'Boşanma' olayına yakından bakalım…

Her yıl ortalama 600 bin evlilik gerçekleşiyor.
TÜİK verilerine göre her yıl tüm evli çiftlerin içerisinden 120 bin boşanma meydan geliyor.
Boşananların yüzde 85'i yeniden evleniyor.
 Boşananların yüzde 17'si ise boşandıkları eşleri ile tekrar evleniyor.”  
 Türkiye'de evlenme ve boşanma oranları bakımından çok şükür ki Batı ülkelerine göre çok iyiyiz. Hiç boşanma olmayacak diğer bir şey söz konusu değil. Eşler anlaşamıyorsa ve evlilik çekilmez hale gelmişse şüphesiz boşanma olacaktır. Boşanma ; Allah'ın en sevmediği helal olsa da netice de helaldir. Burada önemli olan boşanmanın uzmanlar rehberliğinde gerçekleşmesi ve sürecin iyi yönetilmesi gerçeği.


Kangren olmuş bir parmağı vücuttan ayırmak için de bir Genel Cerraha ihtiyaç var , aksi takdirde parmakla beraber vücudun tümü zarar görebilir. Bireylerin annenin babanın ve bilhassa çocukların bu süreçten en az zararla çıkması uzmanlar rehberliğiyle sağlanmalı. Özellikle sülalecek evlenip , sülalecek boşandığımız gerçeği dikkate alındığında bu gerçek daha önemli bir hal alıyor.
Bizim insanımız yalnız yaşamak için boşanmıyor, yeniden bir yuva kuruyor.


 Boşanmalar evlilikler eskidikçe artıyor gibi bir kanaat var. Ama hayır, yaptığımız araştırmada gördük ki evliliğin ilk 5 yılında boşananların oranı yüzde 43. Evlenirken insanımız yeterli hazırlık yapmıyor, çok çabuk karar veriyor. Boşananların yüzde 17'si tekrar boşandıkları eşleri ile evleniyor. Bu da bize boşanırken de çok çabuk karar verdiğimizi gösteriyor. Hala yürüme şansı olan evlilikleri sonuçlandırdığımız anlamına geliyor.
Boşanmak için bakanlığımıza danışanların yüzde 25'i boşanmaktan vazgeçiyor.
Boşanma sürecinde bireylere sorun yaşadıklarında kimden destek aldıklarını sorulduğunda  '' Ailemden , arkadaşımdan ve çevremden diye cevaplar alınıyor.
En çarpıcı sonuç yüzde 66'sı hiç kimseden destek almam diyor. Zaten sorunlar iletişimsizlikten doğuyor. Bir de iletişimsizlik içinde sorunları çözmeye çalışıyor insanlar.”


Kuran- Kerim; evlilikte herhangi bir anlaşmazlık olduğunda , bir sıkıntı doğduğunda kız ve erkek tarafından birer güvenilir hakem tayin etmemizi emrediyor. Hakem mevzuuna Kur'an-ı Kerim'de de şöyle değiniliyor:
 "Eğer karı-kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar düzeltmek isterlerse, Allah aralarını bulmaya onları muvaffak kılar. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve her şeyden haberi olandır." (Nisa Sûresi, 35)
Bu uygulamanın en yaşanılır örneğini Osmanlı'da görmek mümkün. Hakemlik, Osmanlı'da yazılı hukuka geçmeden önce de uygulandığı gibi 1917 senesinde yayınlanan 'Osmanlı Hukuk-i Aile Kararnamesi'nde ise resmî hüviyete büründü. Kararnameye göre karı-koca arasında anlaşmazlık ve geçimsizlik meydana gelip de taraflardan biri hâkime başvurursa, hâkim iki tarafın ailelerinden birer hakem tayin ediyordu. Çare için kimse bulunamaz veya bulunan kişi istenilen vasıflara sahip değilse bu iş için aile dışından biri seçiliyordu. Oluşturulan aile meclisi, tarafların iddia ve savunmalarını inceleyerek aralarını bulmaya çalışıyordu. Bu mümkün olmadığı takdirde kusur kocada ise boşanmaya karar veriliyor, kadında ise mehrin tamamı veya bir kısmının geri verilmesiyle eşler yine resmen ayrılıyordu. Hakemler ittifak edemediklerinde ise diğer bir hakem heyeti veya taraflara akrabalığı olmayan üçüncü bir hakem tayin ediliyordu. Burada unutulmaması gereken nokta, hakemlerin vereceği hükmün kesin olduğu ve onlara müracaat eden çiftlerin karara itiraz etme hakkının olmadığı.
Boşanma verilerini göz önüne alarak Bakanlığımız  özellikle Yerel Yönetimlerle , Belediyeler Birliği ile birlikte Evlilik öncesi Eğitimi yaygınlaştırıyoruz.
Aile Danışmanlığı  Bakanlığımız ve Üniversitelerce binlerce uzman arkadaşımıza verildi.


''Boşanma Öncesi Danışmanlığı'' şu an tüm illerden Sosyal Çalışmacı ve Psikolog arkadaşlarımızın katıldığı eğitimlerle veriliyor. Aile Mahkemelerine boşanma için başvuran aileler hakim karşısına çıkmadan önce ''boşanma öncesi danışmanlık'' alacaklar.
Aile bizim gözbebeğimiz , en büyük değerimiz. Onu risklerden korumak , daha kaliteli bir yuvaya dönüştürmek , gerçekten dünya da cennetin bir şubesi haline getirme hedefi , gayret ve çabayı gerekli kılıyor.
 Ve bu konuda özellikle mutlu bir yuvası olan ve cennetin kokusunu o yuva içerisinde içerisine büyük bir sevinçle içine çeken herkese büyük görevler düşüyor.
 


Yazarın Diğer Yazıları