SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Dostlarla görüşmek, Ramazanlarını tebrik etmek ve hasbihal etmek için çarşıya indim erkenden. Âdetimdir, mutlaka şehre erkenden iner, işlerimi bir an önce bitirmek isterim. Saat 10.00 olmasına rağmen dükkanlar açılmamış, piyasa sakin ve sessizdi. Ramazanın etkisi elbette vardı. Ticari hayat, öğleden sonra canlanıyordu Ramazan ayında. Bu, yeni yeni böyle olmaya başladı. Halbuki benim çocukluğumda sabah namazından sonra esnaf dükkanlarını açar, akşam namazı kılındıktan sonra kapanırdı. Şimdi bu uygulama yerini, geç açıp, geç kapatmaya bıraktı! Ramazan olmasa da artık en erken 09.00'da açılıp, gece geç saatlere kadar açık kalıyor ve ticari hayat devam ediyor.
Bazı dükkanlar açılmaya başladı. Ama piyasada insan azdı. Bendenizin ziyaret edeceği dükkanlardan bir kısmı açıktı. Fakat bizzat görüşmem gereken işyeri hala açılmamıştı. Burası ötedenberi erken açar, erken kapatır dükkanını. Babasından öyle görmüşlerdi. Buraya girdim, selam verip oturdum. Sordum dükkandaki dosta;
-"Urfa Baklavacısı hala açmamış. Bir sorun mu var?” diye sordum. Verdiği cevap hayretime gitti. Şöyle dedi;
-"Hayır hocam, onlar saat 12.00- 13.00 arası açarlar. Gece geç saate kadar çalışırlar. Tatlı işi iftara yakın daha çok gidiyor da o bakımdan.”
Eski dost, can dost dükkancıyla, dünden, babasının sağlığındaki işlerden, insanlardaki erdemlerden, İslami şuurdan söz ettik. Şu sözleri gerçekten dikkat çekici ve bizim ders almamıza yönelik;
-"Hocam eskiden, bizim çocukluğumuzda, insanların sözü senet gibiydi. Söz verdiği zaman mutlaka o gün, o saatte yapılır ve borç ödenirdi. Herkes birbirine karşı saygılı, ticari hayat ahlaki ilkelerle işlerdi. Bugüne geldiğimizde, kimse borcuna sadık değil. En güvenilir dediğin adam, fırıldak peşinde. İnanın, borç defterimiz kabarık. Aylar, yıllar olmuş hala borcunu ödemeyenler var. İstediğimiz zaman, senden kötü kimse olmuyor. Üstüne üstlük bir de tavır yapıyor! Hocam, ticaret zorlandı. Gençler, bir an önce zengin olmak, köşe dönmek hayaliyle, kredi çekiyor. Bir işyeriyle yetinmiyor, etrafa birden çok işyeri açarak adını meşhurlar listesine yazdırmak sevdasında. Borcu borçla, krediyi krediyle kapatma işinde. Asıl, işyeri açılırken, samimiyet, dürüstlük, yerini; nasıl olur da, ortağıma kazık atarım, nasıl olur da, milleti dolandırırım..gibi temiz ve helal aşına haram katma aldı.
Elbette bu dediklerim genel değil. Temiz, alnının teriyle, helalinden kazanan esnaf, tüccar, sanayicimiz tabii ki var. Bu değerli insanlar, vatanımızın bel kemiği. Ülkemiz kalkınması için gece gündüz çalışıp, ekonomik açıdan mücadele veriyor.
Muhabbeti bitirdim. Artık dönmem gerekti. Bendenizin görüşeceği dükkan açılmadığı için fazla beklemenin anlamı yoktu. Yine de, acaba gelir mi diye, vakit kazanmak açısından, Piri paşa çarşısı önünden, Türbe caddesi üzerinden ilerliyordum. Kaldırım üstünde iki kişi oturuyor. Birisi bana dikkatlice bakıyor. Hiç gözlerini ayırmıyor. Bendeniz de;
-"ne oluyor yahu. Neden bu adam bana dikkatli bakıyor? Beni tanımak mı istiyor yoksa?” derken yanlarından geçmek üzereydim ki, o dikkatli bakan;
-"Abi adınız Kazım mı?” dedi.
-"Evet” dedim.
-"gel otur abi. Seni Allah gönderdi. Çoktandır görüşmek istiyor, minnettarlığımı, teşekkürlerimi tekrar arz etmek istiyordum. Rabbime ne kadar şükretsem az” dedi.
-"Kendini tanıt bakayım” deyince,
-"Sen Dost eli derneğinin Başkanıydın. Dernek yeni kurulmuştu. Ben de hapisten yeni çıkmıştım. İş yok, kimse, hapisten çıkana iş vermiyor. Evde ne ekmek var, ne yemek. Yemek pişirmek için tüp yok. Hanım, yemek yapmak için tüp getirmemi istedi. Ne bakkal, ne esnaf bir tüp alıp yardımcı olmuyordu. Yolum, Dost eli Derneğine düştü. Dernekte sen vardın. Yanına uğradım, derdimi anlattım. Kimse bana tüp almak için elini uzatmazken, sen tüp almış, evimizde yemek pişmesini sağlamıştın. Bu iyiliği unutabilir miyim? Allah, seni iki cihanda mutlu etsin, ayağına taş değmesin. Ne muradın varsa versin. Zamanında bir suçtan dolayı hapse girdim ama şimdi tövbe ettim, temizlendim. Allah bir daha o günleri göstermesin…” dedi.
Dost eli derneğinin şu an başkanı olmadığımı, ama halen derneği yönetenlerin, dünyaya açıldığını, yoksullara, muhtaçlara elini uzatmaya devam ettiğini belirttim.
Dost ziyaretlerinde sürprizler yaşanabilir. Bu yüzden; Ziyaret, Ziyafet, Zarafet… denir.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ