Amaç Başka!

Bir haftadır Türkiye; “Taksim Gezi Parkı Eylemleri” ile yatıp kalkıyor. Gündemi oluşturan konu bu. Herkesin dilinde, herkesimin ağzında dolaşan mesele bundan başkası değil!
Herkes bir türlü söylüyor. Dinlediğimiz zaman bir cümlenin doğru, kalanların gerçekle bağdaşmadığını görüyoruz.
Ne diye yola çıktılar? Olaylar nerelere kadar geldi? Televizyon kanalları, sabahın ilk ışıklarından itibaren bunları konuşuyor! Türkiye, bu olaylar yüzünden dışarıyı göremez, asıl meselelere eğilemez oldu!
Öncelere gidelim. Gidelim de eylemcilerim amaçlarının ne olduğunu net görelim. Amaç, üzüm yemek mi? yoksa bağcı dövmek mi? Anlayalım.
Adnan Menderes, CHP’nin halka yaptığı zulümler nedeniyle halkın teveccühünü kazanmış ve büyük bir çoğunlukla iktidarı ele almıştı! Ülke, böylesine bir güzelliği yaşamaya başladı; yollar yapılıyor, insanlar özgür bir şekilde hareket ediyor, baskılar kalkıyor, CHP’nin, ezanı Türkçe okutması sebebiyle halkta büyük bir hayal kırıklığı olmuş, DP, yine eskisi gibi ezanı Arapça aslına uygun olarak okutmaya başlamış, halk, gözyaşları içinde bu olaylara şahit olmuştu! Her geçen gün DP, halkın teveccühüne mazhar olmaya devam ediyordu!
Ama CHP, bundan rahatsız olmuş, çeşitli ayak oyunlarını devreye sokmaya çalışmıştı! Seçimle iktidara gelemeyen anlayış, nasıl olur da; antidemokratik usulle hükümeti devirip, iş başına geçerim hesabı yapıyordu! Yalanlarla, iftiralarla DP’yi halkın gözünden düşürmek, insanları sokağa dökmek için Bizans oyunları oynanmaya başlandı! Bebek iddiaları, köpek iddiaları, insanları et makinasında çekme yalanları…ile halkın beynine girmeye çalıştılar! En sonunda da TSK’yı devreye sokarak darbe yaptırıp, ülkeyi en az 50 sene geriye götürdüler!
Darbe sonrasında CHP normal yollarla iktidara gelebildi mi? hayır. Yeni kurulan siyasi partiler içinde AP, halkın yine teveccühüne mazhar oldu! Seçimlerde hep önde gitti! Neden? Çünkü halkımız, ülkeye hizmet edenin, insanımıza insanca davranış sergileyenin, Türkiye’ye nefes aldırmak için çaba gösterenin yanındadır. O bakımdan, CHP, tek başına iktidar şansını kaybetmiştir.
Her zaman, darbeden, kaostan, puslu havadan medet umanlar, yine TSK’yı devreye sokmuş ve 12 Eylül darbesini yapmışlardır! Her darbe, ülkeye büyük zararlar açmış, ülkenin itibarının kaybolmasına sebep olmuş, dünya ülkeleri arasında en gerilerde adımız anılmaya başlamıştır! Darbeler, sokak çatışmaları ve terör yüzünden; ne eğitim öğretim yapılabilmiş, ne ekonomi doğru dürüst işlemiş, ne sağlıkta, ne çalışma hayatında, ne dini ve milli alanda ilerleme kaydedilmiştir!


Karanlığı sevenler boş durmamış ve durmuyorlar! Refah-Yol hükümetinde Başbakan olan Prof. Dr. Necmeddin Erbakan ve ekibine karşı bir linç ve hınç girişimi başlatılmış, olmadık olaylar ihdas edilmiş, Fadime Şahin’ler, Ali kalkancı’lar, Müslüm Gündüz’ler, Aczimendi’ler, sahte şeyhler, sahte tarikatlar meydana çıkararak, hükümetin iş başından uzaklaştırılmasını sağlamışlardır! O dönemin Cumhurbaşkanı da bu oyunun bir parçası olmuştur! Ardından 28 Şubat post modern darbesi gelmiştir!
Ama halk, bunlara pabuç bırakmamış, bırakmıyor ve bırakmayacak! “28 Şubat 1000 yıl sürecek” dediler fakat on yılda bitti! Sağduyu sahibi halk; darbecilere, halka tepeden bakanlara, dini- milli- ahlaki değerlere kör ve sağır olanlara, inancını yaşayanlaya zulüm ika edenlere, insanları kamplara ayıranlara, devletin malı deniz yemeyen domuz anlayışında bulunanlara, “dur” demiş, iktidarı yine; halka önem veren, insan haklarına saygılı, hak ve hukuku üstün tutan siyasi partiye vermiştir!


Son günlerdeki olayların içinde, yine o eskisi gibi kaos meydana getirme zihniyetine sahip olanların parmağı var!                    
Önce; “Taksim’e cami” konusu geldi gündeme. Halkın, daha doğrusu bazı kesimlerin nabzı tutuldu. “Taksim’in yayalaştırılmasına tepki” dediler, olmadı. Ardından, “Taksim’e AVM” lafı atıldı ortaya, yine tutmadı. “Ağaç katliamı” adını koydular! Ve bir anda Türkiye’nin birçok il’inde ve ilçesinde olayların başlatılmasının düğmesine bastılar! Sosyal medyada yalan, yalış görüntüler ihdas ettiler! Üniversite öğrencilerini-her zaman olduğu gibi- yine kullandılar! “polis orantısız güç kullandı” dediler. Ama; devlet malına zarar verenleri, kaldırım taşlarını sökerek polise ve etrafa rastgele atanları, Başbakan ve Hanımına ağza alımayacak küfürler edeni, kamu mallarını tahrip edenleri, polis’in TOMA’sına su vermeyenleri, yaralanan eylemciyi polisin kucağına alıp hastaneye götürmesini… görmediler! Görmüyorlar!


Başbakan’ın çok sert ve kışkırtıcı konuştuğu, sadece % 53’lerin Başbakanı olmadığı, geriye kalanların da Başbakanı olduğu, bunlara da sevgiyle, hoşgörüyle yaklaşması gerektiği… söyleniyor. Halkın güvenliğinden sorumlu olan, toplumda olayların daha fazla artmaması için çaba sarf eden emniyet güçlerine saldıran, şekat elini kırmaya yönelen, her fırsatta hakaret edenlere karşı- ki bu, bir demokratik duruş değildir- ne yapılmalı? Kırana; “aman ne de iyi kırıyorsun, polise ne de güzel saldırıyorsun, yak, daha çok araba yak, daha çok kaldırım taşı sökerek emniyet birimlerine at, ülkeyi daha fazla kaosa sürükle…”mi denecekti?
Ne ağaç, ne yayalaştırma, ne Taksim’e cami..amaç; Türkiye’nin ayağa kalkmaması, ilerlememesi, dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaması, terörden başını kaldıramaması, barışı, kardeşliği tesis etmemesi… onun için; iş bilen, becerikli, adam gibi adamları istemezler! Ama “it ürür, kervan yürür” halka sorulsun, halk ne diyor?


Yazarın Diğer Yazıları