Kar Üstüne Sağlam Bina Yapmak Eğitim Sorununu Çözmez

Batılılaşma hevesi bu topraklara sirayet ettiği günden başlayıp, 250 bin medrese öğrencisinin Çanakkale'de şehit verilmesinin ardından ve insanımızın üzerine balyoz gibi indirilen “Harf İnkılâbı” ile ülkemiz insanı özünden kopartılmış, hafızası silinmiş ve ülkemizde o günlerden kalma, bir türlü düzelmeyen eğitim sorunu kronik hale gelmiştir.
Güneş ne kadar yakıcı olursa olsun, tokmağın karları eritemez ise, eğitimde de sorunlar tokmağın kar gibi, bir türlü erimemiş gittikçe çoğalmıştır.
11 yıldır her türlü sorunu çözeceğiz, bu sorunların başında da Eğitim geliyor, diyen hükümet, daha önceleri de vurguladığımız gibi, eğitim sorununu bir türlü çözememiş, işleri rayına oturtamamıştır.
En reformcu bakanları işbaşına getirmesine rağmen, eğitime bütçeyi her geçen yıl daha da artırmasına rağmen, sorunun teşhisi konulamamıştır.
Teşhisi konulamayan hiçbir sorunun tedavisinin de mümkün olamayacağı herkesin malumu.
Eğitim bir süreçtir ve her gelişmeye ayak uydurmak zorundadır, bu yüzden yapılan reformları ve değişiklikleri tabii ki destekliyoruz, her yıl sistem değişiyor eleştirisini doğru bulmuyoruz.


Bunun yanı sıra, kar üstüne, fazladan bütçe ayırarak sağlam bina inşa etmek o binayı ne kadar süre ayakta tutabilir? Diye eleştirmek hakkımız.
Sorunları daha önceki yazılarımızda da sıraladık, tekrar etmekte bir sakınca yok.
-    Çocuklarımızı kendi kültürümüzle, örf ve adetlerimizle, kardeşlik duygusu aşılayarak yetiştirme yerine, “birey” nesil yetiştirme yanlışına düşülmesi.
-    Öğretmenlerin eğitim ve öğretim alanında yeterli donanıma sahip olmadıklarının, en önce öğretmenlere kabul ettirilmesi.
-    Öğretmenlerin gerçekten öğretmen olabilmeleri için üniversitelerde öğretmen yetiştiren kurumların baştan ayağa yenilenmemesi.
-    Öğretmenleri yetiştiren akademisyenlerin de öğretmen yetiştirmek için uygun vasıfları taşımamaları.
-    Arz-talep dengesizliği yüzünden, çok mezun verip az öğretmen atanması sonucu uygulamaya konulan ezbere dayalı KPSS sistemi ve ücretli öğretmen saçmalığı.
-    Eğitim kurumlarının başında bulunan okul müdürlerini seçerken mevzuat ezberletilmesi ve iyi ezberleyenlerin müdür olarak atanması.
-    Müdür atamalarında yapılan mülakat sınavlarında, iyi bir lideri tanımak için soru sorulacağı yerde, basmakalıp güncel sorularla o kişinin müdür olup olamayacağına karar verilmesi.
-    Velileri bilinçlendirme çalışmalarına gidilmemesi.
-    Öğretmenlere nitelikli hizmet içi kurslar verilmemesi.
-    Her önüne gelenin, haklı ya da haksız yere “ALO 147” gibi saçma sapan muhbirlik hattını kullanarak, okul yönetiminin ve öğretmenlerin diken üzerinde eğitim yapmalarının zorluğunun farkına varılmaması.
-    Öğretmeni ile dalga geçen öğrenciye hiçbir ciddi yaptırımın olmaması. Velilerin herhangi bir sorun olduğunda okula elini kolunu sallayarak gelip öğretmene saldırması. Sağlık kurumlarında çalışan sağlıkçılara yapılan sözlü ve fiziksel saldırılar haber yapılırken, sağlıkçılara şiddetin önlenmesi için ilgili bakanlığın girişimlerde bulunmasına karşın Milli Eğitim Bakanlığı tam aksine, öğretmeni potansiyel suçluymuş gibi görüp, soruşturma açmayı çıkar yol olarak görmesi.
-    Gelişmiş ülkelerdeki öğretmen maaşlarına bakılmaksızın, son 10 yıl içerisinde öğretmen maaşlarında yapılan iyileştirmelerin yeterli görülmesi ve ücret adaletsizliği yüzünden öğretmenlerin çalışma azminin kalmaması.
Sorunların teşhisini koyarken bir yandan da çözüm önerisi sunmuş olduk. Umarız ki, sorunları hükümet ciddiye alır ve atılması gereken adımları atar.
Atmazsa ne olur?
Yapılan onca reform suya yazılmış yazı gibi silinir gider.


Yazarın Diğer Yazıları