Kıçı Kırık Dış Politikacılar Sahnede

Herkes ne kadar da masum ve herkes ne kadar da insancıl.
Hoşgörü denizinde yüzüyoruz milletçe.
Tahammül abidesiyiz hepimiz.
Geçmişimiz de öyle, geleceğimiz de…
Bizden olmayanları, bizim gibi düşünmeyenleri, bizim gibi hareket etmeyenleri ne çok seviyoruz aman Allah'ım.
Takım tutar gibi parti tutuyoruz, elimizde imkân olsa karşı partinin taraftarını, tuttuğumuz takımın taraftarını öldürür gibi öldüreceğiz ve bu, çok da matah bi'şey değil bizim için.
Ülkemde can pazarı yaşanıyor. Onca insan şehit ediliyor.
Şehit eden eli kanlı canilerle uğraşılacağına, bu durumu muhalefet etme fırsatına dönüştürerek bir iğrençliğe imza atmakta beis görmüyoruz.
Eli kanlı diktatörle sırıtarak poz verecek kadar canilerin yaptıklarına, yapacaklarına zemin hazırlıyoruz, onlar insanımızı katlederken yattığımız yerden muhalefet ediyoruz.


Kimse de çıkıp demiyor ki, ey muhalefet!
Sen değil misin, Türkiye Hükümetini Suriye canisine şikâyet eden ve sen değil misin kendi insanını göz kırpmadan katledene çanak tutan?
Gidip kafileler halinde onlarla iş tut, onlar da nasılsa Türkiye'de müttefikimiz var, oraya savaş bile açsak bize destek verecek insanlar var desinler, sen ardından çık, hükümet neden Suriye'nin iç işlerine burnunu sokuyor, de!


Sen kim oluyorsun da, gidip Suriye'ye eli kanlı diktatöre destek oluyorsun bu iç işlerine burnunu sokmak değil midir?
Hem yanı başında yüzlerce bin kilometre sınır komşusu olduğun bir ülkede iç savaş çıkacak hem de sen kıçını kırıp oturacaksın, öyle mi?
Buna dense dense, “kıçı kırık dış politika” denir ki, bu da sizin yıllardır uygulayageldiğiniz politikadır. Ve sizlerin uyguladığı politika neticesinde, ABD Başkanı önünde el pençe divan durma, Terörist başını şartsız koşulsuz İmralı'ya koyma vardır.
Şimdi çıkıp da, gecesini gündüzüne katan, ülke ülke dolaşıp, her yerde ülkenin yerin dibine batırdığınız onurunu kurtarma gayreti gösteren Başbakana, Dışişleri Bakanına laf söylemeye hakkınız da yok haddiniz de.


Şehit edilen insanlar bizim insanımız. Acılarını yüreklerimizde hissediyoruz, siz de laf söylerken, söylediğiniz lafın nereye gideceğini iyi hesap edin.
Hesap kitap bilmiyorsanız, susun da bi'şey bilmediğiniz ortaya çıkmasın, ya da zamanında yaptığınız yanlışları hatırlatmayalım sizlere.
O kadar hoşgörülü ve insancıl bir anlayışınız var ki, gören de sizi, şehit edilenlere üzülüyor zannedecek.
Siz ülke yıkılsa bile, darbe olsa bile, yeter ki bu hükümet gitsin de nasıl giderse gitsin derdindesiniz.
İnsanımızın acısıyla oy devşirme derdinden vazgeçin!


Yazarın Diğer Yazıları