DOLAR
44,93
EURO
52,17
STERLİN
60,26
GRAM
6.962,69
ÇEYREK
12.185,48
YARIM ALTIN
23.883,54
CUMHURİYET ALTINI
47.279,65
Nurettin BAY
Nurettin BAY
nureddinbay@gmail.com
23 Mart 2026 Pazartesi günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı

Uluslararası siyasette en pahalı hatalar, rakibini tanımadan yapılan hesaplardan doğar. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin İran karşısında yaşadığı durum, tam da böylesi bir yanılgının tezahürü gibi görünüyor.

Washington'un zihin haritasında İran; kırılgan, iç gerilimlerle yüklü ve dış müdahaleyle hızla çözülmeye müsait bir yapıydı. Senaryo açıktı: Üst düzey yönetim ortadan kaldırılacak, halk ekonomik baskıların da etkisiyle sokağa dökülecek ve rejim içeriden çökecekti. Bir anlamda Irak ve Libya örneklerinin güncellenmiş bir versiyonu sahneye konulacaktı.

Ancak sahadaki gerçeklik, masa başında çizilen bu projeksiyonu doğrulamadı.

İran, beklenenin aksine dağılmadı. Devlet refleksi çökmek yerine sertleşti. Toplumsal çözülme öngörüsü ise geniş çaplı bir karşılık bulmadı. Bu durum, dış müdahaleyle rejim değişikliği senaryolarının her coğrafyada aynı sonucu üretmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Bu süreçte adı sıkça anılan Rıza Pehlevi gibi figürler üzerinden alternatif bir gelecek kurgusu da gündeme geldi. Ne var ki İran gibi köklü devlet geleneğine sahip bir ülkede, dış destekli liderlik projelerinin toplumsal karşılık üretmesi kolay değil. Tarih, ithal çözümlerin bu coğrafyada çoğu zaman kalıcı olmadığını defalarca gösterdi.

Öte yandan Donald Trump dönemine özgü pragmatik ve zaman zaman öngörüsüz hamlelerin de bu tabloyu derinleştirdiği söylenebilir. Kısa vadeli kazanımlar üzerine kurulu stratejiler, uzun vadeli dengeleri çoğu zaman göz ardı eder. Bu da sahada beklenmedik dirençlerle karşılaşılmasına neden olur.

İşin bir diğer boyutu ise küresel güç dengeleri. İran yalnızca bölgesel bir aktör değil; aynı zamanda Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler üzerinden daha geniş bir denklem içinde yer alıyor. Bu nedenle İran'a yönelik her hamle, dolaylı olarak daha büyük bir satranç tahtasını harekete geçiriyor.

Nitekim bugün yaşanan gerilim, iki ülke arasındaki bir kriz olmanın ötesine geçmiş durumda. İsrail faktörü, enerji hatları, bölgesel ittifaklar ve küresel rekabet unsurları devreye girdikçe tablo daha karmaşık bir hal alıyor.

Özellikle enerji altyapılarına yönelik olası saldırılar, bu gerilimin en tehlikeli eşiğini oluşturuyor. Böyle bir senaryo, sadece askeri hedefleri değil, doğrudan sivil hayatı ve küresel ekonomiyi etkileyecek sonuçlar doğurur. Dahası, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin sürece dahil olması, krizi içinden çıkılmaz bir hale getir ki, bu durum İsrail ve ABD'nin işine gelir. İran'ın böyle bir yanlışa düşmemesi gerekir. İran, ABD ve İsrail hedeflerinin dışına çıkarsa kaybeder.  

Nasılki Rusya, sadece Ukrayna'yla savaşmıyor aynı zamanda Avrupa ve ABD ile savaşıyorsa, ABD-İsrail ittifakı da sadece İran'la savaşmıyor. Rusya İran'a istihbarat desteğinde bulunuyor, Çin savaş teknolojisi transferi sağlıyor. ABD'nin şizofren başkanı ülkesini öyle bir bataklığa sürükledi ki bu işin sonunda karizmasının çizileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Trump ya  kendine yakışan üslubuyla "ben İran'ı bitirdim” deyip geri çekilecek veya bataklıkta  sinek avlamaya devam edecek. 

Savaşın seyri "enerji altyapılarına saldırı” hamlesiyle direkt ilintili. Trump'ın Hürmüz Boğazı'ını açmak için savurduğu bu tehdit, ciddi sonuçlar doğuracak tehlikede… Bundan dolayı önümüzdeki bir, iki gün kritik önemde…

Yazarın Diğer Yazıları