ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
Cezayir Laghouat’ta Sûfî Semâ ve Konya’nın Sessiz Diplomasisi
ÇEVRE VE EKOLOJİ
Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
KARAMAN 6. KİTAP GÜNLERİ
ÖZBEKİSTAN: YAŞAYAN EDEBİYAT, YAŞAYAN MİLLET
Kripto Paralar Alarm Veriyor
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
16 Mayıs cumartesi günü TYB Konya Şubesinin, D. Mehmet Doğan Kütüphanesinde icra edilen programda A. S. B. Ü. Rektörü ve TYB eski genel başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Mevlana'nın çevre duyarlılığını Mesnevi'den örneklerle dile getirdi.
Konferansın ana temasını oluşturan ekoloji meselesi, modern dünyanın krizleri ve Hz. Mevlâna'nın düşünce dünyasındaki evrensel yansımaları çerçevesinde ele alındı. Şu ifadelerle, Mevlana'nın dilinden ekoloji sorunlarına da temas etti;
"Çağımız manevi ve tabiatla barışık bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır.
Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin o meşhur ifadesinde belirttiği gibi
‘Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...'
Bizlerin de asrın idrakine İslam'ın evrensel mesajını söyletmemiz gerekiyor. Aslında çözümler yine esmalarda, Kur'an'da mevcuttur. Önemli olan bu kaynaktan hareketle yeni şeyler söyleyebilmek, günümüzün çevre ve ekoloji sorunlarını doğru tespit edip bunlara İslam felsefesi penceresinden yepyeni yaklaşımlar getirebilmektir. Bence bizim düşünce dünyamızın özgünlüğü tam olarak burada saklıdır ve çağın asıl ihtiyacı olan şey de budur.
Yoksa öbür türlü teknik ve teknoloji zaten kendi mecrasında aldı başını gidiyor, ancak ruhu ve maneviyatı ıskalıyor. Biz tabiatla, çevreyle kuracağımız manevi bağ ile dünyaya yön vermeliyiz."
Modern dünyada yaşanan çevre krizlerinin temelinde mekanik evren anlayışı yatmakta ve İslam dünyası kendine özgü bir ekoloji dili geliştirmekte geride kalmıştır.
Naçizane kanaatim, bugünkü ekolojik felaketlerin temelinde ciddi bir zihniyet krizi yatıyor. Günümüzde namaz kılan ya da tırnak içinde Müslüman bir kisveyle hareket eden insanlar olsak da şehirlerimizi tamir etmek, ihya etmek yerine gökdelenler dikiyoruz. Kriz tam olarak burada başlıyor. Zihinlerimizin, o mekanik evren anlayışından gelen yaklaşık 500-600 yıllık bir işgalin etkisi altında olduğunu görmemiz gerekir. Ne yazık ki bizde; 'İslam ekolojisi' kavramı tam manasıyla gelişmedi, geliştirilmedi. Aslında Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda; 'Muhit' ve 'Musavvir' gibi Cenab-ı Hakk'ın her şeyi kapsayan, kuşatan ve ona biçim veren olduğunu anlatan, çevreye dair çok güçlü temel oluşturacak fikirler mevcuttur. Fakat ne yazık ki biz bu kaynaklara rağmen Müslümanca bir ekolojik bakışı tam manasıyla ortaya koyamadık.
Teknolojik gelişmelerin ve endüstriyel hırsların gölgesinde insan doğayla olan manevi bağını tamamen kopardı. Ekolojik krizlerin teknik bir konudan ziyade metafizik bir problem olarak ele alınması gerekir.
Bugün karbon salınımı, küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık ve su krizi gibi pek çok hayati meseleyi konuşuyoruz. Ancak ne yazık ki bu tartışmaların hiçbirinde mesele, insanın tabiatla olan ontolojik bağını kaybetmesi olarak algılanmıyor. Olaya metafizik ya da teolojik bir ilahiyat bağlamında yaklaşılmıyor, sadece mekanik ve teknik bir sorun gibi bakılıyor. Hayvanların karbon salınımını gerekçe gösterip onları yok etmeye çalışmak veya yapay ete yönelmek, tamamen ekolojik bir sapkınlığın tezahürüdür. İnsan, bu yaklaşımla varlıktan intikam almaya çalışıyor. Modern insan artık toprağa bakmıyor, toprağı sadece kullanıyor; gökyüzünü seyretmiyor, yalnızca hesaplıyor; suyu dinlemiyor, tüketiyor; ağacı korumuyor, kesiyor. Bugün sorunumuz bir bilgi eksikliği değildir. Çevreye dair çok şey söyleniyor ama hikmet boyutu, İslam ve Kur'an perspektifi eksik kalıyor. İnsanlık olarak büyük ilerlemeler elde ettik ama hırslarımızı, ihtiraslarımızı terbiye edemedik. En büyük krizimiz tam olarak bu nefis terbiyesi eksiğidir."
Kıymetli Arıcan'ın dediği ve Mevlana'nın da üzerinde durduğu gibi Kur'anî perspektiften olaylara bakmadığımız zaman dünya yaşanmaz olur.
SAMİMİYET
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
OSMANLI’YI KONYA KURDU
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
DOSTLARIN KALEMİNDEN
SELÇUKYA, YENİ BİR PROJEYE DAHA İMZA ATTI
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
BAŞKASINI ELEŞTİRMEDEN ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRİYE TABİ TUTALIM
TEMİZ TOPLUM KUR’ANCA TEFEKKÜRLE MÜMKÜNDÜR
OKULLARDA ŞİİR SEVGİSİ