ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
Fahri Ticaret Müfettişliği Sistemi Getirilsin
ATA YURDU AYMANAS
Kandırıldıkça Göğerenler
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
GAZZE, MEKKENİN FETHİ ÖNCESİ DÖNEMİ YAŞIYOR
KASKO YAPTIRMALI MI YAPTIRMAMALI MI ???
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
Bir Kelimenin Peşinde Yirmi Yıl, Bir Medeniyetin Peşinde Asırlar
BİRAZ…
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
24 Temmuz Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Doğum Günü ve Türkistan Cedit Hareketinin Öncülerinden MahmudHoca Behbudi’nin 150. Doğum Yıl Dönümü Etkinliği
Kullukta Kolaya Kaçmak!
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Geçmişten günümüze gerek edebiyatımızda gerekse dünya edebiyatlarında ahlak ve vicdan konusu sıklıkla dile getirilen bir konu olmuştur. İyilik ve merhametten yoksun insanların ne yazık ki çok olduğu toplumlarda ahlak ve vicdan sahibi insanları da görebilmek gönüllere su serpmiştir. Toplumların adeta sesi soluğu olan yazarlar, ahlak ve vicdan duygusunu öne çıkaran eserler kaleme almışlardır. Mal mülk, nüfuz ve hakimiyet kurma sevdasının gözleri kör ettiği toplumlarda mağdur olan, zulme uğrayan, ötekileştirilen, yalnızlığa itilen onca garip insanın sesi olmuşlardır. Bunlardan biri Mısırlı Mustafa Lutfi el-Menfaluti'dir.
Mısır'da Asyut'a bağlı Menfalût şehrinde kültürlü ve mütedeyyin bir ailede dünyaya gelen el-Menfaluti, yüksek öğrenimini Ezher Üniversitesinde yaptı. Burada Arap edebiyatına ilgi duydu. Eski dönem şair ve yazarlarını zevkle okudu. Muhammed ʿAbduh'la yakın ilişki kurdu. Bir dönem gazetecilik yapan yazar, yazılarında suya sabuna dokunduğu için yönetimin gadrine uğramışsa da duruşunu hiç bozmamıştır.
Eserlerinde toplumdaki çarpıklıkları, sosyal ilişkilerdeki vefasızlığı, ümitsizlik ve ihanet gibi konuları işlemekteydi. Onun en çok öne çıkardığı mesaj, insanların vicdan sahibi olmalarıdır. Ona göre kanunlardan veya Cehennem azabından korkarak hareket etmek değil vicdanı doğrultusunda hareket etmenin bir anlamı vardır.
Yaygın bir okuyucu kitlesine sahip olmasında, dile hâkimiyetinin, eski ve yeni ortasında bir üslûp kullanmasının, cümlelerin müziksel değerine uymasının rolü büyüktü. Kendisine has kıvrak üslûbu ve ergenlik çağına uygun duygusal konularıyla Necîb Mahfûz'un da içinde bulunduğu genç kesim yazarların ilgisini çekmişti. Bu yazarlar onun ağlayarak okudukları ve taklit ettikleri eserleriyle edebiyata âşık olduklarını söylemişlerdir.
en-Nazarât ve el-Aberat adlı eserleri, toplumun değişik çarpık yönlerini konu edinen gözlemlerini ve denemelerini içerir. Döneminde elde ettiği başarıyı bir başkası yakalayamamıştır.
el-ʿAberât (Gözyaşları) adlı eserinin girişinde yoksul ve kimsesizler için yapabildiği yegane şeyin kalemiyle gözyaşı dökmesi olmuştur.
Dünyada umutsuz, yoksul ve zulme uğramış pek çok insan vardır. Benim gibi umutsuz bir insanın bu kötülükleri temizlemesi ve ezilen, zulme uğrayan insanları kurtarması mümkün değildir. Bir taziye ve teselli görevindeki bu gözyaşlarımdan başka onlara verebileceğim bir şey yoktur.
O insanı dört gruba ayırır, aslen Türkiye'nin Sinop ilinden olan ünlü filozof Diyojen'in elinde fenerle gün ortasında insan aramasını örneklendirerek ideal olarak gördüğü insan tipine ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu dile getirir.
Bence insan, iyilikte bulunduğu sürece insan olur. İnsan ile hayvan arasındaki belirleyici fark iyiliktir. Bana göre insanlar dört gruptur. İlki; çıkar sağlayabilmek için başkasına iyilik eder. Bu tür insanlar despot ve zalim olup, iyilikten anladıkları tek şey başkalarını kendilerine köle yapmaktır. İkincisi; kendinden başkasını görmez. Böyle insan açgözlü ve saldırgandır. Akan kanın, altına dönüşeceğini bilse bu uğurda bütün insanları boğazlar. Üçüncüsü; ne kendisine ne de başkasına iyilik yapar. Bu insan cimri ve aptaldır. Kasasını doldurmak için karnını aç bırakır. Bir dördüncü sınıf insan var ki, hem kendisine ve hem de başkalarına iyilik yapar. Ancak böyle bir insanın nerede yaşadığını ve ona nasıl ulaşılacağını bilemiyorum! Herhalde Yunan Filozofu Diyojen de böyle bir insanı arıyordu. Gün ortasında elinde lambasıyla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara "Bir insan arıyorum!” dememiş miydi?
Materyalist bakış açısının gittikçe hakim olduğu günümüzde ne yazık ki gittikçe önemsizleşen Ahlak kavramını bakın ne güzel anlatıyor:
Ahlâk, merhametli bir insanın gözüne bir umutsuzluk manzarası iliştiği zaman akıttığı gözyaşıdır. Ahlak, insanın bir şey yapamayıp yardım edemediği muhtaç dilenciden utandığında, alnından döktüğü ter; cesaretli bir kişinin, kendisini aşağılamaya veya halkının haysiyetini yok etmeye kalkışanların suratına yönelttiği haykırıştır.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BİZİM KUŞAĞA OKUMAYI SEVDİREN YAZAR KEMALETTİN TUĞCU
BİR KİTAP FUARININ ARDINDAN
HASTALIK BİR NİMET MİDİR?
HER ŞEY O’NU HATIRLATIYOR DEMİRDEKİ HİKMET
HAYATIN ANLAMINI KAVRAYAN İKİ ŞAHSİYET KUSS B. SAİDA VE EBU’L-BEKA ER-RUNDÎ
ASIRLIK ÇINAR ALTINDA AKŞEHİR
GAZZE KONUSUNDA DURUŞUMUZ NASIL OLMALI
TÜRKLERDEN ÇOK BATILILARIN İLGİ GÖSTERDİĞİ BİR MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNİ İBNİ SİNA
15 TEMMUZA NASIL GELDİK