Barış Ödülüne Layık Bir Başbakan!

Cumartesi günü Ankara’da önemli bir görüşme yapıldı. Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana ile Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık resmi konutunda bir araya geldi.
Leyla Zana’nın; “çözüm için Başbakana güveniyorum, bunu Başbakan çözer” sözleri bütün yurtta olumlu bir havanın esmesine sebep oldu! Gazeteler manşetlerini;
AKŞAM; “çözüm Randevusu”, YENİ ŞAFAK; “Çözüm için Milat olsun”, SABAH; “Birlikte Çözelim”, HABER TÜRK; “Senin gibi Cesurlar Çözecek”, HÜRRİYET; barıştık Zirvesi”, TÜRKİYE; “sürece MHP de dahil edilmeli”, STAR; “Çözerseniz siz çözersiniz”, TARAF; “yeter artık kan akmasın”…şeklinde attılar!
BDP’nin tepki koyduğu ve yapılan bu davranışları kınadığı, çok önemli ve tarihi toplantının hayırlara vesile olacağına inanıyorum. Manşetlere yansıyan sözlerin mutlaka ses getireceği, milletin vicdanında yer edeceği inancını taşıyorum. Görüşmeyi bir milat olarak değerlendiren MİT eski Müteşar yardımcısı Cevat Öneş’in; “Zana’yı kilitli kapıyı açan çilingir olarak görüyorum. Bundan sonraki görüşmelere diğer Kürt siyasetçiler de katılmalı” sözü son derece yerinde ve anlamlıdır. Zira artık halk tabiriyle söylersek; “kabak tadı verdi” bu Kürt meselesi! Kürt meselesi ile birlikte asıl olan; terör meselesi de çözülmüş olacak!
BDP neden istemiyor bu yaklaşımı? Neden kürt siyasetçi Kemal Burkay’a tavır koyuyor? Niçin Zana’yı benimsemiyor? İşin içinde ciddi olarak ele alınan terörün bitmesi, ülkenin gerçek anlamda barışı yakalaması yattığı için!
İlk başlarda Leyla Zana’nın yanlış yaptığını, bütün isteklerinin PKK’ya meşruiyet kazandırmak olduğunu gördük. Ama gelinen şu noktada-ki PKK ve BDP ile yollarını ayırmış görünüyor- somut bazı girişimleri sebebiyle terörü bitirmek, PKK’ya cephe almak gibi bir yaklaşım söz konusu. Öldürülen Kürt aydın Musa Anter’in oğlu Anter Anter; “Başbakan, sorunun çözümü için kariyerini taşın altına koydu. Kime bir görev düşüyorsa o da elini taşın altına koymalı. Artık kabak tadı veren bu mesele çözülmeli. İki tarafın da samimi olduğuna inanıyorum” ifadesi hepimizi ilgilendiriyor. Öküzün altında buzağı aramanın anlamı yok.
TÜRKİYE gazetesinin, “sürece MHP de dahil edilmeli” sözüne dikkat çekiyorum. Yalnız MHP değil, “benim de terörün bitirilmesi konusunda sözüm var, ben de elimi taşın altına sokmak istiyorum, oturduğum yerden ahkam kesmek istemiyorum, hamasi nutuk atmak çözüm değil…” yolunda somut adımlar atılmalı, mutlaka ama mutlaka bu görüşmeyi bir fırsat bilerek, barış için milat diyerek, cennet vatan ülkemizdeki insanlarla kardeşçe yaşamaının yollarını aramalıdır.
Ne gerekiyorsa yapılmalı; bunun içine silahların bırakılması şarttır. Ama bu, “silahların bırakılması” tek taraflı olmayacak. Önce terör örgütü silahı brakacak, yurt içinde ve yurt dışında teröre destek veren kim ve hangi ülkeler varsa hepsine karşı tavır alınacak, gerekli görüşmeler ve konuşmalarla bu çıbanbaşı yok edilecektir. Zaten terör örgütü silahı bırakınca TSK da bırakır. TSK, insan öldürmekten zevk almaz. Eğer bir çatışma varsa orada kan dökülüyordur. Kanın döküldüğü yerde de mutlaka silahlar devreye girer! TSK, barışı sağlamak, kanı durdurmak için mutlaka cevap vermelidir ve öyle de yapıyor! Yıllardır terör örgütü silahı elinden bırakmamış, ülke kalkınmasından haz almamış, milletin dini ve milli değerlerini hiçe saymış ve saymaktadır!  
Bunu Kürt aydınlar durmadan dile getiriyor, terör örgütünün amacı; Türk- Kürt ayırımı yapmak, mezhep kışkırtması ile aramıza nifak sokmaktır! Bu açıdan Zana ve Erdoğan buluşması iyiye alamettir. Böylesine fırsatı kaçırmamak, zamanı değerlendirmek hepimize düşen önemli bir görevdir! Hayırlı olsun. Hiç taviz vermeden, dinlenip, istirahat etmeden, devamlı olarak teröre taşeronluk yapan ülkelerle görüşmeyi ihmal etmeden, sağlığını hiçe sayarak gece gündüz çalışan Başbakanımız ve Dışişleri bakanımıza “BARIŞ ÖDÜLÜ”  verilmelidir.


Yazarın Diğer Yazıları