TÜRKİYE’NİN ACI GERÇEĞİ, “ASKERİ DARBELER”

Darbeler dediğimiz zaman aklımıza hep Afrika ülkeleri, Orta Doğu gelir. Asla Avrupa ve ABD gelmez. Çünkü bu coğrafyalar zamanında İngiliz emperyalizmi tarafından siyasi yapıları belirlenmiş, sınırları çizilmiş ve yine onların koymuş olduğu ölçüler ve değerler üzerinden ülke yönetimleri şekillendirilmiş coğrafyalardır. Dolayısıyla bu coğrafi bölgeler içerisinde kalan ülkeler küresel emperyal sistem için sorun çıkarmayacak, onların siyesi planlarına payanda olacak şekilde tanzim edilmişlerdir. Yine bu nedenle de bu coğrafyanın içinde bulunan ülkeler kendi planlamalarına uygun hareket edecek zihinsel yapıya sahip yöneticilere emanet edilmişlerdir. İşte çerçevesini çizmiş olduğumuz bu emperyalist anlayışın çizgisinin dışına çıkmaya kalkan, küresel güç odaklarının planlamaları için risk oluşturabilecek siyasi çizgi içerisine giren bu ülkeler yine aynı ülkelerin desteğine sahip dinamik güç unsurları tarafından darbelere maruz bırakılmışlardır. Tüm bu anlattıklarımızdan da anlaşılacağı gibi hiçbir darbe asla dış desteğe sahip olmadan gerçekleştirilemez.

Ülke içerisinde darbeyi gerçekleştirenler o ülkedeki zümre olarak konumlarını korumak adına darbeyi kendilerince gerekli ve meşru olarak tanımlarken yabancı güç odakları da küresel hâkimiyetlerinin devamlılığı açısından darbelere gerekli ve zaruri olarak bakarlar.

 

Yaşadığımız coğrafyanın jeopolitik önemi de darbeleri bizim için kaçınılmaz hale getirmiştir. Her küresel egemenlik rüyası gören ülke için kontrol edilmesi zaruri olarak algılanan Doğu Akdeniz coğrafyası bu bölgenin egemen devlet yapılarının bağımsız iradesine bırakılamayacak kadar önemli olduğu kabul edilmiştir. Bu da darbeleri yine kaçınılmaz kılmıştır.

Anadolu coğrafyası öylesine önemli bir konuma sahiptir ki bu coğrafi alan içerisinde konuşlanmış bir milletin asla zayıf olmak gibi bir hakkı yoktur. Bu coğrafyada zayıf düştüğünüz anda tüm dünyanın belalıları başınıza toplanır. Ancak bu coğrafyada güçlü olmaya başlarsanız artık siz de bir küresel aktör durumuna dönüşüyorsunuz demektir.

 

Hâlbuki bu topraklarda İslam sayesinde 950 yıldır dünyanın her türlü belasına, derdine, saldırılarına göğüs gererek ayakta kalmayı başarmış, yaşadığı toprakları eski bir Bizans – Hıristiyan ülkesiyken Türk – İslam yurduna dönüştürmüş, son aşamada Osmanlının son yüz yılında dünyanın tüm emperyal güçlerine karşı kanıyla, canıyla bedel ödeyerek ayakta kalmayı başarmış olan bu aziz milletin tüm evlatları bu ülkenin en büyük kurucu ve inşa edici gücü olduğu gerçeği göz ardı edilmek istenmişti. M. Kemal'in de ifade ettiği o Çanakkale Savaşlarında bilenlerin Kur'an okuyarak, bilmeyenlerin tekbir ve şehadet getirerek düşmanın üzerine yürüdüğü o yüksek ruh bu devletin ve milletin en büyük varlık gerekçesidir.

 

27 Mayıs 1960 Darbesinin Zulmüne Örnekler

  • İp, zeytinyağı, idam gömleği, cellatın ücreti olmak üzere ailelerden 15 TL. Tahsil edildi.
  • Cezaevi müdürü, "cellatlar zil – zurna sarhoştular. Ne için ve nereye geldiklerini dahi bilmiyorlardı.”
  • Cellatlar işi bilmedikleri için en fazla 1-2 dk. İçerisinde sonuçlanması gereken idam 2 saat sürdü.
  • 1 saat sonra indirdiler. Nabız yoklandı. Azda olsa nabız attığı tespit edilerek 2. Kez ipe çekildi.
  • Mahkeme savcısı 2. İdamdan sonra "ben iki ayrı suçtan idam kararı verdim” diyerek itiraz etti. Bunun üzerine 2. İdam gerçekleştirildi.
  • Fatin Rüştü Zorlu çok özel ve saygın bir devlet adamıdır. Yurt dışında çok özel bir itibara sahiptir. Ölüm haberi alınınca Birleşmiş Milletler Genel Kurul'unda hatırasına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilmiştir.
  • Fransa'da Mes Dergisi, "Mösyö Zorlu yaşadığı şekilde bir şövalye gibi onurlu ve soylu bir şekilde ölüme yürüdü.” Dedi.
  • Fatin Rüştü Zorlu'yu yakından tanıyan İngiltere dış işleri bakanı Selvin Loyd Türk Büyükelçisi Zeki Kunaralp'e soruyor, "Benim tanıdığım Sayın Zorlu son derece bilgili, yetenekli, çalışkan ve vatansever bir insandı. Siz böyle bir insanı neden öldürdünüz?” cevap, sessizlik.
  • Selvin Loyd'a aynı dönemde Ankara İngiliz Büyükelçisi göndermiş olduğu raporda, "Sayın Zorlu ülkesinin ve milletinin menfaatleri noktasında fanatik derecede tavra sahip bir dış işleri bakanı.” İfadesini kullanmıştır.
  • Ailelerinin camilerde mevlüt yaptırmasına dahi izin verilmemiş evde mevlüte katılan imam sorgulanmıştır.
  • Hasan Polatkan'ın eşi Mütahare Hanım, "Hasan görevi sırasında askerler tarafından kendilerine daha çok maaş verilmesine yönelik sürekli baskılarla karşılaştı. O bu baskılara karşı ben ülkemin varlığını haksız şekilde heba edemem. Bunun hesabını veremem. Diyerek reddetti.”
  • Hasan Polatkan'ın kızı Nilgün onun idamından dört gün sonra ilkokul 1. Sınıfa başlıyor. Okul ailesine, "sen vatan haininin kızısın seni okutmayız. " Diyor. 4 gün sonra Nilgün okula kabul edildi. Sınıf öğretmeni derste onu tahtaya kaldırarak, "senin baban kim? Neden öldürüldü?” Sorularına cevap vermesini istiyor.
  • "Polatkan'a ait yolsuzluklar açıklandı. Suçu 12 milyon 500 bin liralık hisseye karşılık menfaat temini” manşetleri atılıyordu her gün. Bunların hiçbiri ispat edilemedi ama kimin umurundaydı!
  • Adnan Menderes'in vücudunda nöbetçi subaylar sigaralarını söndürüyorlardı.
  • İdamından 20 dakika önce odasına doktorlar gelerek prostat muayenesi yaptılar.
  • İdam sırasında Adnan Menderes'in avukatı Burhan Apaydın gözyaşı döker. Sorumlu subay, "sana ağlamayı yasaklıyorum.” Der.

 

 


Yazarın Diğer Yazıları