RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
Taşın Hatırlattığı Ahlâk: Köy Odalarından Misafir Taşına
BAMYA ÇORBASI
ÖLÜM GELİNCEYE KADAR İBADETLERE DEVAM EDİLMELİDİR
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
Trump küresel ekonomiyi kaosa sürüklüyor
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
ÜNLÜ EDELİM
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
İnsanlığın En Büyük İmtihanı
Dünya hızla değişiyor. Teknolojinin baş döndürücü ilerleyişi, kültürel algıların yer değiştirmesi ve bireyciliğin hayatın merkezine oturması, insanlığın en köklü kurumu olan aileyi büyük bir imtihanla karşı karşıya bırakıyor. Bugün insanlık, sadece ekonomik ya da siyasi krizlerle değil, doğrudan kalbini hedef alan bir buhranla yüz yüze, aile kurumunun zayıflaması.
Aile, insanı hayata bağlayan ilk bağdır. İnsan, gözlerini açtığında anne şefkatiyle, baba himmetiyle tanışır. Bu iki kanat çocuğun hayat yolculuğunda dengesini sağlar. Ne var ki modern çağın fırtınaları, bu iki kanadı koparmaya çalışıyor. Televizyonlardan dijital platformlara, sosyal medyadan popüler kültüre kadar pek çok alan, aileyi parçalamaya dönük ince stratejiler üretmekte.
Bugün "özgürlük” adı altında teşvik edilen bireysel doyum arayışları, eşler arasındaki güven bağlarını yıpratıyor. Çocukların eğitimine yön vermesi gereken ebeveynler, çoğu zaman kendi bunalımlarıyla boğuşuyor. İstatistiklerin gösterdiği boşanma artışları sadece bir rakam değildir; her birinin ardında kırılan kalpler, dağılan yuvalar ve sessizce ağlayan çocuklar vardır.
Ahlaki yozlaşmanın en ağır faturası, kuşkusuz çocuklara kesiliyor. Güvensizlikle büyüyen bir çocuk, yarın toplumun güvenini inşa edebilir mi? İlgiden mahrum yetişen bir nesil, yarın insanlığa merhamet taşıyabilir mi? Elbette hayır. İşte bu yüzden aileyi korumak, bir tercihten çok, varlık-yokluk meselesidir.
Ancak mesele sadece hukuki önlemlerle çözülemez. Yasalar aileyi korumada önemli bir araçtır, fakat tek başına yeterli değildir. Evliliğin ruhunu ayakta tutan şey, kanun maddeleri değil, sadakat, muhabbet ve adanmışlıktır. Eşlerin birbirini bir emanet olarak görmesi, çocukların Allah'ın bir lütfu olarak kabul edilmesi, maneviyatın ailede merkezde tutulması, bu yapının en sağlam harcıdır.
Toplumun her kesimine büyük görev düşüyor. Eğitim kurumları sadece bilgi değil, irfan da öğretmeli. Camiler sadece ibadet mekânı değil, aileyi güçlendiren irşad merkezleri olmalı. Sivil toplum kuruluşları, aileyi zayıflatan modern rüzgârlara karşı siper oluşturmalı. Devlet politikaları ise ekonomik kolaylıkların yanı sıra kültürel ve ahlaki destek mekanizmaları kurmalı.
Unutulmamalıdır ki aile, bir fert için sadece özel bir alan değil, ümmet için de toplumsal istikrarın en güçlü kalesidir. Aile çökerse toplum çöker, toplum çökerse medeniyet çöker. Bu yüzden aileyi korumak, sadece bugünün değil, yarının da emaneti olan bir vazifedir.
Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük imtihan, teknolojiyle başa çıkmak, ekonomiyle mücadele etmek ya da siyaset üretmek değil aileyi ayakta tutmaktır. Çünkü bütün bu meseleler gelip geçicidir, asıl kalıcı olan, toplumu ayakta tutan "çekirdek kurum” aile kurumudur.
Ekonomi güçlü olabilir, teknolojide ilerleme sağlanabilir, siyaset sahnesinde büyük projeler yürütülebilir. Ama eğer aile çökerse, bütün bunlar birkaç nesil içinde anlamını yitirir. Çünkü ekonomi de, siyaset de, teknoloji de neticede insanla yürür. İnsanı yetiştiren en güçlü mektep ise ailedir.
Aile sağlam olursa
Çocuk güven içinde büyür, kimlik bunalımı yaşamaz.
Genç, ahlak ve sorumluluk duygusuyla hayata atılır.
Anne-baba, birbirini destekleyerek topluma huzur taşır.
Toplum, bireylerin iyilik ve merhametinden beslenir.
Aile sağlam olursa
Nesiller, köklü bir çınar gibi köklerinden güç alır.
Evlatlar, sadakat ve hürmetin tadını küçük yaşta öğrenir.
Yaşlılar, yalnızlığa değil, sevgiye ve hürmetle bakılır.
Komşuluk bağları, kardeşlik gibi sımsıkı olur.
Evlilik bir yük değil, rahmetin ve muhabbetin kaynağı olur.
Çocuk, hem anneden şefkat hem babadan güven duygusu alır.
Hane, huzurun sığınağı olur; sokaklar güvenle dolar.
Toplumun temeli, sağlam taşlarla inşa edilir.
Aile sağlam olursa
Ekonomi de sağlam olur, çünkü kanaat ve bereket hâkimdir.
İnsanlar tüketim çılgınlığına değil, paylaşma kültürüne yönelir.
Kavgaların yerini muhabbet, çıkarcılığın yerini vefa alır.
Milletin istikbali, iman ve ahlakla yoğrulur.
Devletin yükü hafifler, adalet kökleşir.
Toplum, krizlere karşı dayanıklı, fitneye karşı güçlü olur.
Birlik, beraberlik ve kardeşlik sadece sözde değil, özde yaşanır.
İşte o zaman, "Sağlam aile -Sağlam toplum - Sağlam gelecek” hakikati gerçekleşir.
Aile yıkılırsa
Çocuk sevgisiz büyür, topluma güvensiz bir birey olur.
Genç, sığınacak kök bulamayınca yanlış akımlara kapılır.
Anne-baba birbirine düşman olduğunda, toplum kin ve nefretle zehirlenir.
Neticede milletin dirliği bozulur, insanlığın geleceği karanlığa sürüklenir.
Şefkat yerini öfkeye, merhamet yerini bencilliğe bırakır.
Evler yuva değil, kavga ve kargaşanın mekânı olur.
Çocuk, anne-baba sevgisi yerine ekranların sahte tesellisinde büyür.
Sokaklar, sahipsiz gençlerle dolar, suç oranları artar.
Aile yıkılırsa
İffet, sadakat ve edep zayıflar; zinâ, boşanma ve ihanet çoğalır.
Toplum, güven duygusunu kaybeder; kardeşlik bağları çözülür.
Ekonomi yara alır, çünkü bereket aileden doğar, bereketsizlik de aileden başlar.
Milletin kalbi olan evler çökünce, devletin omurgası da sarsılır.
Bir nesil kaybolur, bir gelecek heba olur.
Ecdadın emaneti olan değerler yitirilir.
Merhametin yerini çıkarcılık, vefanın yerini menfaat alır.
İnsanlık karanlığa sürüklenir, toplum çöküşe doğru gider.
İşte bu yüzden sağlam aile, sadece bireysel bir huzur kaynağı değil, aynı zamanda toplumun sigortasıdır. Ailenin kökleri sağlam oldukça, toplumun gövdesi de meyve veren bir ağaç gibi diri kalır.
Rabbimiz Kur'an'da buyuruyor.
"O'nun ayetlerinden biri de, kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır." (Rûm, 21)
Bu ayet bize gösteriyor ki aile, sadece biyolojik bir birliktelik değil, Allah'ın bir ayeti, sevgi ve merhametin yeryüzündeki tecellisidir.
En büyük yatırım aslında eve alınan eşya, arsa, araba değildir; en büyük yatırım aileye yapılan yatırımdır. Çünkü sağlam bir aile, huzurun, güvenin ve geleceğin teminatıdır.
Çocuk, ailede kök bulursa toplumda savrulmaz.
Genç, ailede ahlak görürse sokakta yozlaşmaz.
Anne-baba, birbirine destek olursa evde huzur, sokakta güven olur.
Toplum, böyle fertlerin eliyle rahmet ve bereketle dolar.
Bugün dünyanın en büyük sıkıntılarının kaynağı, dağılmış ailelerdir.
Uyuşturucuya düşen gençlerin, şiddete meyleden çocukların, sevgisiz büyüyen nesillerin arkasında zayıf aile bağları vardır. Oysa aileyi ihya edersek; milletin temeli de dimdik ayakta kalır.
Yani can kardeşlerim, en büyük yatırım, en büyük siyaset, en büyük teknoloji, aslında aileyi korumak ve ihya etmektir. Sağlam aile, sağlam toplum, sağlam toplum da umut dolu bir gelecek demektir.
Unutmayalım ki;
Aile sağlam olursa toplum sağlam olur, toplum sağlam olursa devlet güçlü olur, devlet güçlü olursa gelecek umut dolu olur.
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
TARİHTEN GÜNÜMÜZE MERHAMETSİZ TEKFİRCİ HARİCİLİĞİN MODERN ADI TAĞUTÇULUK
BİZE KURÂN YETER SÖYLEMİ AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA MEALCİLİĞİN ÇIKMAZI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK