Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Doksanlar Türkiye'nin kara ve karanlık günleriydi. Terörün zirve yaptığı, faili meçhul cinayetlerin kol gezdiği, ekonominin dip yaptığı yıllar…
Dönemin cumhurbaşkanı Demirel, ülkenin 70 sente muhtaç hale geldiğini haykırırken, kısa aralıklarla değişen koalisyon hükümetleri ekonomideki yangını söndürmeye muktedir olamıyorlardı.
Türkiye'nin borç batağında olduğu zamanlar… Yüz yıllık aradan sonra Avrupalılar bir kez daha Türkiye'den bahsederken ‘Avrupa'nın hasta adamı' tabirini kullanmaya başlamışlar, leş kargaları gibi yere düşüp hareketsiz kalacağımız anı bekliyorlardı.
Halk fakru zaruret içerisinde harap haldeyken Türkiye'nin ortasındaki bir ilden güzel haberler yayılıyordu. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere metropol illerde içilecek su bulunamaz, sokaklarda çöp dağları oluşurken Konya'da her yer güllük gülistanlıktık. Üstelik Konya belediyesi muhalif bir belediye idi. Devletten 1 kuruş yardım alamıyordu. Konya cezalıydı, Konyalılar üvey evlattı.
Ancak her şeye rağmen belediye çalışıyordu, halk memnundu.
Türkiye'de herkesin bu başarının sırrını öğrenmeye çalıştığı o günlerde gazetelerde şöyle bir haber çıktı.
"Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Halil Ürün, biz belediye olarak devletimize borç verebiliriz. "
Yerel medyaya yansıyan bir cümle beni 25-30 yıl geriye götürdü. Yerel medyaya icraatları hakkında bilgi veren Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, belediye olarak yaptıkları hizmetleri anlattıktan sonra konuşmasını ‘Belediye olarak herhangi bir borcumuz yok, tüm yatırımları kendi öz kaynaklarımızla yapıyoruz, bankalardan kredi kullanmıyoruz. "
Sosyal medyadan yazsaydım, bu cümleyi beğenir, retweet yapar ve arkasına bolca alkış emojisi kordum.
Tebrikler Hasan başkan.
Bir Konya geleneğini yaşattığım için...
Hiç kimseye el açmadan yatırım yaptığın için…
Bankalara bulaşmadığın için…
Ve bunları ilçede hiçbir eksik hizmet bırakmadan başardığın için…
Şu cümlesi de çok hoşuma gitti Hasan Kılca'nın, "ilçemde yaşayan 372 bin kişinin emanetini omuzlarımda taşıyorum. Bu emanete halel getirmemek için gayret ediyorum. "
Bu cümleyi duyduktan sonra zaten yukarıdaki başarının sırrı ortaya çıkıyor.
Karatay Belediye Başkanlığı gerçekten 372 bin insanın emanetidir.
Emaneti korumak ise mümin şiarıdır.
Böyle belediye başkanları olduğu müddetçe Konya'nın sırtı yere gelmez. Örnek olmaya, model olmaya devam ederiz.
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan