Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir sektör haline geldi
YER GÖK ALBAYRAKTI!
İHANETİN GECESİNDEN DİRİLİŞİN ŞAFAĞINA TÜRK HALKININ YENİDEN VAROLUŞ DESTANI...
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
Allah Sonumuzu Hayreylesin
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
YARIŞ
Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
15 Temmuz 2016'da ordu içerisindeki bir grup FETO yanlısı bir grup asker tarafından yabancı güçlerin desteği alınarak gerçekleştirilen darbe girişimi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı tepkisi ve takiben halkın iradesiyle bastırıldı.
Ne oldu ve neden bu noktaya gelindi. Bu konuda çok şeyler yazıldı. Kısaca bir geçmişi hatırlamakta fayda var.
1980'li yıllarda Risale-i Nur üzerinden Türkiye çapında ağlayan bir figürle topluma etkili vaazlarıyla tanınan Erzurum asıllı Fethullah Gülen ve ekibi, büyük çapta bir kadrolaşma hareketi başlattı. Daha çok başarılı öğrencilere el uzattılar ve onları kazanmaya çalıştılar. Bunda başarılı da oldular. Hayatiyetlerini devam ettirebilmek ve ajandalarındakini gerçekleştirebilmek adına hep devlet yöneticileriyle diyalog içerisinde bulundular. Bütün vaazlarında anlattığı konulara ters bir yaklaşımla İslam'a mesafeli davranan yöneticilerle iyi ilişkiler kuruyorlardı. Öyle ki İslamcılıkla suçlanan Necmettin Erbakan gibi bir şahsiyetin yanında olmayıp onun karşısında olanlarla bir olmayı daha uygun görüyorlardı. Devlet kademesinde ordu, emniyet, mit, adli kurumlar ve üniversitelerde önemli bir kadrolaşmaya gittiler. Ve bunu da gizli bir yapılanmayla yapıyorlardı.
2002'de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AKPARTİ iktidar olduğunda devlet kurumlarında iki ayrı kadro neredeyse hâkim durumdaydı. Bir tarafta Atatürkçü olduklarını söyleyen ulusalcı solcular diğer tarafta Feto yanlısı kadrolar. Bir elin parmakları kadar kadroya sahip Erdoğan, bu ikisi arasında bir tercih yapmalıydı. Belki görünürde de olsa İslam'a Müslümanlara sıcak bakan Feto kadrolarını kullanmanın daha doğru olacağını düşündü. Elinde Demokles'in kılıcıyla her on yılda bir devrim yapan kendilerini toplumdan üstün tutan toplumun milli manevi değerlerini hiçe sayan 28 Şubatçı zihniyetten bu ülkenin kurtulabilmesi için Fetonun kadroları kullanıldı. Bu dönem çok sancılı geçti. Ancak 28 Şubatçı zihniyet tasfiye edilirken Feto kadroları neredeyse bütün kamu kurumlarını ele geçirmişlerdi.
Yurtdışında ise Amerika'nın desteğiyle birçok Dünya ülkesinde eğitim faaliyetleri yapmaya başladılar. Yetiştirdikleri öğrenciler ilgili ülkelerin üst yönetimlerinde görev aldılar. Öyle ki Özbekistan gibi bazı ülkelerde darbe girişimlerinin geri planda destekleyicileri hatta düzenleyicileri oldular. Kimi zaman da Amerika'nın paravan bir kurumu gibi faaliyet gösterdiler.
Gittikçe büyüyen büyüdükçe dikleşen asileşen bu yapı Türkiye'nin ilerlemesinde hep bir engel olan PKK terörünün sona ermesi için yapılan girişimi deşifre ederek sabote etmişti. Önceleri İsrail ve türban meselesi gibi önemli konularda ciddi bir adım atmayan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKPARTİ hükümetinin Davos'ta İsrail'e "One Minute” tepkisi ve türbanı serbest bırakması gibi Batılı sömürgeci güçlerin hoşuna gitmeyecek faaliyetlerde bulunması Batılıların bir şeyler yapıp bu hükümeti yıkmak istemelerine sebep oldu. Bunun için en uygun formül de içerden yapılacak bir hareketti. Fetö desteklendi, teşvik edildi. Adım adım bir kirli bir plan uygulamaya konuldu.
Ne yazık ki vaazlarında ağlayarak İslam ve Kur'an'dan bahseden bir kişi ve ekibi ülke yönetiminde İslami hassasiyete sahip bir kadronun oluşuna rağmen Afganistan'da, Irak'ta ve diğer İslam dünyasında çok kötü bir karneye sahip Amerikalıların dümen suyuna giderek ülkede bir devrim yapmaya kalkıştılar. Onca masum insanın ölümüne sebep oldular. Tarih kendilerini affetmeyecek. Yüce yaradan da affetmeyecektir.
Şükürler olsun ki bu ülkede ölümü göze alan ÖMER HALİS DEMİR gibi vatanperverler var.
Tüm 15 Temmuz şehitlerini Rabbim rahmetiyle mağfur eylesin.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
BİZİM KUŞAĞA OKUMAYI SEVDİREN YAZAR KEMALETTİN TUĞCU
BİR KİTAP FUARININ ARDINDAN
HASTALIK BİR NİMET MİDİR?
HER ŞEY O’NU HATIRLATIYOR DEMİRDEKİ HİKMET
HAYATIN ANLAMINI KAVRAYAN İKİ ŞAHSİYET KUSS B. SAİDA VE EBU’L-BEKA ER-RUNDÎ
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
GAZZE KONUSUNDA DURUŞUMUZ NASIL OLMALI
TÜRKLERDEN ÇOK BATILILARIN İLGİ GÖSTERDİĞİ BİR MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA