HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
Kadın eve kapanırsa aile kurtulur mu?
Sözde Altın Uzmanları Dökülüyor
ESKİ PARADİĞMALARI HÜKÜMSÜZ KILAN VE CAYDIRICI GÜÇ BİRİKTİREN TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİK MİMARİSİ
SAYGI DUYMAK BU KADAR MI ZOR ?
Hey Gidi Günler Hey!
HİCRET; MADDİ VE MANEVİ FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİDİR
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
YAZMA ESERLERİN İZİNDE: KONYA’DAN DÜNYAYA UZANAN BİR HAFIZA KÖPRÜSÜ
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Ne yazık ki içinde yaşadığımız dünya hayatını daimî bir hayat gibi düşünüyor ve ona göre hareket ediyoruz. Mal / mülk ve mevki / makam için birbirimize yapmadığımızı bırakmıyoruz. Öldürmeler, yaralamalar, karalamalar, iftiralar, ayak kaydırmalar gibi birçok olumsuzluklar hemen hemen her gün yaşanmaktadır.
Mevlâna Celaleddin Rumi, bir gün arkadaşlarıyla Konya sokaklarında yürürken bir köpek sürüsünün birbirleriyle oynaştıklarını gören birisi Mevlana'ya "Bakın köpekler ne güzel birbirleriyle oynuyorlar, anlaşıyorlar.” der. Mevlâna "ortalarına bir kemik at da bir bak nasıl birbirleriyle kavga edecekler.” der. Günümüzde insanlar bir kemik kavgası içindeler. Ölüm denen gerçeği unutmuşlar bir hesaba çekileceklerini hiç mi hiç hatırlamıyorlar. Binlerce yıl öncesinden itibaren dünyaya gelen her bireyin belli bir süre yaşadıktan sonra dar-ı bekaya göç ettiğini düşünmüyor.
Tarihte bazı güzide şahsiyetler, fotoğrafın büyüğünü kavramışlar, bu dünyanın geçiciliğin idrak etmişler ve bu duygularını hitabet veya şiir aracılığıyla başkalarına aktarmışlar.
Cahiliye Döneminde yaşamış vahdaniyet inancına sahip Hutbelerde okunan "Emma badu” ifadesini ilk kullanan Kuss b. Sâʿide'nin, ileri bir yaşta Ukaz panayırında deve üstünde bütün Arap ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu bir toplulukta okuduğu hutbe önemini kaybetmeden günümüze kadar gelmiştir. Bu hutbeyi henüz kendisine peygamberlik görevi verilmemiş Hz. Muhammed (SAV) de dinlemiş ve memnun kalmıştı. Hatta "Allah Kuss'a rahmet etsin, onun kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak haşrolmasını diliyorum.” demiştir. Bakınız Kuss b. Saide, hutbesinde hayatı ne güzel vasfediyor:
-Ey insanlar toplanın ve dinleyin! Her yaşayan ölecek, her ölen yok olacak, her olacak olan ortaya çıkacak. Şüphe yok ki gökyüzünde ve yerde dikkate değer, ibret alınacak birçok şey var.
Karanlık geceler, aydınlık günler, burçlara sahip gökyüzü, parlayan yıldızlar, kabaran denizler, dağlar, ovalar, akan nehirler…
İnsanların gidip de dönmediklerini görüyorum. Onlar, gittikleri yerde kalmaya razı oldular da orada kaldılar? Yoksa bırakıldıklarından dolayı uykuya mı daldılar.
Ey İyad topluluğu! Nerede Ad ve Semud kavimleri!
Nerede dedelerimiz ve onların babaları?
Nerede o güçlü Firavunlar?
Sizden daha zengin, daha uzun ömürlü ve daha hırslı değiller miydi?
Zaman onları değirmeninde öğüttü ve güçlerini yok etti.
Diğer bir şahsiyet ise Endülüs Dönemi şairlerinden Ebu'l-Bekâ er-Rundî'dir. Onun Endülüs'ün yıkılışı hakkında söylediği ünlü Nûniyye Mersiyesi' adeta ikinci bir Kuss b. Saida görüntüsü verir. Bakınız şiirinde ne söylüyor.
"Her şey tamamlandığı zaman bile bir eksikliği vardır.
Öyleyse insan iyi yaşamla gururlanmamalı.
İşler gördüğün gibi geçicidir. Bir zaman mutlu olan kişi günlerce mutsuz olur.
Bu dünya hiç kimseye ebedi kalmamıştır. Onun hiçbir hali aynı durumda devam etmez.
Nerede de bana, o taçlı hükümdarları Yemen'in?
Şeddad'ın cennet diyerek kurduğu saraylar ülkesi İrem,
Sâsaniler'in ebedi sanılan devleti ne oldu?
Altınları yığdı yığdı da bir dağ yaptı Kârun, hani o dağ?
Hani Âd, hani Adnan, hani Kahtan, dünya nimetlerini köpüren yurdu?
Reddi mümkün olmayan bir hale uğradılar.
Nerede Hıms (İşbiliye), içindeki mesireler, tatlı, dolu ve taşkın nehri nerede?
Ülkenin sütunları bu şehirler. Geride ne kalması umulur ki yıkılsa erkân.
Bembeyaz Hanif dini ağlıyor üzüntüden. Tıpkı âşıkların ayrılıkta ağladıkları gibi.
Küfürle mamur olmuş ve İslam'ın artık kalmadığı diyara (ağlıyor)
Çünkü kiliseye dönüşmüştür camiler, içlerinde yoktur çan ve haçtan başka
Orada kimi esir kimi ölü nice mustazaf yalvarıyor ama kımıldamıyor insan
Bu nasıl bir ayrılıktır İslam'da aranızda? Ey Allah'ın kulları! Oysa siz kardeşsiniz.
İki milyar nüfusa sahip petrol ve doğal gaz zenginliklerini elinde bulunduran İslam dünyasının sorumlulukları ve diğer Müslüman olmayanların vicdanları önünde can çekişen mazlum ve mağdur Gazze halkının yok oluşunun hesabını er geç yüce yaratıcı karşısında vereceğiz. Rabbim hesabımızı kolaylaştırsın.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
BİZİM KUŞAĞA OKUMAYI SEVDİREN YAZAR KEMALETTİN TUĞCU
BİR KİTAP FUARININ ARDINDAN
HASTALIK BİR NİMET MİDİR?
HER ŞEY O’NU HATIRLATIYOR DEMİRDEKİ HİKMET
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
GAZZE KONUSUNDA DURUŞUMUZ NASIL OLMALI
TÜRKLERDEN ÇOK BATILILARIN İLGİ GÖSTERDİĞİ BİR MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA
15 TEMMUZA NASIL GELDİK