Def-i Mazarrat Celb-i Menafiden Evladır

Def-i mazarrat, celb-i menafiden evladır, bir Mecelle Kuralıdır. Yani; Zararın önlenmesi, faydanın temininden önce gelir anlamına gelmektedir. Son günlerde güzel ülke Türkiye’mizde, yoğun bir şekilde, gözü dönmüş hain terör mensubu insanlıktan yoksun kişilerin verdikleri zararları her birimiz bilip, görmekteyiz.
     Dünyanın her tarafında kan, gözyaşı yaşanmakta, birçok ülkenin meşru yönetimleri milletlerinin desteğine rağmen, baskı ve zulüm ile değiştirilmektedir. Mısırda meşru olarak halkın oyları ile Cumhurbaşkanı seçilmiş olan Muhammed Mursi, Zalim Sisi tarafından askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılmış, ceza evine konularak, uyduruk iddianamelerle idam cezasına çarptırılmıştır. Binlerce İhvanı Müslim yöneticisi, üyesi öldürülmüştür. Suriye’de kendi halkını öldüren, baskıcı, halka rağmen iktidarda kalma hırsında olan zalim Esad’ın yaptıkları Dünya’nın egemen güçlerince de görülmemektedir. Ayrıca Irakta, Yemende, Doğu Türkistan’da, Filistin’de v.b. Müslüman coğrafyalarda büyük zulümler yapılmaktadır. Dünyanın farklı noktalarında çok büyük zulümler yaşanırken, haklı olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan; dünya beş ’ten büyüktür, One Minute diyerek dünyanın bütün zalimlerine meydan okumaktadır. Bunun içindir ki, Cumhurbaşkanımıza bedel ödetmek istemektedirler. Ne yaparlarsa yapsınlar, korkmadan ve çekinmeden bütün zalimlere karşı, mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz.
     Sisi’nin, Esad’ın, ülkemizdeki hain teröristler ile bütün Zalimlerin ve yandaşlarının elleri de, dilleri de kurusun. Zalimler yaptıklarının bedelini hem bu dünyada hem de gerçek âlem de mutlaka ödeyeceklerdir.
     Âyet-i Kerimede: “Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız).  Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da)  yardım göremezsiniz!” (Hud Sûresi âyet:113) buyrulmuştur.
     Milli birlik ve kardeşlik projesinden rahatsız olan kâfirler, ülkemizdeki vatan hainlerini kullanarak Türkiye’mizi de bölüp parçalamak istemektedirler. Bütün iyi niyetli çözüm süreçlerine rağmen, vatan hainleri Türkiye’mizi karıştırmaktan geri durmamaktadırlar. Terörist hainlere, gerek ülkemiz dışında, gerekse içeride büyük darbeler vurulmuştur. Teröristlerin her biri öldürülünceye kadarda bu mücadeleye devam edilecektir. 
     Çanakkale de, beraber omuz omuza mücadele eden Anadolu’nun Müslüman evlâtları birbirine düşürülmek istenmektedir. Çanakkale geçilmez deyip, dünyanın devlerine geçit vermeyen, yiğitler, Alperenler, Akıncılar gerektiğinde canlarını mukaddes değerleri için seve seve vermek için mücadele etmekten çekinmemişler, bundan sonra da çekinmeyeceklerdir. Bugün adı konmamış üçüncü bir dünya savaşı başlamıştır. Riyakâr batılılar şunu unutmamalıdır ki, dün Çanakkale’de mücadele eden ecdadımız onlara nasıl geçit vermediyse, bugün de Rabbimizin lütfu, insanımızın samimi mücadelesi ile bütün engeller aşılacaktır. Türkiye eski Türkiye değildir. Allah (c.c.)’ın yardımı ile dün sayıları azınlıkta olan nice gruplar, sayıları, araç-gereçleri fazla olan nicelerini mağlup etmişlerdir. Bugünde aynı İman ve kararlılıkla, içimizdeki hainleri temizleyerek bütün engelleri birlik ve beraberlik içinde aşacağımıza olan inancım tamdır.
     Sözde aydın geçinen, gerçekte karanlık olan Akademisyenlerden bin yüz kadarı, Devletimizin, hükûmetimizin terörle yaptığı haklı mücadeleyi, Şehid olan askerimizi, polisimizi görmezden gelerek,  teröristlere sahip çıkarak, siyasi iradeye başkaldırmış bulunmaktadırlar. Yaptıkları açıklamada: “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!  Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur da, Silvan’da, Nusaybin de, Cizre de, Silopi de ve daha bir çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmekte, kıyım yapılmaktadır…”  denilmektedir.
     Bu karanlık akademisyenlere sormak lazım, masum insanlarımızı, polisimizi, askerimizi öldürüp, şehit edenler kimler? Teröristleri açıkça cesaretlendirip, destek çıkan bu karanlık adamların zararları acilen önlenmeli, Üniversitelerle ilişikleri kesilmeli, akabinde yargılanmalı, gerekli cezalara çarptırılmaları mutlaka sağlanmalıdır. Devletimiz, masum, sivil halkın zarar görmemesi için şefkatli, itinalı davrandığı için bu kadar uzamıştır. Yoksa farklı davransaydı, hain teröristler çoktan yok edilirlerdi. İnanıyorum ki çok yakın gelecekte ilçeler, şehirler teröristlerden temizleneceklerdir. 
     Allah (c. c.), bütün Şehitlerimize rahmet eylesin. Mekânları Cennet olsun. Yeryüzündeki bütün Zalimler ile mücadele edenlerden olmamız duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

Yazarın Diğer Yazıları