DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir sektör haline geldi
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
YARIŞ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Hiç unutmam ortaokul yıllarıydı galiba...
Bizim Erciyes dağının eteklerindeki Tekir yaylasında Hicret konulu geleneksel Hicret Günleri yapılırdı...
Yaz mevsimine denk düşmüştü o zamanlar Hicri yılbaşı...
Konumuz o değil de...
Orada yarım ekmek içinde et satılıyordu, öyle güzel et kokusu gelmişti ki, param olmadığı için alamamış eve dönene kadar hiçbir şey yememiştim, sabah erkenden gittiğim için kahvaltı da yapmamıştım.
Bir hafta boyunca başımın ağrısı geçmemişti.
Bir keresinde de ilkokul son sınıfta iken ot çayı satmaya gitmiştim ilçeye.
Üç yüz liraya satmıştım o günün parasıyla.
Yüz elli lirasına dondurma almıştım. Her şerde vardır bir hayır o dondurmayı yedikten sonra dondurmadan iğrenmiş bir daha mümkün olduğunca yememiştim dondurma.
Yüz elli liram kalmıştı. Avucumun içinde terliyordu para.
Dayımın zengin oğlu lokantaya götürdü beni.
Pilav yemek için. O ısmarlar sanıp gitmiştim.
Yedik pilavı, kendi parasını verdi çıktı. Ben de kalan parayı pilava verdim.
Sonra ne oldu?
On kilometre yolu tek başıma yürüyerek gittim köye.
Bunları niye anlattım? Birinci sebep akşam üzeri o kokuyu hissettim, burnumun koku almamasına karşın...
İkincisi, duygu sömürüsü yapmak için anlattım niye olacak?
Üçüncüsü de, belki bir genç okur da haline şükretmesine vesile olur kim bilir, diye düşündüm.
Gençlere eskilerden bir şeyler anlatmak onların haline şükretmesine vesile olur mu?
Şuanki sahip oldukları nimetin kıymetini bilirler mi?
Ne yaparsak gençlerin kalbine gireriz?
Bizimkisi, önce bahçeyi kendi haline bırakıp sonra o bahçede bilinçsiz tarım yapıp daha sonra da bahçeye uzaktan bakmak gibi.
Bahçeye girmişler, bizim çok fazla gübre verip de daha iyi olacağını sandığımız meyve ağaçlarını başkaları aşılamış...
Başka başka meyveler olmuş bahçemizde.
Harap olmuşuz harap ettikten sonra.
Yeniden aşı yapsak hangi dalından başlayacağız?
Aynı ağaçta değişik değişik meyve mi yetiştireceğiz?
Neresinden tutarsak elimizde kalıyor.
Yarım ekmeğin içindeki etin kokusu da yok artık.
Gençler et yemeyi bile sevmiyorlar.
Onlara iyilik olsun diye yedirdiğimiz pizza ve burger meftunu olmuşlar.
Hele kimisi tuhaf tuhaf karışımlar yiyor. Az kaldı dört gün sonra tablet yemekler çıkacak. Bir tablet alıp akşama kadar tok kalacaklar.
Bu gençlere o etin kokusunu anlatmak ne işe yarayacak ki?
Umurlarında mı olacak?
Eskiden deniz kenarındaki akrabanın evine tatile gidilir bunu da gençler arkadaşlarına ballandıra ballandıra anlatırlardı.
Şimdi akraba evini bırak düşük yıldızlı otellerde tatile götürülen gençler ana babasına isyan ediyor...
Gençleri bu hale getirenler olarak ne kadar utansak az...
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
Konyalı Kırmızılı Kadının Yüzümüzden Çıkardığı Maske
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor- 2
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
Ölüm Güzel Şey
Kadın eve kapanırsa aile kurtulur mu?
Zorunlu Eğitimi Kaldırdıktan Sonra Ne Olacak?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?