Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Dolar Uçurumdan Aşağı Yuvarlanmaya Başladı
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
KANALİZASYON PATLADI!
BİZ HER GÜN, SEN BİR GÜN
“EPSTEİN DOSYASI” VE İSRAİL İSTİHBARATI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
24 Haziran seçimlerinin sonuçları hem kazandırdı hem kaybettirdi. Muhalefeti değerlendireceğimiz yazılarımız da olacak. Önce iktidar partisinden başlayalım.
Sağ cenahta Cumhurbaşkanlı Seçimi, Cumhur İttifak'ının kesin ve net zaferiyle sonuçlandı. Burada sorun yok. Elde edilen yüzde 52.5'lik oy aşağı yukarı beklenen bir sonuçtu. Beklenmeyen sonuç ise AK Parti'nin kendi oylarıydı. Şahsımın, beni tanıyanların telefonlarında kayıtlı olan yüzde 42'lik tahmini tuttu.
Bu arada seçimden önce veya sonra çeşitli yazılarım ve programlarımdaki konuşmalarım nedeniyle beni eleştiren tüm okuyucularıma teşekkür ediyor, yapıcı eleştirilerine saygı duyduğumu belirtmek isterim (Hakaret ve küfredenler hariç). Sonuçta bizim de mutlaka yanlışlarımız olmuştur. Bilinmesini isteriz ki tüm gayret ve çabamız bir basın mensubu olmanın ötesinde devletin varlığı, milletin bekası yönündedir. Ülkenin istiklal ve istikbali için zamanlamasını iyi yapmak kaydıyla bazen yazmak-bazen susmak, bazen övmek- bazen yermek gerekmektedir. Şahsım bu zamanlamaya dikkat etmeye çalıştı.
Önce yüzde 42.5'un ne anlama geldiğini bilmek gerekmektedir.
AK Parti siyaset sahnesine 2002 seçimlerinde aldığı yüzde 34.6 oy ile girdi. 2007'de oylarını yüzde 46.7'ye, 2011'de ise yüzde 49.8'e yükseltti. 7 Haziran 2015'de yüzde 40.9'a düşen AK Parti, 1 Kasım 2015'de ise yüzde 49.5 oy aldı.
Ortalama bir hesapla AK Parti'nin oylarının yüzde 35 ile yüzde 50 arasında gidip geldiğini görmekteyiz. Son alınan yüzde 42.5 oy, en yüksek ile en düşük oyun toplamının yarısıdır. Orta noktadır.
Bir önceki seçimi baz alacak olursak, AK Parti'de yüzde 7'lik bir düşüşün olduğunu görmekteyiz. Peki AK Parti neden yüzde 7 kaybetti.
*16 yıl aralıksız iktidarda olmanın getirdiği yüz eskimesi ve metal yorgunluğu.
* 2002'deki başlangıç ayarlarından uzaklaşma.
*Sağlık, Milli Savunma ve Ulaştırmadaki başarı çıtasına, Tarım ve Milli Eğitim'de ulaşamama.
*Gençleri kazanamama. Her şeye rağmen milli ve manevi değerlerlerde meydana gelen erozyon.
*Aile müessesesindeki yozlaşmayı durduramama.
*Son yıllarda Medya'da oluşan dominant AK Parti yanlısı yayınların, muhalefeti mağdur konumuna düşürmesi.
*Halktan uzaklaşıldı algısının oluşması.
*FETÖ terör örgütü mücadelesinde zaman zaman at izi ile it izinin karışması. Az da olsa bazı mağduriyetlerin oluşması.
*İl Teşkilatlarının Erdoğan'ın her türlü ikazına rağmen yetirince çalışmaması.
*İl Teşkilatlarındaki bölünmeler, iç muhalefetler.
*Milletvekilleri arasında oluşan gizli iç çatışmalar.
*Dünyadaki gelişmeler karşısında büyük sermayeye direnemeyen küçük esnafın, suçu iktidara yüklemesi.
*Kamu kurum ve kuruluşlarda zaman zaman israfa kaçan harcamaların oluşturduğu rahatsızlık.
* Terör örgütleri ve sınırlarımızda bizim dışımızda gelişen ancak faturasını bizim ödemek zorunda kaldığımız gelişmelerin ekonomiye vurduğu darbe.
*AK Parti'nin vitrininde yer aldığı halde daha sonra bir şekilde menfaat ve koltuk sevdasına kapılan loserlerin oluşturduğu tahribat.
*Milletvekili listelerine duyulan rahatsızlık.
*Milletvekili adaylarının belirlenmesinde takip edilen yöntemin tartışılması.
*Samimiyet ve ihlastan uzaklaşma.
*Eskiden hizmet etmek için parti kapısı çalınırken, son yıllarda kişisel menfaat için çalınması.
*AK Parti teşkilat mensuplarının giyim, kuşam, hal, hareket ve tavırlarında, AK Partililik görünümünden uzaklaşma.
*Parti genel merkez vitrininde, il ve ilçe teşkilatlarında gerektiği kadar yenilenmeye gitmeme. Seçmen arasında hep aynı kişiler partiyi yönetiyor, hep aynı kişiler milletvekili oluyor algısının oluşması.
*Diğer seçimlere oranla daha rahat bir konjonktürde seçime gitme.
*Yeterince çalışmama.
*Recep Tayip Erdoğan'ın söylemlerinden uzaklaşma, uyarılarına yeterince riayet etmeme.
Bunlar benim tespitlerim. Tabi ki hepsi bu değil. Sizin de ekleyecekleriniz vardır mutlaka. Hatta bazı tespitlerim yanlış da olabilir. Tüm bu tespitler toplanıp, değerlendirilip, gereği yerine getirilirse bir sonraki seçimlerde beklenen sonuç elde edilir.
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
Emlak vergisi meselesi: Beş kat mı, üç kat mı, algı mı gerçek mi?
Konya’yı uçuran başarının sırrı
Ah sarı öküz, vah sarı öküz! Güler misin ağlar mısın?
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Emeklinin umudu Erdoğan