Okyanus Altından Kaset Oynatmak

Ülkemizde gündemin çok hızlı değiştiğinden şikâyet edilir genelde. Öyle ki daha bir hafta önce ortalığı kasıp kavuran bir olay bir hafta sonra kimsenin aklına gelmez. Aklına getirenlere de hayret edilir.
O kadar çok gündem değişikliği hayra mı şerre mi alamet bilinmez. Kimine göre bir şeylerin üstü kapatılır gündem değiştirilerek, kimilerine göre millet oyalanır.
Bırakalım desek de bırakılmıyor, dershane karşıtlarının ve dershane yanlılarının belden aşağı vuruşları... Adamın hası kavgada belli olurmuş, varsın olsun da kimin ne “mal” olduğunu kamuoyu gözleriyle görsün. Perde arkasında çekilen kılıçlar, halkın önünde çekilsin ki, gölge oyunuyla oynanan oyunlar gün yüzüne çıksın.
Birileri okyanus altından “kaset” oynatsın. Akdeniz altından Siyonizm’e selam sarkıtsın birileri. Birileri kartları yeniden karıp oyun kurmaya heves etsin.
Öyle zannediyorum ki, bu kavga kolay geçiştirilecek bir kavga değil.
Adına “Hizmet” denilen camianın, kaybedecek neyim kaldı ki? Mantığı ile hareket ederek, gözlerini kapatıp sağa yumruk sallaması, sola göz kırpması hayra alamet değil.
Başbakanın her seferinde, ne istedilerse verdim, demesinin altında yatan vefa beklentisine verilen karşılığı hepimiz gözlerimizle görüyoruz.
Ülkemizde işler yoluna girdiği zamanlarda çıkan hengâmenin figüranı olmak kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede bu millet vatanına ihanet edeni asla affetmez.
Vatana ihanet, dağa çıkıp askerimize kurşun sıkmakla olmuyor sadece.
Çözüm süreci gibi bir fırsat yakalamışken, yollar, köprüler, hava alanları yapılırken, baştan ayağa ülkemiz yenilenirken, dış dünyada itibar kazanırken;
Sen çözüm sürecine engel olacak söylemlerde bulunursan, ülkeni dışarıda itibarsızlaştırmak için her önüne gelene ülkeni şikâyet edersen, daha dün bir kaşık suda seni boğacakların ipiyle kuyuya inmeye kalkışırsan, kusura bakma ama seni ne Sarıgül kurtarabilir ne de İsrail!
Halkın gözleri önünde destekler gibi yaptığın hükümete kapalı kapılar arkasında dirsek gösterdiğini bilmeyen kalmadı.
Sen istemekten bıkmadın, isteyip de almaktan utanmadın, vermeyince de nasırına basılmış Süleyman Efendi gibi Allah’ın adını diline doladın. Sonra da sadece dershane kapatılmasını ülkenin gündemine getirip oturttun.
Sokakta top oynayan zengin çocukları gibi, hoşuna gitmeyen çocukları oyundan çıkardın, hoşuna gidenlerle tek kale maç yaptın, kenarda seyreden ve oyuna alınmayan çocukların da hizmetindeyiz yalanını söyledin.
Bu ülkenin tek bir evladının gözyaşına sahip çıkar gibi yapıp da, milyonlarca vatan evladını yüz üstü bıraktın.
Her türlü içten pazarlığı yapıp, sinsi bir şekilde gemini denizin altından da üstünden de yürütürken bu milleti saf yerine koydun, ardından da mazlum edebiyatı ile göz boyamaya, olmayınca da bel altından vurmaya başladın!
Belki maddi olarak pazarlıklarından bir netice alabilirsin lakin o lokmaların boğazında düğümleneceği günü de Allah mazlumlara gösterecektir!
En çok da kimlerle iş tuttuğunu görecek bu millet!
Gönül diliyle, ağlak hitabetlerle tehdit ettiğin insanların ahı yerde kalmayacak!
Vardır elbet Allah’ın da bir tuzağı…


Yazarın Diğer Yazıları