Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı bir vesile ziyaret ettiğimde gözüm, sehpa üzerindeki bir kataloga ilişti. Kongre Merkezi’nin tanıtıldığı bu katalogu incelediğimde, hakikaten Selçuklu Belediyesi’nin, Konya’nın şanına yakışır bir Kongre merkezi inşa etmekte olduğunu müşahede ettim. Ardından da gayri ihtiyari sordum.
-“Başkanım, bir ilçe belediyesi için çok büyük bir yatırım. Bu büyük yatırımlar için kaynağı nereden buluyorsunuz?
Başkan Altay, çok kısa ama anlamlı bir cevap verdi. “Nurettin Bey, Ak Parti belediyeciliğinde çıta çok yükseldi. Artık ne iktidar eski iktidar, ne Konya eski Konya, ne de kaynaklar eski kaynaklar”.
Evet hakikaten de böyle, Türkiye eski Türkiye değil. Hiçbir şey on yıl öncesi ile kıyaslanamaz. Dün küçük bir Tatlısu çeşmesi hizmete açılırken tören yapılıyordu. (Bunu o dönemi küçümsemek için yazmıyorum. Günün koşulları öyleydi) Bugün ise bir törende yaklaşık 1 katrilyon liralık tesis açılıyor. Başbakanın ifadesiyle, “niredeeen, nireye”.
Dün Şeb-i Arus’lar 1.500 kişilik kapalı spor salonlarında icra edilirken, bugün yaklaşık 3.000 kişilik Sema Salonu küçük geliyor. Başbakan “gelecek Şeb-i Arus’a kadar 10.000 kişilik Sema Salonu bitirilsin” şeklinde talimat veriyor. Büyükşehir Belediyesi ile üç ilçe belediyesi ayrı ayrı kongre merkezleri yapıyor. 20,30,50 bin metrekarelik şehir meydanları, 200,300 bin metrekarelik parklar inşa ediliyor. Bugünkü ilçe belediyeleri dünün Büyükşehir Belediyesinden daha büyük bütçelerle hizmet üretiyor. Üstelik üretilen hizmetin kalitesi de eskiye oranla daha yüksek.
Hizmette çıta yükselince vatandaşın beklentisi de artıyor. 10 yıl önce küçük bir park, bir çeşme veya bir yaya üst geçidine büyük hizmet gözüyle bakan insanımız, bugün her birisi 10-15 milyon TL’lerle yapılan köprülü kavşakları, modern yaya üst geçitlerini, yüzlerce bin metrekarelik parkları sıradan hizmetler olarak algılıyor. Tüm bu büyük beklentilerin altında, başbakanın Türkiye için belirlediği vizyon yatmakta elbette. İstanbul’a ikinci bir boğazı yapacak olan bir hükümet, kendi uçağını, kendi tankını yapacak olan bir millet, borç alan değil borç veren ülke gibi belirlenen büyük hedefler artık belediyelerin de, vatandaşların da büyük düşünmesini sağlıyor. Bu da on yıl öncesinin kafasıyla düşünenler için algılamada zorluk çektikleri bir süreci beraberinde getiriyor. Muhalefetin, muhalefette zorlanmasının sebebi de bu. Son yollardaki muhalefet şekline baktığımızda, hizmetlere dönük bir muhalefetten ziyade söylemlerden oluşan bir muhalefetin tercih edildiğini görüyoruz. Son 20 yıl içerisinde doğan gençlik muhalefeti “mecliste kanunların çıkmasını engellemeye çalışan milletvekilleri, çıkan kanunları Anayasa Mahkemesine götüren Ana muhalefet Partisi ve halkın gündemini belirleyemeyen partiler” şeklinde algılıyor.
Ak Parti hükümetinin hem merkezi hem de yerel yönetimlerdeki değişim hızı muhalefete düşünecek, mantıklı politikalar üretecek imkânlar vermiyor. Özetle Selçuklu değişiyor, Karatay değişiyor, Meram değişiyor, Büyükşehir değişiyor, Konya değişiyor, Türkiye değişiyor, dünya değişiyor ama muhalefet değişmiyor. Muhalefetin artık Konya’nın eski Konya, dünyanın eski dünya olmadığını anlaması gerekiyor.
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan