DOLAR
45,486 TL
EURO
53,235 TL
STERLİN
61,611 TL
GRAM
6.831 TL
ÇEYREK
11.225 TL
YARIM
22.245 TL
CUMHURİYET
44.215 TL
Nurettin BAY
Nurettin BAY
nureddinbay@gmail.com
16 Nisan 2026 Perşembe günü yayınlandı

Bir Neslin Kırılma Noktası: İstikamet…! 

Şanlıurfa'dan ve Kahramanmaraş'tan yükselen o acı haberler…
Sadece birkaç ailenin değil, bir milletin yüreğine düşen ateş oldu.
Çünkü mesele bir "olay” değil; mesele, derin ve sessiz ilerleyen bir çözülmenin artık zarar verme noktasına gelmesi.

Daha düne kadar benzer sahneleri uzak coğrafyalarda izlerdik.
Amerika'da, Avrupa'da…
Ve içimizden şu cümle geçerdi: "Bizde olmaz.”

Keşke yakın geçmişi doğru analiz edebilsek…
Batı'da başlayan birçok toplumsal hastalık, gecikmeli de olsa gelip bizi buluyor.
Biz de çoğu zaman hazırlıksız yakalanıyoruz.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo tam olarak bu.

Şimdi sormamız gereken sorular net:
Bu çocuklar neden bu kadar öfkeli?
Neden bu kadar kopuk?
Ve en önemlisi, neden bu kadar yalnız?

İki kuşak arasındaki fark, artık bir fark olmaktan çıkmış, bir kırılmaya dönüşmüş durumda.
20-30 yıl önceki öğrenci ile bugünkü öğrenci arasındaki fark sadece zaman değil. Tam manası ile bir zihniyet ayrışması söz konusu. 

Bir zamanlar öğretmen, sadece bilgi aktaran değil; aynı zamanda terbiye eden, yön veren, örnek olan bir figürdü.
Bugün ise öğretmenin otoritesi tartışmalı, itibarı zedelenmiş durumda.
Daha da düşündürücü olan, bu aşınmanın sadece öğrencide değil, velide de karşılık bulmasıdır.

Oysa bir toplumun geleceği, öğretmenine verdiği değerle doğru orantılıdır.
Bu değer zedelendiğinde, sadece eğitim değil, istikbal de yara alır. Öğrenci ati ise öğretmen atiye götüren aracın şöforudur. İstikameti  o belirler. 

Bir diğer büyük kırılma noktası ise dijital çağın kontrolsüz yükselişidir.

Sanal dünya, çocuklarımızın ikinci değil, çoğu zaman birinci gerçekliği hâline gelmiştir.
Orada kurulan ilişkiler, izlenen içerikler, edinilen alışkanlıklar; karakter inşasının temelini oluşturmaktadır.

Ancak bu dünyanın sunduğu şeyler üzerine dürüstçe konuşmak zorundayız:
Derinlik yok, sorumluluk yok, sınır yok, kontrol yok.
Haz var, emek yok.
Görüntü var, hakikat yok.
Hız var. hikmet yok.

Böyle bir zeminde yetişen bir gençten erdemli olmayı beklemek nafile uğraştır. 

Eğitim sistemimiz de bu çözülmenin dışında değildir.

Uzun yıllardır gençlerimizi tek bir kulvara mahkûm eden bir anlayışla ilerliyoruz:
Sınav.

LGS, üniversite sınavı…
Hayat, birkaç saatlik performansın sonucuna indirgenmiş durumda.

Oysa hayat, çoktan seçmeli sorulardan ibaret değildir.
Hayat; karar vermek, sorumluluk almak, insan olmak sanatıdır.

Her çocuğu akademik başarıya zorlamak, aslında birçok çocuğu başarısızlığa mahkûm etmektir.
Bu nedenle mesleki yönlendirme, erken yaşta ve kararlılıkla ele alınmalıdır. 12 yıllık zorunlu eğitimin lise kısmının mecburiyet konusunu yeniden değerlendirmeye almalıyız. İstidatı olmayan, okumak istemeyen bir çocuğu liseye göndermek onun için hapishaneye gönderilmekten farksızdır. Ortaokuldan sonraki kısım konusunda özellikle meslek edindirme hususu yeniden ele alınmalıdır. Gerektiğinde süresi uzatılarak ilkokulda temel eğitim verilmelidir. Ortaokul öğrencilerin bilgi, beceri ve yeteneklerine göre mesleki yönlendirme sürecinin belirlendiği yer olmalı, sadece akademik eğitime elverişli çocuklar liseye devam edebilmelidir. Diğerleri istidatına uygun mesleklere yönlendirilmelidir. 

Bir toplum, sadece okuyanlarla değil; üreten, çalışan, iş tutan insanlarla ayakta kalır.

Bütün bu tabloyu bir araya getirdiğimizde karşımıza çıkan gerçek şudur:
Mesele yalnızca eğitim değil; mesele bir değerler krizidir.

Manevi zemin zayıfladıkça, gençlik yönünü kaybetmekte, Milli şuur zedelenmekte, aidiyet duygusu yok olmaktadır. 
Aile zayıfladıkça, birey savrulmaktadır. Burada aile yine 1 numaralı konumdadır. Aile olmadan ne millet olur, ne devlet. 

Peki ne yapmalı?

Öncelikle cesur olmalıyız.
Gerçeklerle yüzleşmekten kaçmamalıyız.

Sanal medya konusunda ciddi düzenlemeler artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. 
Çocukların erişimi belirli yaşa kadar sınırlandırılmalı, sonrasında da bilinçli ve denetimli bir kullanım sağlanmalıdır.

Eğitim sistemi yeniden ele alınmalı; bilgi kadar karakter inşasını da merkeze alan bir anlayış hâkim kılınmalıdır.

Aileler yeniden güçlendirilmelidir.
Çünkü ilk okul ailedir, ilk öğretmen annedir, babadır.

Ve en önemlisi…
Bu toplum yeniden "insan yetiştirme” idealine dönmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları