Maarifi Devlet Düzeltsin de Seni Kim Düzeltecek

Türkiye Yüzyılı hedefinin içine aklıselim düşünen herkes maarifi alıyor.

Hükümetin eğitimi merkeze almasını, gerekirse diğer işlerden daha fazla eğitime zaman harcanmasını istiyor herkes.

Haklılar mı? Evet…

Cumhurbaşkanımıza, Milli Eğitim bakanımıza çok büyük işler düşüyor diyerek herkes eteğindeki taşı döküyor.

Onlara iş düşüyor da eğitimde ve kültürde bize iş düşmüyor mu?

Her zamanki gibi her şeyi devletten mi beklemeliyiz?

Diyelim ki hükümette istediğimiz ve bize uygun olmayan birileri vardı o zaman ne yapacaktık?

Çok içler acısı bir durum var şuan…

Bakın geçmişten günümüze kadar atası yedi ceddi dahil hepsi muhafazakar olan bir arkadaşımın iki çocuğu da İslam düşmanlığı konusunda sicili bozuk olanları desteklediler.

Bu hükümetin suçu mu?

Cumhurbaşkanımızın suçu mu?

Milli Eğitim Bakanının suçu mu?

Aile bakanlığının suçu mu?

Cevabınız evet ise…

Bizim yetiştiğimiz dönemlerde, bizim gençliğimizde dinle imanla alakası olmayan hükümetler döneminde biz neden onların boyunduruğu altına girmedik?

Manevi eğitimden, değerler eğitiminden tabii ki dem vuracağız elbette.

Bunların eksikliğinden de bahsedeceğiz.

Ders kitaplarının içeriğinin değiştirilmesi gerektiğinden, müfredatın sil baştan değiştirilmesi gerektiğinden, devrim niteliğindeki köklü yapısal değişikliklerden de söz edeceğiz. Karşı çıkanı karşımıza alacağız…

Ama insafı da elden bırakmadan…

Çocuklarımızı yetiştirmesini bilmiyoruz. Bunun üzerine kafa yormamız gerekecek her şeyden önce.

Özellikle muhafazakar ailelerin çocuk yetiştirme konusunda paradigma değişikliğine gitmesi gerekiyor.

Hepimizin buna ihtiyacı var.

Başı kapalı annenin başı açık çocukları, beş vaktini camide kılan babanın Cuma bile kılmayan çocukları var.

Bu eğitim sisteminin kötülüğü ile açıklanamaz.

Eğitim sistemi sadece bizim günah keçimiz.

Herkesin şapkasını önüne koyup, ben nerede yanlış yapıyorum diye düşünmesi gerekiyor.

Biz ocak ayında temmuzda gideceğimiz tatilin rezervasyonunu yaparken, doğum günlerinde mumları üflerken, televizyonlarda maç ve ahlaksız dizileri seyre dalarken, çocuklarımızın telefonuna sınırsız interneti yüklerken…

Yan gelip yatarken yani…

Cumhurbaşkanımız eğitime neşteri vursun dersek evimizdeki çocuğa bunun hiçbir faydası olmaz.

Oruç tutma sınava çalış, namaz kılma sınava çalış…

Sonra? Deist oldu bizim çocuk…

Ne bekliyorduk ki?

Şeyh mi olmalıydı? Sahabe hayatı mı yaşamalıydı?

Eğriyle doğruyu şaşırıp çocuklarımızın yanında eğri yoldan gidip onları doğru yola çekme düşüncesini tarih yazsa coğrafya bozar…

Köyün muhtarı senin bahçene suyu getirir ama sen sebzenin dibine gübre atmazsan o sebze saman gibi olur…

Mustafa SÜS

 


Yazarın Diğer Yazıları