TÜRKLERİN YENİ BİR BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ OLACAK YENİ ANAYASA YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN SON HAMLELERİ
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Geçtiğimiz günlerde kabir azabının olup olmadığının sorulması ve sonucunda kabir azabı yoktur diyenler olduğu için acizane konuyu aydınlatmak için bu yazımı yazmış bulunuyorum. Kabir azabının var olduğunu izah etmeye çalışacağım. İslam'ın ana kaynakları, edille-i şer'iyye dörttür. 1-Kur'an-ı Kerim 2-Sünnet-i Seniyye 3-İcma' Ümmet 4-Kıyası Fukaha'dır. Kur'an ve Sünnet birbirinin alternatifi değil, İslam hükümlerinin oluşmasında vazgeçilmez ana kaynaklardır.
Son dönemlerde bize Kuran yeter diyerek Sünnete düşman olan, Sünneti devre dışı bırakmaya çalışan zavallılar türemiştir. Kuran-ı Kerimde beş vakit namazdan bahsedilmekte olup, kaç rekât ve nasıl kılınacağını ise Sünnet 'ten öğrenmekteyiz. Sünnet, devre dışı olursa, namaz gibi en önemli bir ibadeti bile yerine getirme imkânından Müslümanları mahrum bırakırız. Hatta Zekât, Hac v.b. ibadetler de Sünnet'e tabi olunmadan yapılamaz. Buna hiç kimsenin hakkı da yetkisi de yoktur. Tabiri caizse, Kuran-ı Kerim İslam'ın anayasasıdır. Sünnette yasaları hükmündedir. Kur'an ile Sünnet birlikteliği, tohum ile toprak veya et ile tırnak gibidir. İnsanlık tarihi incelendiğinde hiçbir İlâhî Kitap, Peygambersiz gönderilmemiştir. Bundan dolayı, Allah(c.c.)'ın gönderdiği Kitabı, insanların arasından seçtiği Peygamberinin aracılığına başvurmadan anlamaya çalışmak ya da Vahiysiz bir Peygamber telakkisi oluşturmak yanlış bir din anlayışının ortaya çıkmasına yol açacaktır. Hadis 'siz din, Peygambersiz din demektir. Bu da yeni bir din icat etmek anlamına gelir. Müslüman, kesinlikle Sünnete düşmanlık edemez, O'nu devre dışı bırakamaz. Vahiy denilince ilk akla gelen Kur'an'dır. Ancak; hadisin/sünnetin de Vahiy ile önemli bir ilgisinin olduğu da aşikârdır. Kısacası, Sünnet, dinin insan yaşamına formüle edilmiş biçimidir.
Âyet-i Kerimelerde: "Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!” (Mü'min Sûresi âyet:46) Ayrıca; Ali İmran Sûresi 169. ve Bakara Sûresi 154. âyetlerinde Allah yolunda öldürülenlerin rızıklandırıldığı bildirilmektedir. Hadis- Şerifte de: "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizî, Kıyamet, 26) buyurulmuştur.
Ölüm yokluk değildir. En güzel ebedi alemin kapısıdır. Nasıl ki toprak altına giren bir tohum, çekirdek görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Ancak gerçekte en güzel hayata geçiş yapıyor. Çekirdek, tohum hayatından ağaçlık hayatına geçiyor. Aynen bunun gibi ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ancak gerçekte berzah ve kabir aleminde en mükemmel bir hayata kavuşuyor. Teşbihte hata olmaz. Beden ile ruh ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca nasılki elektirik yok olmuyor, varlığı devam ediyor. Biz onu görmesek te biliyor ve inanıyoruz ki elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi insan ölünce ruh vücuttan çıkıyor ve var olmaya devam ediyor. Ölmeyen diri olan öz cevher ruhtur. Allah (c.c.) ruh'un yaşamını devam ettiriyor. Ruh; mükafat ve cezayı ölmeyen diri olan özelliği ile görecektir. İnsan rüyada yaşadıklarından etkilenir. Zengin olur sevinir, bazı acıları yaşa üzülür. Evinizde yatağınızda uyuyorsunuz rüya aleminde çok uzaklara kısa sürede gidip geliyorsunuz. Rüyada semaları gezip gelen sıkıntı ve sevinci yaşayan da ruhtur. Ruhun yaşadıkları bedene de tesir etmektedir.
İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; ‘Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? dinin nedir?' diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).
Din İşleri Yüksek Kurulu Fetvasında konuyu net bir şekilde izah etmiştir : "Duyular ve akıl yürütme vasıtasıyla bilinemeyip vahiy yoluyla sabit olan gaybî konulardan biri de kabir azabıdır. Bu husus bazı ayetlerin işareti (Tövbe, 9/101; Mü'min, 40/46), çeşitli hadislerin de açık beyanlarıyla (Buhari, Cenâiz, 86) bilinmektedir. Bir hadis-i şerifte "Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizî, Zühd, 5) buyrularak ölümle ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir. İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek kendisine gelerek soru soracaklar, iman ve güzel amel sahipleri bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak cennet gösterilecektir. Kâfir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılacak ve cehennem gösterilecektir. Kâfirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken Mü'minler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir (Tirmizî, Cenâiz, 71). Bu sebepledir ki Resûl-i Ekrem (s.a.s.) pek çok kez kabir azabından koruması için Allah'a niyazda bulunmuştur (Buhârî, Ezan, 149; Müslim, Küsûf, 8, Cenâiz, 85; Ebû Dâvûd, Salât, 155).”
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İSLÂM İLE İNSAN ARASINDAKİ BÜTÜN ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
GÖZÜMÜZÜN NURU, GÖNLÜMÜZÜN SÜRURU EVLÂTLARIMIZI KUR’AN’LA BULUŞTURALIM
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
HİCRET; MADDİ VE MANEVİ FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİDİR
BİD’AT VE HURÂFELERİN KÖKENİNDE CEHALET VE İHANET YATMAKTADIR
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
KURBAN VE SADAKAT
KARAMAN 6. KİTAP GÜNLERİ