Bir Dershane Öğretmeninin Anlattıkları

Erdal Şafak, Sabah gazetesinde bir elektronik postayı paylaşmış. Bu, cemaat dershanelerinin durumunu güzel yansıtıyor! Birlikte okuyalım;
Merhaba... Ben FEM dershanelerinin İstanbul şubelerinden birinde çalışan bir öğretmenim. 2005'ten bu yana Fethullah Gülen cemaatinde bulunmaktayım. Son üç senedir kendi rızam dışında hatırını kıramadığım bir büyüğümün ricası ile oradayım. Önümüzdeki yazdan itibaren irtibatımı koparacağım.

         Sözü uzatmadan bilmenizi ve belki köşenize taşımanızı istediğim bir kaç mesele var.

         1. Ben üniversite ikinci sınıftayken Sakarya'da bir lise yurdunda belletmendim. Yazları yurdumuzda polis koleji sınavına hazırlanan arkadaşlar vardı. Biri sınava iki gün kala bana 'Abi biz, sınav sorularını vereceksiniz diye bekliyoruz. Ne zaman vereceksiniz?' dedi. Ben de 'Öyle şey olur mu? Madem Allah rızası için memlekete hizmet etmek istiyorsun, çalış, hakkını ver, kazan' dedim. Daha sonra o arkadaşlarla ilgilenen abiyi gördüm ve o çocuğun bana söylediklerini ona ilettim. O da bana 'Vallahi geçen sene ellerimle verdim ama inan bu sene sorular gelmedi' dedi.

         2. Yine üniversite yıllarında cemaatte çok yakın arkadaşlarımdan bir kaç tanesi, askeri okullar sınavına hazırlanıp kazanan çocukları mezun olana kadar İzmir, Ankara, Balıkesir, Çanakkale gibi şehirlere ayda en az iki kere görmeye giderdi. İrtibatı sıcak tutmaya çalışırlardı.

         3. Mezun olduktan sonra birbuçuk sene bölgecilik (cemaatin burs veren esnaftan sorumlu sohbet abisi) vazifesini yaptım. Kurban Bayramı öncesinde 600 liraya hisse toplanır, Afganistan, Pakistan gibi kurban hayvanlarının ucuz olduğu yerlerde 100-200 dolara kurbanlar kesilir, arta kalan para kurban dışı kullanılırdı.

         4. Yine bölgeciyken her ay 40 bin liraya yakın burs, polis ve asker okullarına hazırlanan çocuklara harcanırdı. Ameliyatları bile hizmet karşılardı.

         5. Dershane olaylarından sonra Hocaefendi'nin görevlendirdiği Mahmut Bal adında bir şahıs bizimle yaptığı bir sohbette 'Bu seçimde CHP'ye oy vermezsem namerdim' demişti. Bir kaç gün sonra Hocaefendi, Cumhurbaşkanı'na gönderdiği mektupta 'Geçen siyasi seçimde neredeysek yine aynı yerdeyiz' diyordu.

         6. Hocaefendi'nin beddua kasetinden sonra dershane müdürü bütün öğretmenleri toplayıp 'Mali baskın olabilir. Gelip maaşınızı sorarlarsa bankaya yatan miktarı söyleyin' dedi. Zira bütün öğretmenlerin maaşları az vergi vermek için düşük gösteriliyordu. Hatta bunun peşinden polis koleji sınavlarına hazırlanan çocukların resmi kayıtlı olamayanları herhangi bir baskında ortaya çıkmasın diye düzeltme talimatını yanımızda verdi.

         7. Bank Asya olaylarında yine müdür bey 'Kirada olanlar kiralarını birkaç ay yatırmasın. Varsa yastık altındaki altın, para benzeri şeyleri Bank Asya'ya yatırsın' demişti ve yatırmayanları takibe almıştı. Hatta bütün öğretmenlere maaş bordrosu ve imza sirküleri hazırlatıp Şekerbank'tan faizle ihtiyaç kredisi çektirip Bank Asya'ya yatırmalarını istediler. Sadık abi adında Marmara ya da İstanbul abisi vermişti bu talimatı. Üstelik belki krediye başvuran olmaz diye müdür bey Şekerbank'tan bir personeli çağırıp işlemleri dershanede yaptırdı.

         8. Yine müdür bey bütün öğretmenlere çevrelerindeki yüz kişiyi AK Parti dışındaki bir partiye oy vermeye ikna için talimat verdi. Herkes ikna çalışmalarına başlayacak ve kimin ne kadar ikna ettiği takip edilecek.

         9. Bütün FEM şubelerinde polis koleji sınavlarına hazırlanan öğrenciler hâlâ mevcut.

         10. 7-8'inci sınıflarda harp okulu ve polis koleji sınavlarına, 11-12'nci sınıflarda da askeri okul ve polis okulu sınavlarına öğrenci hazırlıkları devam ediyor. Hizmetin abi evlerine gelip giden çocuklar bu şekilde eğitiliyor.
Benim gibi rahatsız olan çok insan var ama özellikle cemaatten maaş alanlar, işlerini ve ailelerini riske atmak istemiyorlar.
Bu iş, nasıl çözülecek?


Yazarın Diğer Yazıları