Bir Ömür Sever misin?

Sevgi; sadece 5 harfli bir kelime değildir. Sevgiyi, güne, aya, yıla… sığdıramazsın. Sevgi; bir ömür. Sevgi; sensin, benim, o, biz… hepimiz.  Sevgi; Dünyadır, evrendir, evrendekilerdir. Evreni seven, evreni var edeni de sever. 
Yağmuru sevdiğini söylüyorsun, ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Güneşi sevdiğini söylüyorsun, ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun, rüzgar çıkınca, pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum. Çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun. (William Shakespeare)
Her yerde olmak gibi bir duan varsa, gönüllere gir. Çünkü sevenler, sevdiklerini gönüllerde taşırlar. (Mevlana)
 
Sen ne Olacaksın?...
 
Ben aşıkım deyu laf etme gönül,
Dağlarda duman var sen ne olacaksın?
Çağlar hak diliyle, Hakk’ı çağırır.
Şat, Murat, Fırat var, sen ne olacaksın?
 
Yazıcıoğlu yanmış evrak elinde,
Mecnun Hakk’a yetmiş, Leyla dilinde;
Ferhad canı vermiş Şirin yolunda,
Fuzuli Sultan var, sen ne olacaksın?
 
Aşk ile kül olmuş, yanmış Niyazi, 
Eşrefoğlu gezmiş Şam’ı, Şiraz’ı,
Yunus meleklerden almıştır razı,
Bekayı bulan var sen ne olacaksın?
 
Emrah göçün çekmiş dar-ı fenadan,
Mansuri bendini asmış semadan,
Arınmış Kuddusi hep masivadan,
Canına kıyan var sen ne olacaksın?
 
Aşık Garip asmış sazını duvara,
Kerem Baba yanıp dönmüş küllere,
Kusuri’nin gözü dönmüş fenere, 
Enelhak diyen var sen ne olacaksın?
 
Aşık Ömer gelmiş çok yazmış ebyat,
Kamili dünyada almamış murat,
Nizamoğlu, Dertli çok kılmış feryat,
Belayı bulan var sen ne olacaksın?
.................................................. .....
 
Nic’aşıklar gelmiş, niceler göçmüş,
Nice sır saklamış, nice sır açmış,
Nicesi bu yolda serinden geçmiş,
Ummana dalan var sen ne olacaksın?
 
Bazı aşık vardır sever savurur,
Mahbubu aşkından dağlar devirir,
Altmış beş yaşında çalar çağırır,
Mesleki(-i) suzan var, sen ne olacaksın?
 
Ben değilim, Hakk söyletir dilimi,
Bade içtim kimse bilmez halimi,
Şu yalan dünyadan çektim elimi,
Meftuni(-i) nihan var sen ne olacaksın
 
Çoklar aşk yolunda verdi serini,
Dağlar çekemezdi ah ü zarını,
Daha öldürmedin nefsin birini,
Ruhsati, külhan var sen ne olacaksın? (Ruhsati)
 
 
 
Raz: Sır
Beka: Sonsuzluk, ebedilik
Dar-ı fena: Ölümlü dünya
Masiva: Tasavvuf felsefesine göre Tanrıdan başka her şey,
Ebyat: Beyitler
Külhan: Hamamlarda ateş yakılan yer, burada: cehennem
 
 
 
 
 
 
 
 
Nereye Gitti?
 
Karlar altında kardelen gibi gülebiliyor musun?
Soğuğa, sıkıntıya rağmen sevebiliyor musun?
Sahi; "sevgi" nereye gitti? 
Bir kadın adı ve isim olarak mı kaldı dillerde?
Yoksa solmuş, pörsümüş bir gül gibi ellerde?
"Sana geliyorum sevgilim" diye yürünen yollarda?
Bu sözler edebiyatta mı kalacaktı;
Yunus ne güzel demiş mi olacaktı?
Mesnevi’de şiir mi bulacaktı?
Resul sevgiden söz ediyor;
Yaratan; “sevgisiz kalmayın diyor!
Sevgi nedir mi?
Âdem olmak, Havva olmak, Hacer olmak,
İbrahimce ateş içinde gülü bulmaktır.
Nuh gibi Dermesil’i suya boğmak,
Musa olup, Firavun sarayında sefa bulmak, 
Âsiye olup, zalim yanında Hakka ermektir.
İsa gibi; “teslise geçit yok” diyebilmek,
Muhammed şuurunda hicrete yol almaktır!  

Yazarın Diğer Yazıları