Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Türkiye yeni bir siyasi süreçten geçiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 16 Nisan 2017 tarihinde halkoylaması ile kabul edilmesi, demokrasi tarihimizin önemli dönüm noktalarından biridir. Sistemin kabul edilmesinden sonraki ilk sınavı millet olarak 24 Haziran'da vereceğiz.
Halk arasında İttifak ile koalisyon kavramlarının karıştırıldığını üzülerek görmekteyim. İttifaklar belirli amaca yönelik kısa süreli birlikteliklerdir. İttifaklarda mesele sadece ittifak kuran partilerle ilgilidir. İttifak eden partilerin menfaatleri gözetilir. İttifaklarda ülkeyi yönetme sorumluluğu gibi bir sorumluluk yoktur.
Koalisyon ise hükümet kurma modelidir. Koalisyonda hem her iki partinin menfaatleri hem de ülkenin menfaatleri gözetilir. Yani özetle ittifak kurmak kolay, koalisyon oluşturmak zordur. Sadece seçime kadar süren bir birliktelikte partiler birbirlerine tahammül edebilirler. Koalisyonlarda ise birçok bileşen devreye girdiğinden dolayı iş zorlaşır.
Flört hadisesine karşı birisiyim. Ancak anlaşılsın diye flört örneğinden hareket edecek olursak, ittifaklar evlilikten önceki flörte benzerler. Taraflar flörtte daha dikkatli davranır, açıklarını pek belli etmezler. Koalisyon ise evlilik gibidir. Tarafların flörtte birbirlerine hissettirmedikleri tüm eksiklikler evlilikte ortaya çıkar.
Muhalif basının önceki seçimlerde koalisyonları büyük bir demokrasi nimeti gibi gösteren yayınlarını hatırlamayanınız yoktur. Bu doğru değildir. Hiç kimse koalisyonlara demokrasi nimeti diyemez. Koalisyonlar olsa olsa demokrasilerin kaçış rampaları olabilirler. Aracı devirmektense, kaçış rampasına vurmak daha ehvendir.
24 Haziran seçimleri ne getirir, ne götürür bilemeyiz. Ancak 24 Haziran için bir duamız var. Diyoruz ki, cumhurbaşkanlığı da meclis çoğunluğu da tek partide olsun. Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim sloganı olarak "güçlü hükümet, güçlü meclis, güçlü Türkiye” sloganını kullanması boşuna değildir. Türkiye'nin bekası için bu çok önemlidir. Aksi takdirde Türkiye 1970'lerin, 1990'ların kör dövüşlü koalisyonlarına mahkum olacak, kaybeden millet olacaktır.
Oruç olduğumuzdan mıdır, yoksa seçim süresinin kısalığından mıdır bilinmez, seçim havası bir türlü oluşmadı. Hani, sanki 24 Haziran'da sandık başlarına gidilecek, ondan sonra da yolumuza devam edeceğiz. Durum hiç de böyle değildir. Durum çok ciddidir.
Durumun ciddiyetinin farkına varmak gerekmektedir. Varmayanları vardırmak gerekmektedir.
Peki, durum nedir?
Türkiye 25 Haziran'a bir başka uyanacaktır. Eğer herhangi bir aday cumhurbaşkanı seçilemediyse ve eğer herhangi bir parti meclis çoğunluğunu elde edemediyse, tıpkı 7 Haziran'da olduğu gibi zor bir dönem bizi beklemektedir. İçeriden ve dışarıdan baskı altına alınan Türkiye'nin yeni bir 7 Haziran sendromu yaşama takati yoktur. Millet olarak da yeni bir sıkıntılı sürece hazır değiliz.
Üzerinde fazla düşünülmeden, artıları eksileri hesaplanmadan dışarıdan bir yerlerden pompalanan, masum görünümlü bir algı Türkiye'nin kaderini çizecek gibi görünmektedir. "Cumhurbaşkanlığında Reise vereceğiz ama milletvekilliğinde vermeyeceğiz, biraz ders alsınlar”
Kim ders alacak, niye alacak, aldığında ne olacak, meclis çoğunluğunu elde etmeyen bir parti ülkeyi nasıl yönetecek? Bunları düşünen yok.
Sorduğumuzda "varsın koalisyon olsun” denilmektedir.
Ben "varsın koalisyon olsun” diyenlerin gerçekten koalisyonun ne olduğunu bildiklerini sanmıyorum. Bir an önce Türkiye'nin koalisyonlar tarihini okumalarında fayda görüyorum.
Bakınız ittifakların birinde koalisyona en yakın bir parti diyor ki, seçimden sonra "af getireceğiz”. Koalisyon kuracakları muhtemel diğer parti ise "af maf yok” diyor.
Her iki parti de kendi menfaatleri açısından haklı görünebilir. Peki, ülke menfaatleri söz konusu olduğunda ne olacak?
En baştan dedim ya, ittifak ile koalisyon ayrı şeyler, karıştırmamak lazım diye…
Flört ile evlilik örneğinde olduğu gibi…
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan