SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması çoktandır gündemde. Özellikle CHP, bu konuyu sık sık gündeme getiriyor. CHP eski genel başkanı Deniz Baykal zamanında konu açılmıştı. Ancak o zaman bazı vekiller ve fikir yürütenler, “dokunulmazlık, sadece kürsü ile sınırlı olup, bunun dışındakiler kaldırılmalıdır. Hayır tamamen kaldırılmalıdır, asla kaldırılmamalıdır…” boyutuna gelip dayanmıştı.
Dokunulmazlık; ülkeye, insanlara, barışa, birlik ve beraberliğe zarar verecek her türlü hareketi yapmak, ahlaki ilkelere saygısızlıkta bulunmak, terör örgütleriyle birlik olup memleketi satmak, “gelin kardeşim şu başımızdaki terör belasını el birliğiyle yok edelim” çağrılarına olumsuz cevap vermek, her zaman toplumu germek, TBMM’de yemin etmeyi terk edip, Diyarbakır’da kendi konseylerini kurup, güya; “Diyarbakır bizim başkentimiz” diyerek, ikilik ve fitne tohumları saçma aymazlığına düşmek!
Teröristlerle kucaklaşmak, onlara cesaret vermek, Böyle bir atmosfer oluşturmalarına rağmen, dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda ülkeyi büyük bir tehlikenin beklediğini söyleyecek kadar gözü dönmüş sözler sarf etmek!
Bunun yanında; milletvekilliğine yakışmayan işler içinde olmak… hepsini bir araya topladığımız zaman hiç kimsenin tasvip etmediği, benimsemediği ve en önemlisi de; seçmenlere karşı bir saygısızlık içine girdiklerini bilmeliler. Bilhassa, “ben vekil olarak her şeyi yaparım, kimse bana karışmaz, karışamaz” anlayışının yıkılması gerekir.
Kim ne derse desin, böylesine olumsuzluklar sergileyenlerin gerekli yaptırımla karşılaşması şarttır. Nasıl ki bir vali, bir kaymakam, bir Müdür, bir öğretmen, bir kamu görevlisi… rast gele hareket edebilir mi? kanunları, yönetmelikleri, kuralları hiçe sayarak sorumsuzca bir tavır sergileyebilir mi? durum bu kadar açık ve net olunca, Milletvekillerinin de gerektiği hallerde dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla kıyamet kopmaz. Aksine daha dikkatli, daha hassas davranışa sergilenir. TBMM, yolgeçen hanı değildir. Halkın seçip, onun adına iş yürütmekle görevli olan insanların, daha fazla göz önünde olmaları sebebiyle, diğerlerine göre ayaklarını bastıkları yeri iyi seçmeleri gerekir diye düşünüyorum.
Televizyonlarda, şu günlerdeki birinci gündem maddesi; “dokunulmazlıklardır”. Aman efendim ne ahkamlar kesiliyor, ne konuşmalar yapılıyor, ne potlar kırılıyor! Dahası ne tehditler savruluyor! Hatta “BDP kapatılacak mı?” diye soranlar bile çıkıyor.
Valla, adı demokrasi de olsa, kimse demokrasinin ardına saklanarak, gelişigüzel tutum sergileme lüksüne sahip değildir. Eğer böyle olursa onun adına demokrasi denmez. Demokrasi; ben istediğimi yapma özgürlüğüne sahibim demek değildir. Demokrasi; ülkede kan gövdeyi götürsün, herkes birbirinin canına kıysın, terörle yatsın, terörle kalksın… demek hiç değildir.
Ya adam gibi olunur, ya da gerekli yaptırımlarla karşılaşılır. Ya bu güzelim vatanda; terörsüz, kavgasız, hilesiz, Bizans oyunu oynanmadan birlikte yaşanır, ya da sizi hizaya getirenler bulunur!
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ