Apo Dindar Olsa Ne Yazar, Olmasa Ne Yazar

Habervakti.com’da  Apo ile ilgili bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Önce yazıyı olduğu gibi  alıntılayacağım, sonra yorum yapacağım.


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Öcalan'ın lise yıllarında namaz kılan birisi olduğunu söylemesi ve konuyu "3 Arkadaş: Durmuş-Yakup-Abdullah" şeklinde hikayeleştirmesinden sonra Hürriyet Gazetesi'nin "3 Arkadaş" manşeti atarak Öcalan'ın lise yıllarında 5 vakit namaz kıldığına ilişkin haberler tartışılmaya devam ediyor.
Türkiye'nin başına terör belasını saran ve yaklaşık 30 bin insanın ölümüne neden olan bir teröristbaşının neden birden lise yıllarına dönüldüğü önceki gün Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında da tartışıldı.
Altaylı, program konuğu AKP Genel Başkan Yardımcısına açık açık sormuştu: Terörist başı Öcalan'ın serbest kalması için ortam mı hazırlanıyor?
Hüseyin Çelik'in cevabı ise netti. Öcalan müebbete mahkum olmuş birisidir ve böyle bir şey söz konusu değildir.
Öcalan'ın birden bire lise yıllarının gündeme gelmesi sonrası Fatih Altaylı da ertesi gün çarpıcı bir yazı yazmış ve
"Elbette kimse anasından terörist, katil, hırsız, uğursuz doğmuyor. Her çocuk masum. Her bebek temiz. Ama hayat herkesi farklı şekilde yoğuruyor, tıynetine göre şekillendiriyor. Abdullah Öcalan da lisede çok iyi bir çocukmuş. Ne yapalım yani. Aradaki 45 yılı sicilden silelim mi!" demişti.
Evet lise yıllarında namaz kılan bir insanın 45 yıl içinde yaptığı katliamları, verdiği katliam emirlerini silebilir mi?
Öcalan'ın bir dönem "dindar" kişiliğine yönelik bu açıklamalar, Öcalan'ın yıllar içinde din konusundaki düşüncelerini, bu konudaki yazdıklarını hatırlattı.
Öcalan, “Sanat ve Edebiyatta Kürt Aydınlanması” isimli kitabının 153. sayfasında şunları söylüyor: “Yukarıda Tanrı olsaydı, beni yine yanlış yola sevk edecekti. Allah da Kürtler için değildir, Kürtleri şaşırtıyor. Kürtlerin Allah'ı da onları yanlış yola sevk ediyor. Bunun için ben kendi kendimin tanrısıyım.”

Bir başka kitabında ise kendini yarı tanrı ilan ediyor. “Özgür Yaşamla Diyaloglar” isimli kitabının 257. sayfasında ise şöyle anlatıyor: “Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.”
“Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa” kitabının 1. cildinin 204. sayfasında da PKK elebaşı Öcalan, “Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür” diyor.
Abdullah Öcalan, söz konusu kitabın 313. sayfasında da şunları söylüyor: “Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir.” Öcalan, kitabın 354. sayfasında ise “Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur” ifadelerini kullanıyor.
1992'de Yalçın Küçük'e verdiği röportajda "PKK'nın çıkışıyla İslamiyet'i karşılaştırıyorum... Peygamber gibi konuşmak, peygamber gibi hitap etmek, nazarımda çok değerlidir. Kaldı ki peygamberce olmak niye kötü olsun!" diyor.
Öcalan'daki dönüşüm M. Ali Birand ile 1992'de yaptığı röportajda başka bir hal alıyor. Öcalan 'yurtdışına çıkışımı peygamberin Mekke'deki sıkışmış durumuna benzetirim" demiş.
Eski Savcı Gültekin Avcı da "Kürt Buhranı" isimli kitabında Öcalan'ın İslamiyet'e bakışını araştırmıştı. İşte Öcalan'ın kitaplarından derlenen İslamiyetle ilgili sözleri;
"Ayet ve sünnetleri materyalist analiz çerçevesinde değiştirmek gerekir"
"Camilerde tiyatro oynanmalı! Namaz bir tiyatrodur!"
Bebek katili Apo, Kurban bir vahşet diyor!
Öcalan: "Günümüzün Allah"ı bilimdir."
"İslam inancı bir hastalık!"
"İslam dini Kürt"leri ezdi!"
"Öcalan: Muhammed"in kişiliği çelişkili!"
"Kürtler İslamlaştıkça Kürtlüklerini unutuyorlar!"
AKTİFHABER

Böyle bir haber çıktı diye bazı siyasiler- muhalefet- “aman efendim, şimdi de Apo’yu dindarlaştırdılar. Bu, onun serbest kalacağının işareti” demeye başladılar! Bir insanın başlangıçta dindar olması, ilerde suç işlemeyeceği anlamına gelmez ki. Dindar bir insan, sonradan dinden çıkabiliyor. Önceleri dinsiz olan biri de sonradan dindar olabiliyor. Bunun örnekleri çoktur. Böyle olması, serbest kalması anlamına gelmez. Suç işleyen, ne olursa olsun, cezasını çeker ve çekmelidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları