‘Ben de Varım’ Diyebilmek

Hiç düşündük mü? Veya düşünüyor muyuz? “Allah, herkese niçin ayrı ayrı akıl vermiş? Neden insanları değişik düşüncede, değişik fikirde, değişik ırk ve renkte yaratmış?” yine akıl yoruyor muyuz? Aklımızı terletiyor muyuz? Zaman zaman da olsa; “Bu toplumun ekmeğini yiyor, suyunu içiyor, havasını teneffüs ediyor, nimetlerinden yararlanıyorum. Neden durmadan hakaret ediyor, elimi taşın altına sokmuyorum, “ben de varım” demiyorum? 
Sahi, sorumluluklarımızı bilmek o kadar zor mu? Yapamaz mıyız? Âciz miyiz? Bizim elimizden kör eşek yem yemez mi? Böyle mi düşünüyorsunuz? Şahsen ben böyle düşünmüyorum, düşünemiyorum. Herkesin ayrı meziyeti olduğu, herkesin mutlaka yapabilecekleri bulunduğunu bilmek zorundayız. Elimizi kıpırdatmamak, vurdumduymazlıkta bulunmak, en azından kendimize, kendi varlığımıza hakarettir. 
Bu sözler üzerine aklıma, daha önce yazdığım şiirler geldi. Sizinle paylaşmak istedim;      
 
Nereye Gitti?
Karlar altında kardelen gibi gülebiliyor musun?
Soğuğa, sıkıntıya rağmen sevebiliyor musun?
Sahi; "sevgi" nereye gitti? 
Bir kadın adı ve isim olarak mı kaldı dillerde,
Yoksa solmuş, pörsümüş bir gül gibi ellerde,
"Sana geliyorum sevgilim" diye yürünen yollarda?
Bu sözler edebiyatta mı kalacaktı;
Yunus ne güzel demiş mi olacaktı?
Mesnevi’de şiir mi bulacaktı?
Resul sevgiden söz ediyor;
Yaratan; “sevgisiz kalmayın diyor!
Sevgi nedir mi?
Âdem olmak, Havva olmak, Hacer olmak,
İbrahim’ce ateş içinde gülü bulmaktır.
Nuh gibi Dermesil’i suya boğmak,
Musa olup, Firavun sarayında sefa bulmak, 
Âsiye olup, zalim yanında Hakka ermektir.
İsa gibi; “teslise geçit yok” diyebilmek,
Muhammed şuurunda hicrete yol almaktır! 
 
YOLLAR!
 
Yollar var; ince uzun,
Yollar var doğru düzgün!
Yollar var, yare götürür,
Yollar var; yara getirir! 
Yollar, sılaya gider;
Dosta selam götürür!
Yollar var; girildiği gibi bitmez;
Sarp, yokuşlu, beş para etmez...
Gideceğin yere salimen gitmez!
Yol; bir ömür, yol; bir an...
Yol; vuslat, yol; hicran...
 
Mutlaka!
 
Gönlünü Rabbe bağla, kendini O’ndan dışlama.
Kur’an yaranın olsun, Resul rehberin,
İnanana dost ol, haini alkışlama.
Gelecek bir gün mutlaka zafer haberin!
 
Hasret Kaldık!
 
Artık güneş neşesiz, ay durgun,
Yıldızlar küskün, hepsi dargın,
Sabah olmuyor, vakitler yorgun.
Kıpkırmızı dünya, yeşile hasret kaldık,
Gülmeyi unuttuk, kin gayyasına daldık!
Neden selamlaşmıyor millet? 
Kim, kime ne etti? 
Riyanın kol gezdiği zamanda insanlık bitti!
Hasret kaldık dostluğa, insanlık arıyorum;
Gözlerim kapalı, karanlıkta yürüyorum…
Bir cılız ışık var, sönecek sanıyorum.
Umut denen nedir, yenir mi bilmem,
“Beklemeye” sabır denir mi bilmem! 
El attığım her şey elimde kaldı,
Güvendiğim dağları çoktan karlar aldı!
Gülmek mi? O da ne? 
Aklım iflas etmiş daha ne?
 
Ne Oldu Bize?
 
Dün ne kadar güzeldi buralar, ne şirin ildi,
Kimse kimseye muğber değildi! 
Komşularımız vardı; Kürt, Laz, Çerkes…
Van’dan, İzmir’den, Kars’tan el ele herkes!
Aşımızı paylaşır, işimizi birlikte yapardık,
Düşüncelerimiz farklıydı, samimiyeti kopardık!
Ne oldu bize, ne hallere geldik?
Kim çaldı huzurumuzu? Neler ediyoruz?
Neden parçalandık, nereye gidiyoruz?
Varsın o da gitsin Havrasına, Kilisesine,
İsterse inanmasın kutsala, her şey kendisine!
Yeter ki saldırmasın benim inancıma, vatanıma…
Güzel vatanımı harap etmesin, 
Ezanlarım susmasın, sevgi güneşimiz batmasın.

Yazarın Diğer Yazıları