. Zulme göz yuman da en az zulmü yapan kadar suçludur.
Cezalar gerçekten caydırıcı olmalı.
Artık çocuk bunlar demeyi bırakmalı ne ceza gerekiyorsa verilmeli.
İnsanlar ön kapıdan alınıp arka kapıdan sessizce salınmamalı. Kanunlardaki boşluklar, eksiklikler kötülüğe fırsat vermemeli.
Çünkü bugün geldiğimiz noktada vicdanlar körelmiş, ar damarı çatlamış gibi görünüyor. İnsan, insan suretinden uzaklaşmaya başlamış.
"Dur” demenin zamanı aslında çoktan geçti.
Ama yine de geç değil.
Artık birileri dur desin.
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
BİR GÜNE SIĞAR MI?
KADIN, ERKEK VE KAYBOLAN DENGE
HAH BU EKSİKTİ
ÖNCE BİZ ŞIMARDIK
O TERLİKLER RAFTAN İNMELİ
KİŞİSEL BAKIMIN YERİ VE ADABI
HEY GİDİ YALAN DÜNYA... NEYDİN NE OLDUN?
NEFRET BÜYÜRKEN İNSANLIK KÜÇÜLÜYOR
İnsanın Anlaşamadığı Dünya