TÜRKLERİN YENİ BİR BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ OLACAK YENİ ANAYASA YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN SON HAMLELERİ
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Merkez Bankası Risk Alabilirdi
FREN
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
İslâm; şans faktörüne dayalı olan her türlü tertip ve oyunları yasaklanmıştır. Müslüman, hayatını helâller dairesinde yaşayıp, bütün haramlardan kaçınmak zorundadır.
Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar'ın şans oyunları ile ilgili olarak geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu açıklamayı siz değerli okuyucularıma aktarmak istiyorum:
"Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulu; ‘Şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır.' Bir şeyin helâl-haram oluşu herkesin yapmasından belirlenmez. Helâli-haramı din belirler. Haramı yapan kişi sonuçlarına katlanır. Herkes piyango alıyor bende alayım anlayışı yanlıştır. Helâl rızık çok önemlidir. Şans oyunları emeksiz kazanç olduğu için haramdır. Piyango, şans oyunları da kumar olduğu için haramdır.
Milli piyango alırken, para çıkarsa o parayla hayır yaparım diyenler büyük bir hataya düşmektedirler. Kirli suyla abdest alınmaz.”
Piyango ve benzeri haramların kesinlikle Millisi olamaz. Bir şeyin Milli olması demek, milletin inancına ve değerlerine uygun olması demektir. İslâm'a ve milletimizin değerlerine uymayan, her türlü haram işler de yasaklanmalı, çalışıp, alın teri ile kazanmanın önemi öğretilmelidir. İnanıyorum ki, yetkililerimiz bugüne kadar birçok problemi çözdüğü gibi, devlet eliyle yapılan bütün şans oyunlarını da kaldırarak, var olan yanlıştan vazgeçme kararını alırlar. Böylece Devlet eliyle, işlenmekte olan haramların da önüne geçilmiş olur.
Milâdi Yılbaşı, tarih başlangıcı olarak Müslümanlara ait değildir. Aslında kış gün dönümünü kutlama âdeti çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa (a.s.)'ın doğduğu gün bazı kiliseler tarafından 25 Aralık'a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hristiyanlığa dâhil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde yılbaşı kutlamalarına katılan kiliseler aynı tarihte birleşemeyerek farklı tarihleri benimsemişlerdir. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hristiyanlığa mahsus bir âyine) adı karıştırılan Noel (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; tarihî bir şahıs olarak bir Hristiyan azizi (ermişi) dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsâne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya'da Noel
Yortusuna karıştırılmış ve sonrasında bu uygulama Hristiyan dünyasına yayılmıştır.
Hadis-i Şerifte: "Kim herhangi bir kavme (gruba) benzeşirse o da onlardandır.” buyurulmuştur.
Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şeklî benzeşmenin sonucu, itikadî benzeşmeye götüreceğini anlatır. İbn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak basar.
Mağlupların, galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. İnsan ancak sevdiğini, takdir ettiği ve büyük gördüğünü taklit eder. Şeklî taklit itikadî taklide götürür. Bu ilmi gerçeğe de dikkat çektikten sonra genel bir fıkhî kaideyi hatırlatıp, mesele hakkında âlimlerimizin istin batlarını (bir kısmını verdiğimiz naslardan çıkardıkları hükümleri) nakledeceğim. İttifakla kabul edile bu fıkhi kaide şudur:
"Müslüman'ın, bir başka dinin şiarı (alametifarikası) olan bir fiili kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür."
Yılbaşı v.b. kutlamalar, âlimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hüküm ona göre verilmiştir.
"Onların çoğu şirk koşmaksızın Allah'a iman etmezler." (Yusuf Sûresi âyet:12/106)
Allah'a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah'a inandıklarını söyleyebileceklerini âyet-i kerimeden açıkça anlayabilmekteyiz. Arabistan halkında tek tanrı inancı vardı; ancak çeşitli şekillerde Allah'a ortak koşuyorlardı. Müşrikler "Tanrıya yaklaşmak için putlara tapıyoruz derlerdi” Bu ve benzeri inanç ve anlayışların tamamının yanlışlığı da vurgulanmıştır.
Hülâsa: 1- Yılbaşı gibi başka inançların şiarı olan günlere, o güne tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak Müslüman'a yakışmaz. Bu kutlamalara katılmış ve tövbe etmemiş bir insanın imanından, ibadetlerinin boşa gitmesinden korkulur.
2- Yılbaşı gecelerinde her türlü ahlaksızlık sanki doğruymuş gibi kendini Müslüman diye tanıtanlarca da meşru gösterilmekte, içki v.b. olumsuzluklar büyük bir çılgınlık içinde tüketilmektedir. Müslüman, her zaman haramlardan uzak durmalıdır. İnsanlar inançlı olmasalar bile bilimin zararlı gördüğü, Ampirizm (deneycilik) yöntemi ile somut olarak yanlışlıkları ortaya konulan içki v.b. kötü fiillerden uzak durmaları gerekir. Çünkü içki bütün kötülüklerin anasıdır. Trafik kazaları, öldürmeler, boşanmalar v.b. fert ve toplum açısından ortaya çıkan birçok problemin asıl kaynağıdır. Müslüman Yılbaşını kesinlikle kutlayamaz ve kutlamamalıdır. Dinde zorlama yoktur. Başka inanç sahiplerine karışamayız. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi yeni bir yıla girerken kendimizi hesaba çekmeli, kulluk görevimizi daha iyi yapmak için gayret sarf etmeliyiz. Kısacası imtihanda olduğumuz bu dünya hayatın da geçen her günümüzü ve yılımızı hakkıyla değerlendirebildik mi? Sorusuna cevap arayıp, nefs muhasebemizi her zaman yapmalıyız.
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İSLÂM İLE İNSAN ARASINDAKİ BÜTÜN ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
GÖZÜMÜZÜN NURU, GÖNLÜMÜZÜN SÜRURU EVLÂTLARIMIZI KUR’AN’LA BULUŞTURALIM
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
HİCRET; MADDİ VE MANEVİ FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİDİR
BİD’AT VE HURÂFELERİN KÖKENİNDE CEHALET VE İHANET YATMAKTADIR
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
KURBAN VE SADAKAT
KARAMAN 6. KİTAP GÜNLERİ