Arap Baharı Ve Terör

Arap baharı, Terör olaylarının artmasına sebep oldu!  bu olaylara bakınca insan ister istemez; “bunun altında bir bit yeniği var” demeden edemiyor. Terör olaylarının artması gözleri terör uzmanlarının; alınacak tedbirler konusundaki düşünce ve görüşlerine çevirdi. 

Laçiner, terörün Arap Baharı'yla birlikte desteklenmeye başlandığı söyledi.

 

TRT Haber'de yayınlanan Açı programına katılan 18 Mart Üniversitesi Rektörü Profesör Sedat Laçiner, son günlerde artan terör olayları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 Laçiner, terör örgütünün bölgede yaşanan Arap Baharı ile birlikte Suriye, İran ve Irak tarafından desteklendiğini söyledi.

Terör örgütünün alan savunması yaparak kurtarılmış bölge yaratma stratejisi içine girdiğini söyleyen Laçiner, terör örgütünü Arap baharı yaşayan ülkelerde ne yaşanıyorsa Türkiye'de de aynı olayların yaşandığı mesajını vermeye çalıştığını kaydetti.

PKK, İran, Irak ve Suriye topraklarında çok rahat bir şekilde hareket ediyor. Hatta İran, bazı karakollarını PKK’ya terk etmiş durumda. Suriye ve İran’da PKK’lılara askeri eğitim veriliyor. Özellikle Irak üzerinden Türkiye’ye ciddi silah akışı oluyor. Bunun kaynağı İran da olabilir, Suriye de olabilir, bir başka ülke de olabilir. Ama şurası açık; bir nokta, bir yer, Türkiye’nin bölünmesi gerektiğine karar vermiş. Birileri bu konuda çalışıyor!

Hakkari, Şemdinli ve Şırnak gibi Türkiye’nin Güneydoğusu’nda, Irak ve İran sınırlarına komşu olan bir nevi üçgen gibi bir bölge var. Bu bölgede PKK son 1-2 yıldır bir ‘kurtarılmış bölge’ oluşturma hedefindeydi. Belki bu hedef daha önceden konulmuştu. Açılımla birlikte PKK’nın içerisinde bu hedefe ulaşma yönündeki çalışmalar arttı. PKK bir yandan açılımla devleti oyalayıp, diğer yandan da sahada bir ‘kurtarılmış bölge’ oluşturma gayretine girdi. Bu İran ve Suriye’nin birlikte geliştirdikleri bir stratejik akıldır. Arap Baharı’yla birlikte Türkiye’de de bir Kürt Baharı başlatma düşüncesi gelişti. Yani bir halk hareketi ve bir kurtarılmış bölge oluşturma çabası gelişti. Yalnız bu halk ayaklanmasının tek eksik yönü halktır.

PKK, böyle bir ayaklanma için şartların çok uygun olduğunu düşünüyordu. İran arkasında, Suriye arkasında, İsrail arkasında, Irak arkasında... Yani Ortadoğu’da geçmiş dönemde benzemez gibi duran dört ülkenin tamamı bugün PKK’nın arkasına geçti ve destekçisi oldu. Amerika da seyrediyor. O yüzden PKK ne yapacaksa en uygun zamanın şimdi olduğunu düşünüyor ve bir nevi altın vuruş, bir son vuruş yapmaya çalışıyor. “An, bu andır” diyor. Bir stratejik akıl da PKK’yı sırtından itekliyor. “Hadi, şimdi” diyor. PKK stratejisini ‘vur-kaç’tan, ‘alan hakimiyeti’ne çevirmeye çalışıyor. Gerilla taktiğinden ziyade artık PKK’nın Türkiye’nin bir bölümünde, 1 metrekaresinde bile olsa, hakim olması, oraya Türk güvenlik güçlerinin girememesi deneniyor, hedefleniyor.

 Şemdinli, PKK açısından bakıldığında bir milattır!

 

Dağın başındaki bir alana asker girmiyordur. Ya da Gabar Dağı’nın bir geçidini asker de polis de kullanmıyordur belki. Sonuç itibariyle tehlikeli yerler var, tehlikesiz yerler var. Ama bu, orada PKK’nın bir hakimiyet kurduğu anlamına gelmiyor. Yani Selahattin Demirtaş’ın söylemiş olduğu gibi bölgede şu anda bir PKK kurtarılmış bölgesi söz konusu değil. Demirtaş, daha doğrusu BDP şu anda ne yapıyor? PKK silahla, dağda, bayırda bir şeyler yapıyor, BDP de onun şehir gerillası gibi çalışıyor, tanıtımını yapıyor, Propagandasını yapıyor. Çünkü nihayetinde bir algı oluşturma safhası var. PKK vuruyor, BDP meşrulaştırıyor. 400 kilometrelik alana hakimiyet diye bir şey kesinlikle söz konusu değil.

Şemdinli PKK açısından baktığınızda bir milattır. Çünkü PKK; Türkiye’nin bölünmesi için tam kıvamın oluştuğu, Hakkari, Şemdinli ve Şırnak’ta, az çok bir yerin Türkiye’den koparılmasının zamanının geldiği konusunda ikna edilmiş durumdadır. Ve şu anda da dağ kadrosu, Kandil’deki Murat Karayılan da dahil hepsi son derece samimi bir şekilde buna inanmış durumdalar. Ve var güçleriyle “Biz kurtarılmış bölge oluşturacağız” diyorlar. Her şeyi göze almışlar. Şemdinli, bunun başlangıcı.

Karlar düşene kadar, soğuklar dağda yürümeye engel olmaya başlayıncaya kadar Şemdinli gibi üç-dört saldırı girişimi daha olabilir. Aynısını tekrar edeceklerdir. Çünkü akılla değil, aklın üzerinde bir hırsla çatışıyorlar. Ama şunu gözden kaçırmayalım; PKK Şemdinli’de çok büyük kayıplar verdi. Sonrasında da öyle. Çünkü PKK, öyle alan hakimiyeti kurabilecek bir güce sahip değil. Ama silahla, şunla, bunla daha çok desteklenmeye başladıkları da kesin. İyi istihbarat da alıyorlar.

Zaman zaman aldıkları istihbarat, İran ve Suriye’nin verdiği sıradan istihbaratın ötesine geçiyor... Sadece Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya ve Fransa’da, yani birkaç devlette olabilecek araçlarla alınabilecek istihbaratları da alıyorlar.

Terör uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner; “Türkiye’nin hava sahasını yeterince koruyamadığını düşünüyorum. Sınırlarda bir sorun var; delik deşik. Radarlara takılmayan, istihbarat toplayan uçaklar var. O çatışma bölgelerinde garip hava cisimleri, çıplak gözle bile bazı tuhaflıklar görülüyor. Ben bazı uydu teknolojisi, radara takılmayan uçaklar ve hava araçlarıyla bazı anlık bilgilere ulaşıldığını ve bir istihbarat paylaşımı yapıldığını düşünüyorum. Hani Amerika ve Türkiye anlık sıcak istihbarat paylaşımı yapıyor ya güya, bunun birileri tarafından PKK ile de yapılmaya başlandığını düşünüyorum. Özellikle son birkaç aydır.” Diyerek çarpıcı bilgier veriyor.

Birileri PKK’ya bu bilgileri veriyor. Bu teknolojiye sahip ülke sayısı da sınırlı. Ama “Kesin Amerika’dır” demek, tam bir teşhis değildir.

İran’da yok, İsrail’de var. Amerika, Rusya, Fransa ve İngiltere’de var. Genelde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleriyle, bunlara ilaveten bir de İsrail’de var bu teknoloji.

PKK’ya anlık, çok nitelikli istihbarat aktığı anlaşılıyor. Aynı zamanda çok nitelikli silah ve mühimmat verildiği de anlaşılıyor. PKK, İran, Irak ve Suriye topraklarında çok rahat bir şekilde hareket ediyor. Hatta İran bazı karakollarını PKK’ya terk etmiş durumda. Suriye ve İran’da PKK’lılara askeri eğitim veriliyor. Yüzlerce, hatta binden fazla PKK’lı bu askeri eğitimden geçti. Özellikle de Irak üzerinden ciddi silah akışı oluyor. Bunun kaynağı İran da olabilir, Suriye de olabilir, bir başka ülke de olabilir. Ama şurası açık; bir nokta, bir yer, Türkiye’nin bölünmesi gerektiğine karar vermiş. Birileri bu konuda çalışıyor, PKK da ikinci halka tarafından teşvik ediliyor ve destekleniyor.

Zaman gazetesinde çıkan bu yorum ve analizlere göre mesele anlaşılmış oluyor! Türkiye’nin,  büyümesini, gelişmesin, ayağa kalkmasını istemeyen bazı devletler var! Onlar; Türkiye’nin Osmanlı dönemindeki gibi bir güce sahip olmasından son derece rahatsızlar! Böylece yanlarına terör örgütünü de alarak, içimizdeki bazılarını da maşa gibi kullanarak ülkemizin yıkımını hazırlamaya çalışıyorlar! Gözümüzü açalım, oyuna gelmeyelim.

 

 


Yazarın Diğer Yazıları