Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Bizde yaz mevsimi tatil ve düğün mevsimidir. Genellikle düğünlerimizi yaz aylarında, güneşli ve tatil günlerde yapmayı tercih ederiz. Uzaktan gelecek misafirlerimiz için tatil günleri daha uygundur. Avrupalı gurbetçilerimiz memleketlerine yaz aylarında gelirler. Düğünlerimizi genellikle sokak içlerinde, evimizin ön kısımlarında veya açık düğün salonlarında yaptığımız için yaz günleri her zaman daha rahattır, kapalı mekanlara ihtiyaç duyulmaz.
Bizde eskiden düğün davetiyesi olarak kumaş, saten, bazen ve basma parçaları, havlular ve namazlıklar verilirdi. Şimdilerde bu tür masraflı davetiyeler yavaş yavaş kalkıyor, yerini motifli ve renkli kartlar alıyor. Bu arada büyük bir kağıt israfı da yaşanıyor. Davet için sosyal medyayı da kullananlarımız çoğaldı, çünkü sosyal medya ile ulaşmak daha kolay. Yine en yakınlara veya yakın komşulara gömlek, havlu, çorap vermek gibi adetimiz devam ediyor. Davetiyelere karşılık kimi düğünlerde hediye-para sandığı konuyor, bu sandıklara zarflar içinde para atılıyor. Kimi düğünlerde hala küçük cam eşyalar, kap-kacak ve mutfak eşyaları hediye olarak getiriliyor. Türk milletinde hediyeleşme adeti kadim bir kültürümüz, Sanırım başka milletlerde bizim kadar hediye geleneği yok. Bu da misafiri seven, misafirliğe giden, göçebe bir millet olmamızdan ileri gelir.
"Düğün” kelimesi etimolojik olarak, düğümlemek ve düğüm kelimelerinden türetilmiştir. Düğün, tören, şölen eğlence anlamında, bekar bir erkekle bakire bir kızın dünya evine girerken, birlikteliğe adım atarken tertip ettikleri, yakınların da çağrıldığı, çok zaman ikramların yapıldığı, ziyafet eşliğinde yapılan merasimdir. İki parça ipin düğümlenerek ayrılmaz ve kopmaz bir hale gelmesi anlamında düğüm veya düğün denmiştir. Benim acizane kanaatim budur.
Düğünlerimizde maalesef bazen tatsız olaylara da şahit oluyoruz. Eğlencenin dozu kaçırılıyor. Gereksiz silahlar patlatılıyor, hem büyük bir israf yapılıyor hem de canlar gidiyor, ölümler ve yaralanmalar yaşanıyor. Daha geçen hafta Çumra'mızın Taşağıl mahallesinde düğünde silah atılırken bir ölüm ve yaralanma olayı oldu. Bir gencimizi kaybettik, düğün günü, döğün ve hüzün gününe dönüştü. Bu tür acıların yaşanmaması için bu yanlış geleneğe bir son vermeli, etkin önlemler almalıyız. Silah atanın şahsına ağır cezalar verilmeli. Bazen düğün sahibin dışında, dahli olmadan, uyarılara rağmen silah atma olayları gerçekleşiyor. Düğün sahibini sevindireceğiz derken hüzne ve acıya boğuyoruz.
Evet, konuyu düğün davetiyelerine getiriyorum. Burada birkaç dörtlük yazarak, manzum düğün davetiye örnekleri sunarak yazıma son veriyorum. Bu dörtlükler davetiye kartlarında kullanılabilir:
"Dua ettim, ömrüme ömür katan bir eş olsun,
Geceme ay, gündüzüme güneş olsun.
Issız evimde duman tütsün, ateş olsun,
Soframda cıvı cıvıl oğul-kız- kardeş olsun.”
"Sevgiler yumak olsun sarılsın,
Ruhum dinlensin de varsın kolum yorulsun.
Rabbimden dileğim, öyle bir yuva kurulsun,
Gönlümdeki fırtınalar dinsin, bulanık sular durulsun.”
Bir sünneti işlemek için çıktık uzun- ince bir yola,
Hanemiz bereket, gönlümüz huzur dola,
Söz verdik, olacağız omuz omuza, kol kola,
Duamız, meyve versin Rabbimiz bu iki taze dala.”
"Kim demiş bekarlık sultanlık diye,
Hayvan bile yalnız yaşamaz niye?
Muhtaçtır dayanışmaya, sevgiye,
Bir erkek bayana, bir bayan Beye.”
"Çiçeğe saksı gerek, saksıya çiçek,
Evlilik dediğin böyle bir gerçek,
Bir ömür ki acı -tatlı geçecek,
Tohum çimlenecek, eken biçecek.”
"Bilirim zorlu bir hayat önümde,
Evlenmek, çoğalmak sünnet dinimde,
İsterim bir yuvam olsun benim de,
Dostlarım bulunsun mutlu günümde.”
"Bir yola çıktık ki uzun ve ince,
Eriştik çok şükür biz bu bilince,
Dua edin dostlar bu iki gence,
Mutlu olacağız sizler gelince.”
"Yüzük, nişan, düğün, bunlar ilk bölüm.
Acı- tatlı ömür ve çatar ölüm.
Kuruyacak dallar, solacak gülüm,
Cennette olacak gerçek düğünüm.”
Ne mutlu cennete hazırlananlara ve cennet düğünü bekleyenlere.
BAŞKAN ADAYLARINDA GÖRMEK İSTEDİKLERİMİZ
KUR’AN’DA YAHUDİ PROFİLİ
HEDEF TÜRKİYE
İSLAM BARIŞ GÜCÜ ŞART
GAZZE YANARKEN YÜREK YANMAZ MI?
İSRAİL’İN ZEVALİ YAKIN
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI
EĞİTİM POLİTİKAMIZ GÖZDEN GEÇMELİ
ÖZENTİLİ BİR KUŞAK VAR
İLAHİ UYARILAR DEVAM EDİYOR!