KUR’AN DÜŞMANLARINA CEVAP

Dostlar, insanlık tarihi boyunca şu yaşadığımız yeryüzü Hz. Âdem (as) babamızdan kutlu nebi Efendimiz (sav)'e kadar hep hak ve batılın mücadelesine tanıklık ede gelmiştir. Ve biliyoruz ki günümüzde tekrar alevlenmeye başlayan bu mücadele kıyamete kadar da varlığını devam ettirecektir. Bu mücadele yeryüzünde olacak ki, hak batıl bir birinden ayrılsın insanlar saflarını seçsin, ebedi âlemde konumlarını ona göre belirlesinler.

Bugün Allah kelamı Kur'an-ı Kerim'e saldırılarıyla gündeme gelen ülke İsveç'ti hani o Avrupa'nın en demokratik, özgürlükçü, insan hak ve hürriyetlerine saygılı olarak bize yıllarca yaftalanan reziller ülkesi var ya işte orası. Hâlbuki biz biliyoruz Avrupa asla ama asla hiçbir zaman medeni bir toplum olmayı başaramamıştı. Sadece bizim dünya üzerindeki hâkimiyetimizi kaybetmemizle birlikte son iki yüzyıl içerisinde Afrika'dan, G. Amerika'ya Okyanusya'dan Güney Doğu Asya'ya kadar dünyanın dört bir bucağında döktüğü kan ve gözyaşları üzerinden devşirdiği zenginlikle gözlerimizi boyamayı başarmış bu zenginliği ve gücü ile tarihi kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda yeniden yazdırmıştı.

Bir dönem bizimde bizim de bu furyaya yakamızı kaptırmamızla birlikte Anadolu coğrafyamızın 1000 yıllık devlet ve toplumsal değerlerine kapılar kapatılmış, kalplere mühürler vurulmuş insanlık tarihinin en şanlı tarihi birikimine sahip şu milletin evlatları batı hayranlığı ve özlemi içerisinde yetiştirilmişti.

Nihayetinde yakın zamanda azmı gördük havaalanlarından devletine, milletine Türkiye bir doktor, mühendis kaybetti ama Almanya, İngiltere, Fransa bir doktor, mühendis kazandı diye mesaj paylaşan evlatlarımıza.

Bugün İsveç başta olmak üzere tüm kâfirlerin bu kadar çıldırmasının, bu kadar şirazesini kaybetmesinin arkasında yatan sebepte tamda budur işte.

Çıldırıyorlar, çünkü onlar tam kazandık dedikleri noktada nasıl bir büyük hezimete kapıların aralandığını ve yüzlerindeki sahte medeniyet makyajının döküldüğüne tanık oluyorlar.

Çıldırıyorlar, çünkü Allah'ın ve Kur'an'ın mesajlarının şavk ettiği bir dünyada kan ve gözyaşından zenginlik devşiremeyeceklerini biliyorlar.

Çıldırıyorlar, çünkü bitti dedikleri Osmanlının evlatlarının iki dudağı arasından çıkacak bir karara muhtaçlık içinde olmayı içlerine sindiremiyorlar.

Çıldırıyorlar, çünkü değişen ve dönüşen dünyada kendilerini savunamayacak kadar acz içinde olduklarını görüyorlar.

Nihayetinde daha bir hafta önce Sayın Cumhurbaşkanımızın maketini linç etmişlerdi. Bu linç girişiminin arkasında yatan sebep Kur'an-ı Kerim'i yakmalarıyla açığa çıktı. Zira Sayın Erdoğan'a karşı olan nefretleri onun şahsına değil onun şahsında şu aziz milletin yükselen değerlerine karşı olduğu anlaşıldı.

Çünkü görüyorlar Türkiye'deki büyük değişim ve dönüşümün farkındalar. Yakın geleceğin şu aziz milletin gönül dünyasından şavk edecek olan değerlerle aydınlanacağını anladılar. Ve bu kâbus ile uykuya dalıyor aydınlanan her yeni güne bu kâbusla gözlerini açıyorlar.

Biliyorlar ki, artık insanlık son ilahi mesajın hakikatleri ile kucaklaşmaya hazırlanıyor.

Biliyorlar ki, insanlığın ufkundan adım adım her gün daha çok şavk etmekte olan İslam'ın nuru karşısında çaresizler.

Biliyorlar ki, bu davada ne Allah'ın peygamberlerini taşlayanlar, nede O'nun vahyine savaş açan Firavunlar, Nemrutlar asla kazanamadılar ve kendileri de kazanamayacaklar. Ve tarih yine onların zilletini kayıt altına almaya hazırlanıyor.

Biz biliyoruz ki, her çağın kâfirleri gibi onlarda kendi fıtratlarının gereğini yerine getirmektedirler. Ancak bugün bize düşen hak ile batılın bu kadar yüz yüze geldiği şu çağda Hak davanın sahibi olmanın gereğini yapabilmektir. Onlar Allah'ın vahyini, kitabını yakıyorlarsa bize düşende tabi ki ona sahip çıkmak olmalıdır. Allah'ın kitabına sahip çıkmaksa sadece İsveç gibi tarihinde hiçbir zaman gerçek anlamda devlet olmayı başaramamış, ABD'nin ileri karakolu olmaktan başka hiçbir fonksiyonu olmayan ülkeleri protesto etmekten ibaret olmamalıdır. Bizim için O kutlu mesaja sahip çıkmaktan anlamamız gereken şey onu her zamankinden daha çok okumak, anlamaya çalışmak ve onunla ahlaklanmak olmalıdır.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da en güzel ve son sözü yine Kur'an söylemektedir;

İnkâr edenlere (deki) "yakında yenileceksiniz, toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü yataktır"


Yazarın Diğer Yazıları