AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Haydut Kim? Artık Çocuklara Anlatmak Çok Kolay
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
ÖZGÜR ÖZEL FETVA VERİRSE…
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
YILBAŞI KUTLANABİLİR Mİ?
Yüksek faiz maliyetleri ekonomik bir kâbus haline geldi
KÜRESEL GÜÇLERİN ELİNDEKİ SİHİRLİ GÜÇ, BİLİM
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
SEVDALISIYIZ
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Dünya-ahiret dengesi, ahiret gerçeğini unutmadan yaşamakla kurulabilir. Allah'tan gelip Allah'a dönüleceğine inanan insanlar için dünya hayatı, ebedi hayat olan ahiret hayatı için bir hazırlık, imtihan yeridir. Sağlam bir ahiret inancı olmadan Dünya- Ahiret dengesinin kurulamayacağı, onun için Mekke'de nazil olan surelerin ana konusunun Tevhide göre Allah'a iman ile birlikte ahirete iman olduğu gerçeğini kavramamız gerekir. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini koruyan üstün İslam medeniyetini geçmişte nasıl kurmuşlarsa bugün de aynı şekilde dengeyi kurup, korumak zorundayız. Bu anlamda Ahireti önceleyerek, meşru olan dünya nimetlerinden faydalanmakta bir sakınca yoktur.
İnsanlığı ve toplumumuzu derinden etkileyen dünyevileşme hastalığından acilen kurtulmamız gerekmektedir. Tabi ki dünyevileşmeden meşru dairede dünya nimetlerinden faydalanmanın hiçbir sıkıntısı yoktur. Ancak her birimiz kendi nefsimize soralım ve samimi olarak hiç savunmadan, ama fakat demeden cevap verelim. Otomobilimizin çizilmesine, koltuğumuzun kırılmasına v. b. hususlara üzüldüğümüzden daha çok, kılmadığımız, kılamadığımız namazlarımıza veya yapmamız gereken diğer ibadetlerdeki noksanlıklarımıza, haramlarla hem hal oluşumuza üzülmüyor hem de önlem almıyorsak, bal gibide dünyevileşmişiz demektir. Kur'an ve Sünnet merkezli, dünya ve ahiret dengesini kurup İslâm'a uygun güzel ahlâk sahibi olarak yaşamalıyız. Her birimiz de aynı güzelliklere sahip olmak için çalışmalıyız. Genel olarak günümüz insanlarının ebediliği bu dünyada arama ve geçici dünyayı amaç olarak görerek, kalbine yerleştirmek suretiyle dünya-ahiret dengesini yanlış bir düzlemde ele aldığını görmekteyiz. Mü'min, dünya ve ahiret dengesini kurarak hayatını meşru ve helâller dairesi için de yaşamalıdır.
Meşru ve helâl yoldan dünya nimetlerinden, dünyayı öncelemeden faydalanmakta bir sakınca yoktur. Önceliğimizin ahiret olması gerekir. Dünya hayatı, ahiret hayatına tercih edilirse, o zaman dünyevileşme hastalığının baş göstereceği muhakkaktır. Müslümanın ebediliği dünya da arama çabası, ilimden irfandan uzak durarak Allah (c.c.)'ı, ahireti unutma, helâl- harama dikkat etme duygularındaki zayıflama v. b. özellikler dünyevileşmenin varlığını gösterir. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerin ışığında yaratılış gayemizin kulluk olduğu, bu dünyaya imtihan için gönderildiğimizin her daim hatırda tutulmasının önemli olduğu, bununla birlikte dünya ve ahiret dengesini çok iyi kurmamız gerektiği emredilmiştir. Dünya hayatı, ahiret hayatına tercih edilirse, Müslüman, canını ve malını Allah (c.c.), rızası için veremezse o zaman dünyevileşme hastalığı baş göstermiş demektir. Kısacası; ahiretin tarlası mesabesinde olan dünyayı, dünyevileşmeden iyi değerlendirip, Rabbimizin rızasını dünya da kazanmamız gerektiği şuuruna ermeliyiz.
Temel ve değişmez metinlerimiz olan Kuran ve Sünnet bizlere hayatımızda ölçülü olmayı, aşırılığa kaçmadan iki dünyaya ait sorumluluklarımızı yerine getirmeyi emretmektedir. Madde-Mana ilişkisini kurma aşamasında, hayatımızın tanzimi safhası ile kamusal süreçlerin düzenlenmesi esnasında ilahi merkezli hassas dengenin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dünyevileşmenin ilacı, içe kapanma değil, doğru alanlara yönelmedir. Bu durumda münzevileşme gibi bir alternatifimiz de bulunmamaktadır; temel değerlerimize milli kodlarımıza yönelmekten başka çare yoktur. Dönemin ruhuna uygun hareket ve içe kapanma yerine, küresel sisteme değer sunan bir medeniyetin ihyası için çaba göstermeliyiz.
Allah(c.c.)'ı unutanların esasen kendilerini nasıl unuttuklarını nasıl sıradan bir meta haline gelerek kendilerine yabancılaştıklarını çok net gözlemleyebilmekteyiz. Batı ülkeleri maddi bakımdan sömürerek zenginleşti ama zenginlik huzur getirmedi. İnsanın maneviyatı yok sayıldı sadece hazlar nefsani arzular dikkate alındı. Sonuçta insan için vazgeçilmez değere sahip olan aile yapısı sarsıldı, kimi ülkelerde boşanma oranları esrar, eroin vb. zararlı alışkanlıklara müptela olanların oranı sürekli yükseldi ve yükselmeye devam ediyor. Sekülerizm'e kapılanların sonunun birçok olumsuz örnekleri bulunmaktadır.
Rabbimiz, dünyayı öncelemeden, dünya nimetlerini ebedi ahiret yurdunun kazanılmasına uygun olarak harcayan Mü'min'i kâmillerden olmayı her birimize lütfeylesin. Sıhhat ve afiyetler dilerim. omerlutfiersoz@gmail.com
YILBAŞI KUTLANABİLİR Mİ?
ÜÇ AYLARA KAVUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ
ÖZÜ SÖZÜ BİR GÜVENİLİR ÖRNEK DAVA ADAMI OLMAK GEREKİR
KAZA VE KADER İNANCINI DOĞRU ANLAMALIYIZ
Allah Teâlâ İyiyi, Güzeli emreder, Emrettiği İyidir, Güzeldir.
ÂSIMIN NESLİNİ YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞAN DAVA ADAMI ÖĞRETMENLERİMİZİN GÜNÜNÜ KUTLUYORUM
TEVHİD, ŞİRK, ŞERİAT, TAĞUT NE DEMEKTİR.
İLÂH, RAB, İBADET VE DİN KAVRAMLARI
DÜNYA İMTİHAN YERİ
İSLÂM DİNİNDE ZORLAMA VAR MI, YOK MU?