Ramazan fırsatçıları boş durmuyor
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Ramazan Fırsatçıları Yine Sahnede
TEMİZ TOPLUM; ALLAH DUYGUSUYLA MEYDANA GELİR
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Kur'an-ı Kerimin yasin sûresinde anlatılan kıssada, karye halkını Hakk'a davet etmek için şehre gelen elçilere İman edip desteklediği için öldürülen kişinin ismi zikredilmemekle beraber Habîb En- Neccâr olduğu müfessirler tarafından ifade edilmektedir. Habîb En- Neccâr politeist (çok ilahlı) bir toplumda Tevhid İnancını savunan ve inandığı hakikat, değerler uğruna hayatını vermekten çekinmeyip şehadete eren müstesna bir şahsiyettir.
Habîb En-Neccâr ile ilgili ayrıntılı bilgileri İslam kaynaklarında bulmaktayız. Hz. İsa (a.s.) politeist olan Antakya'yı-Kur'ani ifade ile Ashab-ı Karyeyi tek ilahlı inanca davet etmek için Yuhanna ve Pavlos adlı iki elçisini göndermiştir. Elçiler kesin olmamakla beraber kıssanın geçtiği yer olan Antakya'ya yaklaştıklarında şehrin kenarında koyunlarını otlatan bir ihtiyarla karşılaşıp selam verip tanışmışlar. Elçilerin davetine olumlu cevap vermiştir. Allah (c.c.)'ın elçiler vasıtasıyla hastalığına şifa verdiği Habîb En- Neccâr'ın durumu halk arasında yayılmıştır. Asıl amaçları halkı putlara tapmaktan alı koymak ve tek Allah (c.c.)'a inanmaya çağırmak için şehirde tebliğlerine devam etmişlerdir. Halkın iki elçiyi yalanlamaları üzerine , üçüncü olarak havarilerin Başkanı Şem'ûnü's Safâ (Simun Petrus) gönderilmiştir. İki elçiye destek vermek için şehre gelen Şem'ûnü's Safâönce iki elçiden hiç bahsetmemiş, kralın yakın çevresiyle dostluk kurarak onların yanında uzun süre kalmıştır. Dostluk ilerlediği için kral bazı konularda Şem'ûnü's Safâ'nın fikirlerine müracaat etmeye başlamış, iki elçinin durumu sorulunca onları dinlemelerini tavsiye etmiştir. Bu tavsiyeye uyan kral önceki gönderilen iki elçiyi huzuruna çağırtır. Aralarındaki konuşmalar sonrası Şem'ûnü's Safâ; kendilerinin Hz. İsa (a.s.)'ın elçileri olduklarını halkı kendisinden başka ilah olmayan bir Allah (c.c.)'a inanmaya davet için geldiklerini bildirir.
Kral, halk ve elçiler arasındaki konuşmalar Kur'an- Kerimde şöyle açıklanmaktadır: "Gerçekten biz size gönderilmiş elçileriz” (Yasin Sûresi âyet: 14) demişlerdir. Putperest olan karye halkı elçilere: "Siz ancak bizim gibi bir insansınız”(Yasin Sûresi âyet: 15) cevabını vermişlerdir. Bu yalanlama üzerine elçiler karye halkına: "Bizim görevimiz, açık bir şekilde Allah'ın emirlerini size tebliğ etmekten başka bir şey değildir.”(Yasin Sûresi âyet: 17) dediklerinde uğursuzluk olarak görülüp elçileri öldürmekle tehdit ettikleri anda Habîb En- Neccâr koşarak gelip kavmini elçilere uymaya davet ederek şöyle diyor: Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kişilerdir.” (Yasin Sûresi âyet: 21) diyerek kavmini davet etmiştir. Kral ve halk Habîb En- Neccâr'a sen o kişilere mi tabi oldun? Diye sorguya çekilinde: "Bana ne olmuş ki, beni yoktan yaratan Rabbime ibadet etmeyeyim. Ve sonuçta hepiniz O'na döneceksiniz.” (Yasin Sûresi âyet: 22) cevabını verip, sadece Allah (c.c.)'a ibadet edilmesini belirttikten sonra da "O'ndan başka İlahlar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (Putların) şefaati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar.” (Yasin Sûresi âyet: 23) diyerek, putların ibadete layık olmadıklarını açık bir dille ilan etmiştir. Habîb En- Neccâr'ın bu sözleri üzerine kavmi kendisini Tevhid inancından tehdit ederek vazgeçirmek istemiştir. Habîb En- Neccâr tehdit karşısında hiç çekinmeden sağlam duruşunu ortaya koyup nihai kararını açıklamıştır: "Şüphesiz ben Rabbinize inandım, iman getirdim. Beni dinleyin.” (Yasin Sûresi âyet: 25) demiştir.
Her devir ve dönemde, firavunlar, nemrutlar, Ebu cehiller tarafından inananlar horlanıp zulümlere maruz kalmışlardır. Bu devirde de isimleri değişse de aynı anlayışa sahip olan İslam'a, Müslümanlara saldıran zalimler, nankörler bulunmaktadır. Hakkın hakim olması için hiç kimseye baskı ve zulüm yapmadan tebliğimizi yapmakla yükümlüyüz. İnandığımız İslam'ın yaşanıp yaşatılması için Habîb En- Neccâr gibi gerektiğinde ölümü göze alan Mü'minlerden olmamız duâsıyla sıhhat ve âfiyetler dilerim. omerlutfiersoz@gmail.com
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
ALLAH’IM SENDEN YİNE SANA İLTİCA EDİYOR BERÂTIMI İSTİYORUM
BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?
DOĞRULUK KİŞİYİ İYİLİĞE, İYİLİKTE CENNETE GÖTÜRÜR
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
HELÂL RIZIK PEŞİNDE KOŞUP HARAMLARDAN KAÇINMALI
YILBAŞI KUTLANABİLİR Mİ?
ÜÇ AYLARA KAVUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ
ÖZÜ SÖZÜ BİR GÜVENİLİR ÖRNEK DAVA ADAMI OLMAK GEREKİR