Hayatımızın Finalini Nasıl Yapacağız?

Bizim kültürümüzde çok önemlidir ‘hüsnü hatime-güzel son’.Bütün dualarımızda Rabbimizden iyi bir finalle kendisine son defa yürümeyi isteriz.
Hayat bir taraftan bakılınca çok kısa , diğer taraftan bakılınca uzun.Özellikle ihtiyarlık zamanın adeta durduğu,yavaş aktığı bir zaman.
Yüce Allah dünyayı imtihan salonu olarak yaratmış ve burada hangi kulunun daha güzel, en güzel davranışı (Kuranı Kerim,67/2)   yapacağını görmek istiyor.Bu derin hikmetin gereği olarak hayırla şerri, iyiyle kötüyü ikisini de yaratıyor. Biz insanlardan kalbimizi ,aklımızı, vicdanımızı ve bize verilen bütün kabiliyetleri kullanarak hayrı doğruyu iyiyi seçmemizi ve yapmamızı istiyor.
Kur’an-ı Kerim ‘’Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi? Yasin,36/68 ifadesiyle ihtiyarlık aynı zamanda bir nevi çocukluktur.
Yaşadıklarımız çoğu zaman kendi ellerimizle yaptıklarımızdır.Özellikle çocuk yetiştirirken onları bize çok ihtiyaçlarının olduğunu bizim söylediklerimizi dinleyerek değil , bizim yaptıklarımızı dikkatle izleyerek , kaydederek ve taklit ederek büyüdüklerini unutmayalım. Unutmayalım ki ileride o örnekleri önümüze koyduklarında yüzümüz kızarmasın.
Babamız Ademin ilk oğullarından Kabil’le başlayan bir tarihi süreç var. Tüm insanlık boyunca Habillere düşen Kabillerin zulmünden, yanlışlarından, kötülüklerinden insanlığı korumak, muhafaza etmek olmuştur. Yüce Allah’ın istediği de budur.İmtihanın gereği de budur.Yüce Allah isteseydi tüm insanları melek gibi yapardı.Ama o zaman insanın yaratılmasına gerek olmaz çünkü melekler zaten vardı.
Çok kıymetli yazarlarımızdan düşünürlerimizden, entelektüellerimizden zaman zaman  “Keşke bütün huzurevlerini, yurtları, yuvaları kapatabilsek…” dileklerini okuyoruz, işitiyoruz. Bu dileğe ,temenniye katılmamak mümkün değil. Evet biz de bütün samimiyetimizle Huzurevlerini , Çocuk Yuvalarını,Yetiştirme Yurtlarını ve Yatılı Özürlüler Rehabilitasyon Merkezlerinde kapatmak istiyor ve sürekli onun için çalışıyoruz.
İşte bizim yatılı olarak hizmet verdiğimiz sosyal hizmet kuruluşları insanlığın bu kadim imtihan gerçeğinin ürünü. Biz milyarlarca kez dilek tutsak, gece gündüz durmadan dua etsek bazı gerçekleri, bazı hikmetleri değiştiremeyiz, değiştiremiyoruz.
Peygamberim mescidinden sonra hemen ilk sosyal hizmet müessesesi olan Ashab-ı Suffe’yi kurdu.Burası bir akademi olmanın yanında garip-gurebanın,fakir-fukaranın,yetim ve engellilerin barındığı bir kurumdu.
Hakikat şehrine yolcu değilsen,
Ne  yolcuyu  eyle ne yolu incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit.
O halde bize düşen nedir ? En güzeli,en doğruyu,en mükemmeli isteyeceğiz,dua edeceğiz.Ama realiteyi, gerçeği de göreceğiz.Bu gün yukarıda saydığımız Yatılı Sosyal Hizmet kuruluşları ülkemizin bir gerçeği.
Biz sosyal hizmetler çalışanları bütün gücümüzle bu kuruluşlarda kalanların sayılarının azaltılmasına çalışıyoruz. Çocuk Yuvamızın kapasitesini 180 den 110 a düşürdük.Sadece ekonomik gerekçe ile gelen hiçbir çocuğu veya genci yurt ve yuvamıza almıyoruz, ailesinin yanında destekliyoruz. Yine kendi öz bakımını yapamayan ağır özürlülerimize,ağır yaşlılarımıza net asgari ücret tutarında maaş bağlıyoruz
 “Koruyucu ve Önleyici Sosyal Hizmetler” asıl önceliğimiz. Yani insanımızın dezavantajlı duruma düşmesini engellemek için çalışıyoruz.
”İnsanız.Ya yaşlanacağız.Ya da…” başlıklı yazımda bir çağrıda bulunmuştum.Merhum Necip Fazıl Kısakürek üstadın dediği gibi ellerimi iki yana açarak “Ey ahali,ey halkım,ey milletim,ey gençler orta yaşlılar :Kimse genç ölmek istemiyor.Dolayısıyla yaşlanmak,yaşlı olmak istiyor.O halde lütfen yaşlandığımızda insanların bize nasıl davranmasını istiyorsak biz de yaşlılarımıza öyle davranalım. Çocuklarımıza gösterdiğimiz ilgi ,alaka, şefkati onlardan esirgemeyelim.Çocuklarımıza evimizde ayırdığımız “Çocuk Odası” gibi özel mekanı yaşlılarımıza uyarlayarak onlar içinde “Yaşlı Odası” oluşturalım.Hatta gazetemizin birisi benim yazımı “Evlerde Neden Yaşlı Odası Yok?” şeklinde yayınlamıştı.Kısaca yaşlıyı bütün imkan ve gücümüzü kullanarak “insanın dünyada ki küçük bir cenneti “ olan ve yeri hiçbir şeyle doldurulamayacak olan aile sıcaklığından koparmamaya çalışalım.
Özellikle evinde bakamayıp Rehabilitasyon Merkezinde yaşlısı olan yaşlı yakınları ve bize düşense: Burayı Hastanenin Geriatri servisi gibi görmek. Yani buralara Hastane mantığı ile bakmak. Nasıl siz hastane de bir yakınınız olunca en az haftada bir çiçeğinizi hediyenizi alır onu ziyaret edersiniz, hafta sonları izin alıp eve götürürsünüz zira bu da tedavinin bir parçasıdır. Lütfen huzurevindeki yaşlılarımızı da böyle değerlendirelim. Huzurevlerini bilgisayarlarda ki “geri dönüşüm kutusu” gibi görmeyelim. Onlar bizim geleceğimiz, onlar bizim geçmişimiz, onlar bizim her şeyimiz.
Yüce Allah “Yaşlı bir insan elini kaldırırda benden bir istekte bulunursa onu geri çevirmekten haya ederim” diyor. Bir de bu yaşlı kimsesiz olursa onun yari ,yarani ,hamisi bizzat Allah’tır.
Bu hatırlatmalarla yaşlılarımızın saygı,sevgi ve hürmetle kucaklanacağı daha güzel yıllara ulaşmamız dileğiyle yaşlıya saygı haftasını tebrik ediyorum.


Yazarın Diğer Yazıları