NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
TÜRKLERİN YENİ BİR BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ OLACAK YENİ ANAYASA YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN SON HAMLELERİ
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
16 Mayıs cumartesi günü TYB Konya Şubesinin, D. Mehmet Doğan Kütüphanesinde icra edilen programda A. S. B. Ü. Rektörü ve TYB eski genel başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Mevlana'nın çevre duyarlılığını Mesnevi'den örneklerle dile getirdi.
Konferansın ana temasını oluşturan ekoloji meselesi, modern dünyanın krizleri ve Hz. Mevlâna'nın düşünce dünyasındaki evrensel yansımaları çerçevesinde ele alındı. Şu ifadelerle, Mevlana'nın dilinden ekoloji sorunlarına da temas etti;
"Çağımız manevi ve tabiatla barışık bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır.
Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin o meşhur ifadesinde belirttiği gibi
‘Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...'
Bizlerin de asrın idrakine İslam'ın evrensel mesajını söyletmemiz gerekiyor. Aslında çözümler yine esmalarda, Kur'an'da mevcuttur. Önemli olan bu kaynaktan hareketle yeni şeyler söyleyebilmek, günümüzün çevre ve ekoloji sorunlarını doğru tespit edip bunlara İslam felsefesi penceresinden yepyeni yaklaşımlar getirebilmektir. Bence bizim düşünce dünyamızın özgünlüğü tam olarak burada saklıdır ve çağın asıl ihtiyacı olan şey de budur.
Yoksa öbür türlü teknik ve teknoloji zaten kendi mecrasında aldı başını gidiyor, ancak ruhu ve maneviyatı ıskalıyor. Biz tabiatla, çevreyle kuracağımız manevi bağ ile dünyaya yön vermeliyiz."
Modern dünyada yaşanan çevre krizlerinin temelinde mekanik evren anlayışı yatmakta ve İslam dünyası kendine özgü bir ekoloji dili geliştirmekte geride kalmıştır.
Naçizane kanaatim, bugünkü ekolojik felaketlerin temelinde ciddi bir zihniyet krizi yatıyor. Günümüzde namaz kılan ya da tırnak içinde Müslüman bir kisveyle hareket eden insanlar olsak da şehirlerimizi tamir etmek, ihya etmek yerine gökdelenler dikiyoruz. Kriz tam olarak burada başlıyor. Zihinlerimizin, o mekanik evren anlayışından gelen yaklaşık 500-600 yıllık bir işgalin etkisi altında olduğunu görmemiz gerekir. Ne yazık ki bizde; 'İslam ekolojisi' kavramı tam manasıyla gelişmedi, geliştirilmedi. Aslında Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda; 'Muhit' ve 'Musavvir' gibi Cenab-ı Hakk'ın her şeyi kapsayan, kuşatan ve ona biçim veren olduğunu anlatan, çevreye dair çok güçlü temel oluşturacak fikirler mevcuttur. Fakat ne yazık ki biz bu kaynaklara rağmen Müslümanca bir ekolojik bakışı tam manasıyla ortaya koyamadık.
Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel hırsların gölgesinde insan doğayla olan manevi bağını tamamen kopardı. Ekolojik krizlerin teknik bir konudan ziyade metafizik bir problem olarak ele alınması gerekir.
Bugün karbon salınımı, küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık ve su krizi gibi pek çok hayati meseleyi konuşuyoruz. Ancak ne yazık ki bu tartışmaların hiçbirinde mesele, insanın tabiatla olan ontolojik bağını kaybetmesi olarak algılanmıyor. Olaya metafizik ya da teolojik bir ilahiyat bağlamında yaklaşılmıyor, sadece mekanik ve teknik bir sorun gibi bakılıyor. Hayvanların karbon salınımını gerekçe gösterip onları yok etmeye çalışmak veya yapay ete yönelmek, tamamen ekolojik bir sapkınlığın tezahürüdür. İnsan, bu yaklaşımla varlıktan intikam almaya çalışıyor. Modern insan artık toprağa bakmıyor, toprağı sadece kullanıyor; gökyüzünü seyretmiyor, yalnızca hesaplıyor; suyu dinlemiyor, tüketiyor; ağacı korumuyor, kesiyor. Bugün sorunumuz bir bilgi eksikliği değildir. Çevreye dair çok şey söyleniyor ama hikmet boyutu, İslam ve Kur'an perspektifi eksik kalıyor. İnsanlık olarak büyük ilerlemeler elde ettik ama hırslarımızı, ihtiraslarımızı terbiye edemedik. En büyük krizimiz tam olarak bu nefis terbiyesi eksiğidir."
Kıymetli Arıcan'ın dediği ve Mevlana'nın da üzerinde durduğu gibi Kur'anî perspektiften olaylara bakmadığımız zaman dünya yaşanmaz olur.
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!