Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
Türk Lirasıyla Yapılan Dış Ticarette Rekor Artış
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
ATA YURDU AYMANAS
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
İlahiyatçı-eğitimci Abdullah Gencer, 1953 yılında Üçkuyu-Konya'da doğdu. Konya Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun oldu. Bir süre, Konya Karapınar'da meslek dersleri öğretmenliği yapan Gencer, sırasıyla Taşkent İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü, Cihanbeyli Lisesi ve Beyşehir İmam Hatip Lisesi'nde meslek dersleri öğretmenliği, Sultandağı'nda Milli Eğitim Şube Müdürlüğü yaptı. Gencer, bir süre de tercümanlık ve rehberlik görevlerinde bulundu.
Abdullah Gencer, 1995-1999 yılları arasında Refah Partisi'nden 20. Dönem Konya Milletvekili seçilerek TBMM'de yasama çalışmalarına katıldı.
Gencer, Refah Partisi'nin kapatılması üzerine, bu partinin yerine kurulan Fazilet Partisi'ne geçti. Abdullah Gencer evli ve 3 çocuk babasıydı. Fransızca, Arapça ve Almanca dillerini biliyordu.
1970 yılı Konya İmam Hatip Okulu mezunları olarak, yıllarca önce mezun arkadaşların buluşması için güzel bir organizasyon tertip etmiş, bunca yıl görüşmeyen arkadaşlarla hasret gidermemize vesile olmuştu. Sık sık kültür gezileri yapardı. Bir seferinde; "Kazım, arkadaşlarla Karapınar- Ereğli gezisi yapacağız, seni de aramızda görmek istiyorum” demişti.
Zaman zaman birkaç arkadaşla, hocalarımızı ziyarete gider, onların hayır dualarını almaya çalışırdı. Çok yönlü, aktif, birleştirici, "yaratılanı severiz, yaratandan ötürü” ilkesini benimsemişti.
Sabah namazdan çıkınca bir cemaat; "Hocam, Abdullah Gencer vefat etmiş” deyince şoke oldum. Zira insan, yakından tanıdığı, birlikte yolculuk yaptığı, birlikte okuduğu, yemek yediği, muhabbet ettiği insanların ani ölümleri karşısında geçici de olsa şok geçiriyor. Ne yapalım o değeri de kaybettik! Allah rahmet eylesin. Rabbim sorarsa; "Abdullah kulumu nasıl bilirdin?” diye; "Çok iyi bilirdim, dünyada razıydım, ahirette de rabbim ondan razı ol” diyorum. Mekanı cennet olsun.
Altı yıl önce 1970 yılı mezunlarını bir araya getirdiği zaman aşağıdaki şiiri yazmıştım;
Vuslat!
Kırk üç yıl sonra,
Okuduğumuz okulda;
Kenetlenen kollar, tutulan eller…
Kucaklaşmalar, akan gözyaşları!
Hepsinin ağarmış saçları,
Garip, yad bakışları!
Hey gidi günler!...
O dinç, atak haller,
Tuttuğunun suyunu çıkaran eller,
Birer birer hayal olmuş!
Renk gitmiş, yüz solmuş,
Eski günler serap olmuş!
Kıymetli gönül dostu, değerli arkadaşım Abdullah Gencer'in vefatı nedeniyle şu şiiri kaleme aldım;
Ölüm Dediğin
Ezan sala arası kısacık an,
Saatler işliyor, geçiyor zaman,
Yaklaşıyor, mezar denilen mekân,
Bir pamuk ipliği ölüm dediğin!
Her doğan bekliyor, aday ölüme,
Her yaşayanın, gelecek önüne,
Bakmaz kimsenin; şanına, ününe,
Tez elden bitiyor ömür dediğin!
Dünyaya bakıp da aldanma sakın,
Ya gece, ya gündüz, ölüm çok yakın,
Genç ve yaşlı gidiyor akın akın,
Bir nefes misali ölüm dediğin!
Ölümün; sesi, ırkı ve dengi yok,
Boyu, posu, cemali ve rengi yok,
Her yerden girer, öfkesi, kini yok,
İlahi kanundur, ölüm dediğin!
Taht sarayı herkese bıraktırır,
Şanlar, şöhretler insanı yaktırır,
Hakkı unutmak, gözyaşı döktürür,
Ansızın geliyor, ölüm dediğin!
Saçlar ağardı, dişlerin döküldü,
Ayak tutmaz oldu, belin büküldü,
Gözler seçemiyor, gözlük takıldı,
İşaret veriyor, ölüm dediğin!
Herkes binecek o gün tahta ata,
Son verilecek bir gün saltanata,
Ölümle ereceksin bu vuslata,
Bir "Şeb-i arustur” ölüm dediğin!
ATA YURDU AYMANAS
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ