Dik Duran Kazanır

Hayatta burnumuzun sürtülmemesi, rezil, rüsvay olmamak, yüzümüze tükürülmemesi için kararlı olmak, dik durmak çok önemlidir.  
Sabırla, dik duruşu, sabırla meskeneti ve mıymıntılığı birbirine karıştırmamak gerekir. Evet sabredeceğiz, sonuna kadar, ama sabrın yanında dik duruşumuzdan da taviz vermeyeceğiz. 
 “Sırtına vur ekmeğini elinden al, Ahmet’in öküzü, ne yüklersen götürü, herşeye eyvallah, sağ yanağına vurana, “sol yanağıma da vur”….anlayışı yoktur bizim inancımızda. 
Eskimeyen, pörsümeyen, zamanı geçmeyen ve yürürlükten kalkmayan şu ilkelere bir bakalım;
“Yalanlayanlara, yemin edip duran aşağılık, durmadan kusur arayarak kınayan, devamlı söz taşıyan, iyiliği engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba, soysuz kimseye, oğulları, malı mülkü, makamı vardır diye sakın boyun eğme!” (Kalem/8-10-11-12-13-14)
“Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen, mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibisin!” (Mümtehine/5)
   “Sakın, Allah’la beraber başka ilahlara yalvarma!” (Şuara/213)
“İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra peygamber’e karşı gelenler, hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.” (Muhammed/32)
“Kendilerine hainlik edenleri savunma! Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez!” (Nisa/107)
“Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen âhiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.” (Mümtehine/ 13)
“Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de, Allah nurunu tamamlayacaktır!” (Saff/8)
“Tevrat’la yükümlü tutulup da, onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini inkâr eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez!” ( Cum’a/ 5)
Dik duruş örneğimizi her gün beş vakit namazımızın her rekatında tekrar ederek ahdimizi, Rabbe verdiğimiz sözümüzün arkasında durduğumuzu vurguluyoruz; “yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazap ettiklerinin, sapanların yoluna değil” diyerek. 
  Kur’an; Müslümanların ilkeler kitabıdır. Düşünmeye, fikir üretmeye, akıl yormaya yönelik ayetler, “temiz toplum oluşturmak ve adam olma”yı öne çıkaran ilahi fermanlarla doludur. 
Müslüman; düşünen, fikir üreten, beyni terleyen, dertli insandır. Toplumun derdi, Müslümanın derdidir. Toplumla ilgilenmeyen, olumsuzluklara ses çıkarmayan, olumlu olaylara ilgisiz kalan, bana neci tavırlar… müslümana yakışmaz. Kur’an, mıymıntı Müslüman istemez. İnceleyin peygamberlerin hayatını; hiçbirisi bir köşeye çekilip toplum meselelerine ilgisiz kalmamışlardır. 
“İnandık, Müslüman’ız” diyorsak. Lafla Müslümanlık olur mu? Her türlü; inanca, Kur’ana aykırı, Allah’ın ve resulünün hoşuna gitmeyen işler yapacağız, sonra; “elhamdülillah Müslüman’ım” diyeceğiz! İnsanlara şirin görünmek için; Allah’ı, Peygamberi, Kur’an’ı referans göstereceğiz fakat iş uygulamaya geldi mi yan çizeceğiz! 
Makamını korumak için değil, doğruyu, doğru olduğu, herkese yarar sağladığı için söylemek ve uygulamak, “yalakalık” tabir edilen ve güne göre, duruma göre durum değiştiren insanlar topluma bir şey veremezler! Dik duran insanlar; herkese kucak açar. İşine geldiği gibi değil, asıl olması gerektiği gibi olur. Başkalarına yaranmak, şakşaktan zevk almak, iki yüzlülük yapmak, günü kurtarmaya çalışmak…şahsiyetli olanların özelliği olamaz.   
 

Yazarın Diğer Yazıları