Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Çanakkale Savaşı dendiğinde hep milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un şu mısraları aklıma gelir.
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.
Bir Hilal uğruna ya Rab; ne güneşler batıyor?
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pâk alnı değer.
Mehmet Akif bir milletin varlık-yokluk mücadelesini o kadar güzel bir şekilde mısralara dökmüş ki, Çanakkale müdafaasını çocuklarımıza sadece bu şiirle anlatsak, eksiğimiz olmaz diye düşünürüm.
Şahadet herkese nasip olmayacak yücelikte bir makamdır. Uğruna kan dökülmeden alınan topraklar vatan olmaz.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Son günlerde hepimizin dudaklarından dökülen bu mısralar ise Mithat Cemal Kuntay'a aittir. Kuntay, Mehmet Akif'in yakın dostlarından biridir. O da bir milletin yeniden diriliş destanını yaşamış bir şahsiyettir.
Büyük hadiseler büyük insanlar çıkarıyor. Birinci Cihan harbi ve devamındaki Kurtuluş Savaşı, hem siyasi, hem askeri, hem edebiyat alanında büyük şahsiyetler doğurmuştur. Milli harcımızı oluşturan büyük şahsiyetlerin tamamına yakını bu dönemlerde var olmuşlardır.
Büyük hadiseler aynı zamanda büyük kırılmalara da neden olur. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Türkiye'ye uygulanan ambargo, devleti kendine getirmiş ve Milli Savunma yatırımlarının ilk güzel örnekleri bu dönemde başlamıştır.
Türkiye'de, 2010 referandumundan sonra da ciddi anlamda büyük bir kırılma yaşanmıştır. Devlet, ABD güdümündeki FETÖ'ye karşı bakışını değiştirdiği gerekçesi ile ismi konulmamış bir ambargo ile karşı karşıya kalmıştır. Devleti yönetenler bu tehlikeyi sezer sezmez, Milli Savunma yatırımlarına öncelik vermişler ve kısa sürede çok ciddi mesafeler kat edilmiştir. Güney sınırımızda devam eden operasyonlarda büyük oranda yerli üretim silah ve mühimmatlarımız kullanılmaktadır. Çok kısa sürede elde edilen başarı, sözde dostumuz olduğunu söyleyen müttefiklerimizi rahatsız etmektedir.
Varsın rahatsız olsunlar, varsın "bizim silahlarımızı Afrin'de kullanamazsınız” desinler. Türkiye doğru yoldadır ve doğruları yapmaktadır. Unutulmamalıdır ki, sınır güvenliğini sağlayamayan bir devlete devlet denmez. Devletin en önemli görevlerinden biri, hatta birincisi Milli Güvenliktir.
Afrin'de de, Münbiç'te de ve başkaca yerlerde de güvenliğimizi sağlamak için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır. Seksen milyon ülke evladı, istikbali için, istiklali için, istikrarı için canını da malını da feda etmeye hazırdır. Adı Tabip olan, adı Mimar olan ve ne yazık ki, önünde de Türk kelimesi bulunan oluşumlar ve o oluşumların başındakiler kimin davulunu çalıyorlar bilmiyorum. Kimin davulunu çalarlarsa çalsınlar o tokmak mutlaka başlarına inecektir. Bence o ne idüğü belirsiz soyu araştırma gerektiren zavallıları bırakıp, Mahmud Murad'a kulak verilmeli.
Ey Afrin'de dedesinin ruhunu şad eden Asker,
Dünya durdukça, ne sana ne milletime var keder.
Unutulmamalıdır ki, Afrin, bir yerin bir şehrin adı değildir. Afrin, gem vurulmaya çalışılan Aziz Milletin istiklalidir. Afrin, fitne ateşinde kavrulan ümmetin istikbalidir. Afrin, bölgenin orta ve uzun vadeli istikrarının anahtarıdır. Afrin Kızılelma ülkümüzün ilk adımıdır.
Tankın üzerinde kendine mikrofon uzatılan kahraman evladımız Uzman Çavuş Mehmet Kuzu'nun , tüm Mehmedlere tercüman olan şu diyaloğu aslında her şeyi anlatıyor.
Muhabir: İstikametiniz neresi?
Mehmet Çavuş: Kızılelma!
Muhabir: Ailene bir mesajın var mı?
Mehmet Çavuş: Beni beklemesinler!
Muhabir: Türkiye'ye bir mesajın var mı?
Mehmet Çavuş: Bu vatanı bölemezler.
İşte bu kadar basit, işte bu kadar açık ve işte bu kadar net.
Çok yaşa sen Mehmet Çavuş. Çok yaşayın Mehmedlerimiz. Bu millet sizinle gurur duyuyor.
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan