Okul Müdürlerinin Görevine Son Verilmeli

Bir ülkenin gelişmesini, ilerlemesini, dünyada söz sahibi olmasını istiyorsanız eğitimde kaliteyi artırmanın yollarını aramalısınız.
Eğitimde kaliteyi artırmak da, ol deyince olacak bir şey değil.
Bu konuda Cumhuriyet kurulduğu günden beri hemen herkes kafa yoruyor ama henüz ciddi bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Kimisi eğitim kökenli bakan gelirse sorun çözülür, diyor. Kimisi eğitime ayrılan bütçe artarsa kalite artar, diyor. Kimisi öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilirse bu iş olur, diyor. Kimisi üniversitelerin öğretmen yetiştirme felsefesinin değişmesine bel bağlıyor.
Öğretmen öğrenciden, öğrenci-veli ve okul müdürü öğretmenden, bakan herkesten şikâyetçi.
Okul müdürü, okulu fiziki açıdan güzelleştirip, sınıfa öğretmenin zamanında derse girmesini sağlayınca kendisini her türlü sorumluluktan muaf zannediyor.
Öğretmen hala eskiden kalma yöntemlerle derse girdiği vakit, test çözdürüp, çok ödev verdiği zaman bu işi tam yaptığından emin.
Veliler de okula gelip öğrencisinin kulağının çeken öğretmeni okulda rezil ettiği ve o öğretmeni bir yerlere şikâyet ettiği zaman görevini yerine getirdiğini zannedip işine bakıyor.
Müdür yardımcılarının da herhangi bir memurdan farkı yok, yazı yaz, müdürün emrini öğretmene bildir, öğretmenin talebini müdüre ilet gibi aşırı derecede ilkel ve günümüz Türkiye’sine yakışmayacak görevleri üstlendiğinden herhangi bir konu hakkında fikir yürütme ehliyetine sahip değil, fikir yürütünce de zaten kabul görmeyeceği için fikri körelen bir konumda.
Genel hatlarıyla resim bu!
Peki, kalite nasıl artırılır?
Öncelikle tüm Türkiye’ de okul müdürlerinin tamamı görevlerinden el çektirilmelidir!
Evet, yanlış duymadınız.
Hepsi mi? Evet hepsi!
Bir kısmı falan değil, kurunun yanında yaşın yanma olayı da değil.
Bir kısmını görevinde bırakırsanız kriteriniz ne olacak?
O yüzden hepsinin görevine son verilmelidir.
Sonra sendikaları, siyasileri, akademisyenleri dışarıda bırakıp, ülkede akil adamlar diye bilinen ve hemen herkesin üzerinde hem fikir olduğu bu işten anlayan, en önemlisi lider denilebilecek kişileri aydınlık bir odaya günlerce hapsedip;
Okulları hangi niteliğe sahip insanlar yönetmeli? Sorusuna kafa yormalarını istemek.
Yöneticiyi yetiştirecek okul mu açılacak?
Lider yetiştirecek okul mu açılacak?
Mevzuat ezberleyen insanlar mı yönetici olacak?
Kapıya dikilen güvenlik görevlisi gibi kâğıtta yazılan kuralları uygulatıcı tipler mi okulları yönetecek?
Bu akil adamlar dediğimiz kimseler bunu tartışacak.
Daha sonra taslak kamuoyuyla paylaşılacak, siyasetçiler, sendikalar, akademisyenler, görevlerinden alınan müdürler, öğretmenler, öğrenciler ve velilerden durum değerlendirmesi istenecek.
Eksileri, artıları tartılacak ve geniş bir konsensüs oluşturulup, okul yönetici seçme kriteri belirlenecek.
Peki, neden okul müdürleri?
Çorak toprağa sahip, adam akıllı bir çiftçinin toprağı işleyip aldığı verimle, sulak toprak sahibi mıymıntı ve iş bilmez bir çiftçinin aldığı verimi karşılaştırdığımızda, okulları iyi müdürler yönetirse eğitimde kalitenin gözle görülür bir seviyede artacağına inanıyorum.
Bana katılmıyorsanız sizin fikirlerinizi alalım?


Yazarın Diğer Yazıları