Siz hiç kurutulmuş et yediniz mi ? (Gariplik…)

'İslam garip başladı. Garip devam edecek. Ne mutlu o gariplere…' demişti garip Peygamber. Garip , miskin , yetim ve garipleri iyi anlaması onlarla hemhal olması , empati kurması  için Yüce Yaratıcı onlar gibi bir hayat sürmesini irade etti.


Medine'de devletini kurup devlet başkanı olarak görev yaparken odasına  bir bedevi girdi. Bedevi heyecan ve korkuyla karışık titriyordu. Peygamber bu hali görünce Bedeviye :'Rahat ol , sakin ol. Ben de senin gibi kurutulmuş et yiyen kadının oğluyum' dedi. Kurutulmuş et yemek sadece garibanlara has bir davranıştı o zamanda.


Şimdi bırakın devlet başkanı olmaya küçük bir masa sahibi olan her Müslüman kendini bu konuda sorgulamalıdır. Hz. Adem'le başlayan imtihan dünyasında nimeti şükürle karşılamak , musibeti sabırla karşılamaktan her zaman daha zor olmuştur.
Hz. Mevlana 25.000 beyitlik Mesnevi'sinin ilk 18 beytinde ney metaforu üzerinde Adem babamız ve Havva annemizle başlayan ana vatan cennetten ayrılışı  , dolayısıyla dünyadaki gurbetimizi  ve garipliğimizi anlatıyor.
Bu sebeple her biri ayrı bir imtihan başlığı olan nimetlerin (mal , makam , şan , şöhret v.b.) Müslümanlara doğru aktığı bir zamanda  her bir Müslüman kendini yeniden gözden geçirmeli , hesaba çekmeli , esas duruşunu kontrol etmelidir. Bu noktada 'mümin müminin aynasıdır' kaidesince birbirimize ayna olma vazifesini yerine getirmeliyiz.


Garibanlığı ömrü boyu üzerinde iftiharla ve hakkıyla taşıyan Hz. Ebu Zer'den bir rivayetle bu konuyu tamamlayalım.
Hz. Ebu Zer , dostum bana yedi şey tavsiye etti:
1.Fakirleri sevip aralarına karışmayı,
2.Dünya için benden daha zengine değil , daha fakir olana bakmayı,
3.Hiç kimseden bir şey istememeyi ,
4.Beni arayıp sormasalar bile hısım akrabayı gözetmeyi,
5.Acı da olsa daima hakkı gözetmeyi,
6.Allah yolunda hiçbir tenkitçinin kınamasından korkmamayı,
7.Arşın altındaki hazinelerden şu kelimeleri sık sık tekrar etmeyi :'La havle kuvvete illa billah'


Yazarın Diğer Yazıları