DOLAR
43,15
EURO
50,34
STERLİN
58,32
GRAM
6.345,89
ÇEYREK
10.433,04
YARIM ALTIN
20.763,59
CUMHURİYET ALTINI
41.396,19
Nurettin BAY
Nurettin BAY
nureddinbay@gmail.com
05 Ocak 2026 Pazartesi günü yayınlandı

Hırsız İçerdeyse Kapı Kilit Tutmaz

Atalarımız boşuna söylememiş. 

"Hırsız içerdeyse kapı kilit tutmaz.”

Venezuela'da yaşananlar, bu sözün modern zamanlardaki karşılığıdır. Kim ne derse desin… Amerika istihbaratı çok güçlüymüş, ordusu dünyanın en büyüğüymüş, silahı, teknolojisi kimsede yokmuş. Doğru. Ama hepsi bir yere kadar.

Asıl mesele şudur:

Bir ülkenin iç cephesi çökmüşse, dışarıdan kapıyı zorlamaya bile gerek kalmaz. Venezuela başına gelenin suçlusu olarak öncelikle kendi içine bakmalıdır. Hain veya hainlerini bulup gereğini yapmasa müstemleke olmaktan kurtulamaz. 

Askeriyede öğrencilere öğretilen veciz bir söz vardır:
"Stratejide yapılan hata, taktikle düzeltilemez.”

İşte mesele tam da bu.

Savunma gücü, silah, ordu elbette önemlidir. Ama güçlü bir istihbaratınız yoksa, elinizdeki silahlar metal yığınından ibarettir.

Cennet mekân Sultan II. Abdülhamid bunu çok iyi biliyordu. Yıldız Hafiye Teşkilatı'nı kurarak bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatımızın temellerini attı. Devletin kalbini korumadan, devletin kendisinin ayakta kalamayacağını gördü.

Ama Cumhuriyet döneminde ne yaptık?

İstihbaratımızı başkalarına emanet ettik.

Rahmetli Mahir Kaynak, bizzat benim kontv'deki programımda yıllar önce  açık açık söylemişti:

"2000'li yıllara kadar MİT, CIA'nin bir şubesiydi.”

12 Eylül darbesini yaşayanlar hatırlar. 

O darbeden sonra Amerikan Başkanı  Jimmy Carter'ın ağzından dökülen "Bizim çocuklar başardı” demişti. 

Demek ki neymiş?

Güçlü istihbaratın yoksa, hiçbir şeyin yok.

Üstelik bu iş sadece sınırda, cephede olmaz.

Devletin merkezi olan başkentte olur.

Ve o başkentte, devleti temsil eden en üst makam kimse – cumhurbaşkanı, başbakan, başkan – önce onun güvenliği sağlanır.

Tarih bunu defalarca göstermiştir.

Savaşlarda komutan, sultan ya da kral öldürüldüğünde ya da esir düştüğünde savaş biterdi. Ordu dağılırdı. Çünkü baş kesilince gövde ayakta durmaz.

Bugün Venezuela'da olan budur.

Şimdi ekranlara bakıyoruz:

"Amerika suçlu”,
"Bu, demokrasiye aykırı”,
"Birleşmiş Milletler ne yapıyor?”

Soruyorum açıkça:

Demokrasi masalına hâlâ inanan var mı?

Birleşmiş Milletler ne yapıyor diye soranlar var. Peki Birleşmiş Milletler, Gazze'de ne yaptı? Suriye'de ne yaptı? Irak'ta ve daha nice operasyonda ne yaptı ki bugün Venezuela için bir beklenti içinde olalım?

Bir kere şu gerçeği görmek lazım:

Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın merkezi nerede?
Amerika Birleşik Devletleri'nde.

Binanın güvenliğinden kontrolüne kadar her şey Amerika'nın elinde. Peki merkezi Amerika'da olan bir teşkilattan, Amerika aleyhine bir karar çıkmasını bekleyebilir misiniz? Elbette hayır.

Eğer yeni bir Birleşmiş Milletler kurulacaksa, merkezi; güvenliği uluslararası ortak güçler tarafından sağlanan, Katar veya İsviçre misali  tarafsız bir ülkede olmalı. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın "Dünya beşten büyüktür” sözü, bugün bir kez daha hakikatini göstermiştir.

Diyelim ki Birleşmiş Milletler toplandı ve Amerika'ya "Suçlusun” dedi. Maduro'yu ülkesine gönder, sana şu kadar da ceza veriyoruz dedi. Bunun pratikte bir karşılığı var mı? Yok. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nin veto hakkı var.

Bu vesileyle bir kez daha görüyoruz ki İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan dünya düzeni tamamen düzmece bir düzendir. İkinci Dünya Savaşı galiplerinin menfaatlerini koruyan bir düzendir. 

Peki bu düzen nasıl düzelecek?

Bu, ancak dünya ülkelerinin ortak hareket etmesi ile olur.

Eğer Avrupa'daki bazı ülkelerde olduğu gibi yan çizilir, Amerika karşısına alınmak istenmezse; Orta Doğu ve Afrika'daki güçsüz devletler gibi  "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” denirse, Çin ve Rusya gibi güçlü devletler tepkilerini sadece sözle  verirse Amerika Birleşik Devletleri benzer operasyonları dünyanın her yerinde yapmaya devam eder.

Yani orman kanunlarına ‘eyvallah' demek zorunda kalırız.

Yazarın Diğer Yazıları